Perdelenin Aralanışına Hazır Mısınız?
Her tiyatroseverin elinde bir tiyatro bileti olduğunda yaşadığı o tatlı heyecanı biliyor musunuz? Hele de bir biletin ardından, bir bodrum katında geçen ve hayatın yeraltı dehlizlerine projectör tutan bir oyun izleyecekseