Tiyatro sahnesi, zamanın nabzını ölçen görünmez bir saat gibidir; her temsil, bir dönemin ruhunu, insanın iç çatışmalarını, toplumun sarsıntılarını sahneye taşır. Anton Çehov’un Vanya Dayı adlı oyunu, bu saatlerin en melankolik ama en dürüst olanlarından biridir. Bir Rus köyünde, bir malikanenin içinde, yaşanmamış hayatların, ertelenmiş hayallerin ve tükenmiş sabrın hikâyesini anlatır. Ama bu metin yalnızca Rusya’da, 19. yüzyılın sonunda kalmaz; İstanbul’da, Kadıköy’de, devlet tiyatrolarının sahnesinde yeniden doğar, her yeni temsille hem kendi tarihini hem de bizim bugünü yeniden yazar.
Bu yazıda Vanya Dayı oyun tarihleri etrafında, sahnelenme serüvenine, oyunun iç dünyasına ve günümüz Türkiye’sindeki kültür-sanat iklimiyle ilişkisine bakan uzun bir yolculuğa çıkacağız. Bir takvim yaprağına sıkışmış kuru tarih bilgisi değil; sahnenin tozuyla, koltuğa oturan seyircinin iç sesleriyle, tiyatronun mimarisiyle, festival afişleriyle örülü bir anlatı olacak bu. Hem bir rehber, hem bir meditasyon, hem de Çehov’un zamana meydan okuyan tiyatro felsefesine küçük bir selam...
Vanya Dayı: Bir Oyunun Doğum Tarihi ve İlk Sahnelenişi
Vanya Dayının tarih çizelgesini anlamak için önce metnin doğduğu ana, Rusya’ya dönmek gerekir. Anton Çehov’un bu trajikomik başyapıtı, 1897 yılında yayımlanmış ve ilk kez 1899’da Moskova Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir.[5] Çehov’un kalemi, o yıllarda Rusya’nın ekonomik ve toplumsal çalkantılarla dolu atmosferini yakından hissediyordu; çalışarak ayakta kalmaya çalışanlarla, emeğin üzerinden geçerek gösterişli yaşam sürenler arasındaki uçurum, onun oyunlarında keskin bir yankı bulur.[5]
Oyun, bir taşra malikanesinde geçen gündelik ama derin çatışmaları anlatır: Vanya ve yeğeni Sonya namusuyla çalışan, kazançlarıyla yetinen insanlardır; karşılarında ise profesör Serebryakov ve genç karısı Yelena durur: çalışmadan, başkalarının emeği üzerinden kurulu gösterişli bir hayatın temsilcisi.[5] Bu çatışma, sadece ekonomik bir tartışma değildir; aşkı, hayal kırıklığını, yaşlanmayı, boşuna geçirilmiş yılları, anlam arayışını sahneye taşır.
Çehov’un tiyatro dili, melodramın yüksek tizlerinden çok, gündelik hayatın alçak frekanslarına ayarlıdır. Büyük olaylar değil, küçük kırılmalar, bir bakışın içinde gizlenen öfke veya teslimiyet, susmanın ardına saklanmış çığlıklar önemlidir. Vanya Dayı bu açıdan, bir dönemin ruh portresi olduğu kadar, insanın değişmeyen iç çelişkilerinin teatral günlüğüdür.[4][5]
Vanya Dayı’nın Türkiye Serüveni: Çehov’un Dilinin İstanbul’a Çevrilmesi
Bu Rus köyündeki hikâye, yıllar içinde dünyanın pek çok sahnesine uğradı; sinemaya uyarlandı, farklı dillere çevrildi, yönetmenlerin elinde farklı yorumlar kazandı.[3][5] Türkiye’de ise Vanya Dayı, hem bağımsız tiyatroların sahnesinde hem de Devlet Tiyatrolarının repertuvarında yer buldu. Türkçe çeviriler, oyunun içindeki o ince melankoliyi, mizahı ve toplumsal eleştiriyi yerel dile taşırken, sahnelemeler de dönemin politik ve kültürel ruhuna göre oyuna farklı gölgeler ekledi.
İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvarında Vanya Dayı bir “büyük oyun” olarak yer alıyor; iki perdeli, yaklaşık 165 dakikalık bir sahne yolculuğu sunuyor.[3] Oyunun etkinlik bilgilerinde 13+ yaş sınırı vurgulanıyor; bu, hem hikâyenin ruhsal yükü hem de sahnedeki temaların yetişkin dünyasına yakınlığıyla ilgili bir karar.[3]
Devlet Tiyatroları versiyonunun yaratıcı kadrosunda önemli isimleri görüyoruz: Oyunun yazarı elbette Anton Çehov; çevirisi öncelikle Johannes von Guenther tarafından yapılmış, ardından Almancadan Türkçeye Behçet Necatigil tarafından aktarılmış.[3] Necatigil’in edebi hassasiyeti, Çehov’un dilindeki o ince iç ritmi Türkçeye taşırken, oyunun yönetmen koltuğunda Mehmet Birkiye oturuyor.[3] Birkiye’nin sahne vizyonu, Devlet Tiyatrosu kadrosuyla birlikte, Çehov’un yer yer sükûnet, yer yer iç patlama dolu atmosferini mekanlara, ışığa ve oyunculuklara yaymaya çalışıyor.
Bu uzun süreli bir oyun; 165 dakika boyunca seyirciyi sahneyle bir meditasyon alanına dönüştürüyor.[3] Çehov’u sahnede izlemek, hızlı tüketilen görsel içeriklerin dünyasında alışılmadık bir yavaşlama deneyimi. Vanya Dayı, tempolu bir aksiyonla değil, ağır ağır çöken bir ruh haliyle ilerler: Profesörün gelişi, Yelena’nın varlığı, Sonya’nın sabrı, Vanya’nın isyanı... Hepsi, bir günün içinden bir hayatın bütününe uzanan bir duygu çizgisi kurar.
Oyun Tarihleri: İstanbul’un Sahnesinde Vanya Dayı
Devlet Tiyatroları Programında Vanya Dayı
Vanya Dayı’nın sahneden seyirciyle buluştuğu takvim yaprakları, tiyatro sezonlarıyla birlikte değişir; her yılın programına göre belirlenen tarihlerde, farklı sahnelerde perde açar. İstanbul Devlet Tiyatroları, oyun için ayrıntılı etkinlik bilgisi verirken oyunun türünü, süresini ve yaş sınırını da belirtir.[3] Ancak detaylı, sezon bazlı takvimlerin tamamı her kaynakta bulunmaz; tarihlerin tam listesi genellikle ilgili sezonun resmi programlarında yer alır.
Yine de, oyunun varlığını ve sahnelenme sürekliliğini gösteren somut ipuçları mevcut. İstanbul Devlet Tiyatroları’nda Vanya Dayı, “Büyük Oyun” kategorisiyle, repertuvarda önemli bir yer işgal ediyor.[3] Bu tür, uzun soluklu, dramatik yoğunluğu yüksek, sahne tasarımının ve oyuncu kadrosunun geniş olduğu yapımları işaret ediyor. Yani Vanya Dayı, yalnızca bir sezonluk bir misafir değil; Çehov’un kalıcılığının da bir ifadesi olarak programda yerini alan bir klasik.
Kadıköy’den Bir Tarih: Caddebostan Kültür Merkezi’nde Vanya Dayı
Çehov’un metni, İstanbul’un Anadolu yakasına da uğruyor. Kadıköy’ün kültür-sanat damarlarından biri olan Caddebostan Kültür Merkezi, Tiyatro Stüdyosu yorumuyla bir Vanya Dayı temsiline ev sahipliği yapıyor. Bu gösterimde, oyun 25 Ocak Salı günü saat 20.30’da izleyiciyle buluşuyor.[7]
Kadıköy’ün bu sahnesinde oyuna hayat veren isimler arasında Mehmet Ali Kaptanlar, Emrah Elçiboğa, Defne Gürmen Üstün ve Ezgi Bakışkan bulunuyor.[7] Tiyatro Stüdyosu’nun yorumu, büyük devrimin arifesindeki Rusya’yı fon olarak kullanırken, sahneye umutsuz aşkların, mutsuz ve çaresiz insanların hikâyesini getiriyor.[7] Bir Rus köyünde geçen oyun, Kadıköy’deki bir salonda, bugünün seyircisinin kendi ruh iklimine de dokunuyor; devrim arifesi Rusya’sıyla, ekonomik ve toplumsal değişimlerin eşiğindeki Türkiye arasında görünmez bir köprü kuruluyor.
25 Ocak tarihli bu temsil, aslında bir tiyatro takvim yaprağından fazlasını sembolize ediyor: Kadıköy’de, sinema salonları, sahneler, kitapçılar ve kafelerle örülmüş kültür hattının içinde, Vanya Dayı gibi klasik bir metnin, çağdaş yorumu ile yeniden dolaşıma girmesini gösteriyor.[7] Bu tarih, hem Çehov’un zamansızlığını, hem de İstanbul’un tiyatroya açılan kapılarının genişliğini işaret ediyor.
Etkinlik Takvimlerinde Yan Yana Gelen İki İsim: “Vanda Dayı” mı “Vanya Dayı” mı?
Arama sonuçlarında karşımıza ilginç bir ayrıntı çıkıyor: Bir etkinlik rehberinde, İstanbul Devlet Tiyatrosu’ndan oyunların sıralandığı bölümde, “Vanda Dayı”Mecidiyeköy Büyük Sahne programında, bu adla bir oyun görünmekte.[1] Ancak tiyatro tarihine, Çehov’un eserlerine ve Devlet Tiyatroları repertuvarına baktığımızda, “Vanda Dayı”yazım hatası söz konusu.
Çehov’un ünlü oyununun Türkçedeki adı “Vanya Dayı”’dır; Ekşi Sözlük gibi kaynaklarda da oyunun bu şekilde anıldığı, Anton Çehov’un “meşhur oyunlarından biri” olarak tanımlandığı görülür.[4] Bu nedenle, “Vanda Dayı”Vanya Dayı’nın yanlış yazılmış bir versiyonu
Mecidiyeköy Büyük Sahne’de 11-12 Nisan“Vanda Dayı”Vanya Dayı
Devlet Tiyatrosu ve Kentin Tiyatrosu: Oyun Tarihlerinin Arka Planındaki Kurumsal Takvim
Oyun tarihlerini anlamak, yalnızca tek tek gösterimlere bakmak değil; tiyatro kurumlarının sezonsal ritmini de kavramayı gerektirir. Türkiye’de Devlet Tiyatroları, her yılın ekim ayının ilk haftasında perdelerini açar.[9] Van Devlet Tiyatrosu örneğinde, kurumun 3 Ekim Perşembe günü “Gelin Kaynana (Antika Düşkününün Ailesi)” adlı oyunla sezona başladığı belirtiliyor.[9] Bu bilgi, Devlet Tiyatroları’nın sezon açılış alışkanlığını ve takvim düzenini gösteriyor.[9]
Bu takvim yapısı, İstanbul Devlet Tiyatrosu için de geçerlidir; yeni sezonda, repertuvar oyunları – Vanya Dayı gibi büyük klasikler – belirli salonlarda, belirlenmiş gün ve saatlerde sahneye konur. Oyun tarihleri, tiyatroyla ilişkili resmi sitelerin program takvimlerinde detaylı biçimde yer alır; ancak burada elimizde, sadece seçili etkinlik metinlerinden süzülen birkaç tarih ve sezon rutini var.[1][3][9]
Bu durum, tiyatro tarihlerini birer nokta değil, birer çizgi olarak düşünmek için bir davettir: Vanya Dayı, bir sezonda yalnızca birkaç temsil vermiş bir oyun değil; yıllara yayılan tekrarlarla, farklı sahnelerde, farklı yorumlarla, Türkiye tiyatro hafızasında yer etmiş bir metindir. Biz bugün yalnızca bazı tarihlere işaret edebiliyoruz: 25 Ocak11-12 Nisan
Van Kültür Yolu Festivali ve Tiyatronun Festivallerle Buluşan Takvimi
Oyun tarihleri yalnızca klasik salon takvimleriyle sınırlı değil; şehir festivalleri de tiyatroya yeni sahneler, yeni bağlamlar sunuyor. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Van ayağı olan Van Kültür Yolu Festivali, kentin dokuz günlük bir kültür maratonuna dönüştüğü geniş bir program sunuyor.[6][8][10][11] Bu festivalin 11-19 Temmuz
Van Kültür Yolu Festivali kapsamında kent, konserler, sergiler, söyleşiler, atölye çalışmaları ve gastronomi etkinlikleriyle bir kültür haritasına dönüşüyor; tiyatro oyunları da bu programın önemli bileşenlerinden biri.[8][10][11] İlgili açıklamalarda, Van Devlet Tiyatrosu’nun da bu coşkuya ortak olacağı, çocuklar için kurulan dev Çocuk Köyü’nde tiyatrolar ve atölye etkinliklerinin yer alacağı ifade ediliyor.[10] Bu, tiyatronun, klasik sezon takviminden çıkarak festival atmosferinin içine taşınmasını anlatıyor.
Van Kültür Yolu Festivali’nin programında Vanya Dayı adına doğrudan bir gönderme bulunmuyor; ama tiyatronun festival bağlamına taşınması, Çehov gibi dünya klasiklerinin bu tür etkinliklerde sahne bulmasının önünü açan bir kültürel iklim yaratıyor.[8][10][11] Van Devlet Tiyatrosu’nun ulusal ve uluslararası düzeyde daha görünür olma çabası, “Van Devlet Tiyatrosu dünyaya açılıyor” başlığıyla aktarılan açıklamalarda da görülebilir; kurum, yeni sezonu Goldoni’nin oyunuyla açarken, repertuvarını farklı türlerle, farklı klasiklerle zenginleştirmeye hazırlanıyor.[9]
Böylece oyun tarihleri, yalnızca tekil temsil günleri değil; şehirlerin kültür takvimi, festivallerin ritmi ve kurumsal sezonların kesişme noktaları haline geliyor. Vanya Dayı, bu büyük resimde, her an yeniden sahneye çağrılabilecek bir klasik olarak duruyor: Kimi zaman Kadıköy’de, kimi zaman Mecidiyeköy’de, kimi zaman Devlet Tiyatrosu’nun ağır perdeleri ardında.
Vanya Dayı’nın İç Dünyası: Tarihler Arasında Gezen Temalar
Oyun tarihlerini konuşmak, kaçınılmaz olarak oyunun iç dünyasını da sahneye çağırır. Çünkü hangi tarihte perde açtığı, çoğu zaman hangi ruh haline denk geldiğini de anlatır. Vanya Dayı, insanlar arasındaki ilişkileri, toplum ahlakını ve liyakatsiz insanların toplumda saygın konuma gelebilmesini
Vanya, yıllarını bu profesör için, onun malikanesinde çalışarak geçirmiştir; zamanla fark eder ki, hayatı başkalarının idealleri için harcamıştır. Yelena, güzelliğiyle ve sıkışmışlığıyla sahnenin en karmaşık figürlerinden biridir; Sonya ise suskun ama dayanıklı bir iyimserlik taşır. Bu karakterler, her temsilde, her tarihte, her sahnede yeniden doğarlar. Takvimde “11 Nisan” veya “25 Ocak” yazıyor olabilir; ama içeride, sahnede, zaman başka bir biçim alır. Çehov tiyatrosu, dış dünyanın tarihini iç dünyanın yıpranmış saatleriyle çarpıştırır.
Ekşi Sözlük’te oyundan söz eden yorumlarda, Vanya Dayının “insanlar arasındaki ilişkileri ve toplum ahlakını” ele alan bir eser olduğu vurgulanır; liyakat tartışması, bugün çok tanıdık bir politik ve toplumsal tema olarak karşımızda duruyor.[4] Profesör örneğinde olduğu gibi, hak etmeden saygın konuma gelen kişiler, oyunda bir eleştiri odağıdır; bu, tarihten bugüne uzanan bir çizgi çizer ve oyunun her yeni sahnelenişinde izleyiciye farklı çağrışımlar açar.[4][5]
Bu nedenle, Vanya Dayı oyun tarihleri yalnızca takvimsel bilgi değil; hangi dönemde, hangi toplumda, hangi ruh hali içinde seyredildiğinin de bir göstergesidir. 19. yüzyıl sonu Rusya’da yazılan metin, 21. yüzyıl Türkiye’sinde farklı bir anlam katmanı kazanır: Ekonomik belirsizlikler, kültürel kutuplaşmalar, liyakat tartışmaları ve bireysel tükenmişlik duygusu, oyunun içindeki temalarla şimdi yeniden kesişir.
Sahne, Salon, Seyirci: Vanya Dayı’nın Mekânsal Dokusu
Oyun tarihleri, mekânlarla birlikte düşünüldüğünde anlam kazanır. Mecidiyeköy Büyük Sahne, Caddebostan Kültür Merkezi, Devlet Tiyatroları sahneleri... Her biri, kendi mimarisi, akustiği, koltuk sızırtıları ve fuaye uğultusuyla Vanya Dayı’ya farklı bir atmosfer kazandırır.[1][3][7]
Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, 11-12 Nisan tarihlerinde programda görülen “Vanda Dayı” ibaresi, büyük olasılıkla Vanya Dayı’ya işaret ediyor; bu salonun yüksek tavanları, geniş seyirci kapasitesi ve klasik tiyatro düzeni, Çehov’un karakterlerinin yalnızlıklarını ve iç sıkışmışlıklarını sahnenin mimari çıplaklığında daha da görünür kılar.[1] Caddebostan Kültür Merkezi ise, Kadıköy’ün sinema ve tiyatro damarlarıyla iç içe geçen bir kültür mekânı olarak, Tiyatro Stüdyosu’nun Vanya Dayı yorumuna daha butik ama yoğun bir atmosfer sunuyor.[7]
Devlet Tiyatroları sahnelerinde ise, oyun, kurum repertuvarının bir parçası olarak, belirli estetik ve teknik standartlarla sahneleniyor. Behçet Necatigil çevirisi, Çehov’un dilini Türkçede incelikle yeniden kuruyor; Mehmet Birkiye’nin yönetmenliği, Devlet Tiyatrosu oyuncularının deneyimiyle birleşerek, oyuna hem klasik hem çağdaş bir yorum katıyor.[3]
Bu mekânsal dokuda, her temsil günü, aynı metnin farklı bir bedenlenme biçimi oluyor. 25 Ocak’ta Kadıköy’de izlenen Vanya Dayı ile 11 Nisan’da Mecidiyeköy’de izlenen Vanya Dayı, metin olarak aynı olabilir; ama salonun ruhu, seyircinin profili, dönemin politik atmosferi ve oyuncuların o günkü iç halleri, oyunu her seferinde biraz değiştiren unsurlar.[1][7]
Çehov’un Zamanı ve Bizim Zamanımız: Oyun Tarihlerini Bir Felsefi Çizgi Olarak Okumak
Vanya Dayı oyun tarihleri, ilk bakışta bir etkinlik rehberi bilgisi gibi görünebilir: 11-12 Nisan, 25 Ocak, 3 Ekim sezon açılışı...[1][7][9] Ama metnin kendi doğum tarihi ve ilk sahneleniş tarihi olan 1897 ve 1899,[5] bu takvim yapraklarını başka bir anlamla doldurur. Bir yandan, Moskova Sanat Tiyatrosu’nun sahnesinde Stanislavski yönetmenliğinde başlayan bir yolculuk; diğer yandan, İstanbul’un ve Türkiye’nin sahnelerinde, yüzyılı aşan bir gecikmeyle ama hâlâ taze bir anlamla devam eden bir seyir...
Çehov’un oyunu, her yeni tarihte, bir tür oyun felsefesi
Bu yüzden, oyun tarihlerini yalnızca “ne zaman oynanıyor?” sorusunun cevabı olarak değil; “hangi zamanda, hangi toplumda, hangi ruh haliyle karşılanıyor?”
Son Söz Yerine: Vanya Dayı’nın Takvime Sığmayan Uzun Ömrü
Bu uzun yazı boyunca, Vanya Dayı oyun tarihlerini ve bu tarihlerle ilişkili mekânları, kurumları, festivalleri, çevirileri ve temaları konuştuk. Elde olan somut tarihler sınırlı: 1897 yayın tarihi, 1899 Moskova ilk sahnelenişi;[5] Devlet Tiyatroları’nda büyük oyun olarak yer alması ve iki perdeli, 165 dakikalık yapısı;[3] Kadıköy’de Tiyatro Stüdyosu yorumunun 25 Ocak Salı 20.30’da Caddebostan’da sahnelenmesi;[7] İstanbul etkinlik rehberinde Mecidiyeköy Büyük Sahne programında 11-12 Nisan’da “Vanda Dayı” ibaresiyle anılması;[1] Devlet Tiyatroları sezon açılışlarının ekim ayının ilk haftasında gerçekleşmesi ve Van Devlet Tiyatrosu örneği;[9] Van Kültür Yolu Festivali’nin 11-19 Temmuz tarihlerinde tiyatro dahil pek çok etkinliği barındırması.[6][8][10][11]
Ama Vanya Dayı’nın ömrü, bu tarihlerle sınırlı değil; her yeni seyircinin zihninde, her yeni sahne yorumunda, her yeni festival programında, takvime sığmayan bir devamlılık taşıyor. Bu yazı, yalnızca bazı tarih noktalarını işaret edebildi; tam bir oyun takvimi için, her sezonun detaylı resmi programlarına bakmak gerekir. Yine de, Çehov’un bu eserinin Türkiye’deki izlerini sürmek, tiyatronun zamanla kurduğu karmaşık ilişkiyi gösteriyor: Aynı metin, farklı tarih ve sahnelerde, her seferinde yeni bir ışık altında okunuyor.
Ve belki de en önemlisi: Vanya Dayı, hangi tarihte oynanırsa oynansın, seyirciye aynı temel soruyu soruyor – “Bu hayatı kimin için yaşıyoruz ve ne zaman fark ediyoruz?” Takvimler değişiyor, sahneler değişiyor, ama bu soru, tiyatronun en kalıcı dekoru olarak sahnede kalıyor.
Kaynakça
- [1] İstanbul için hafta sonu etkinlik rehberi, Diken – İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunları listesi ve Mecidiyeköy Büyük Sahne’de “Vanda Dayı” ibaresi.
- [3] Biletinial – “Vanya Dayı İstanbul Devlet Tiyatroları Oyunu” etkinlik bilgileri (yazar, çevirmen, yönetmen, süre, yaş sınırı).
- [4] Ekşi Sözlük – “vanya dayı” başlığı; oyunun temaları, toplum ahlakı ve liyakat eleştirisi üzerine kullanıcı yorumları.
- [5] Türkçe Vikipedi – “Vanya Dayı” maddesi; oyunun yazılış yılı, ilk sahneleniş tarihi, temel konu ve karakterler.
- [6] Festivall – “Van Kültür Yolu Festivali” sayfası; festivalin tarihleri ve genel çerçevesi.
- [7] Gazete Kadıköy – “Kadıköy’den Tiyatro: Vanya Dayı Tiyatro Stüdyosu” haberi; Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki temsil tarihi ve oyuncu kadrosu.
- [8] Şehrivan Gazetesi – Van Kültür Yolu Festivali’nin tarihleri ve program ögeleri hakkında haber.
- [9] İletişim Başkanlığı – “Van Devlet Tiyatrosu dünyaya açılıyor” haberi; Devlet Tiyatroları sezon açılış tarihleri ve Van Devlet Tiyatrosu örneği.
- [10] Yeniçağ Gazetesi – Van Kültür Yolu Festivali üzerine haber; festivalde tiyatro, konser ve atölye etkinlikleri bilgileri.
- [11] Mynet – Van Kültür Yolu Festivali’nin 11-19 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen kültür etkinlikleriyle ilgili haber.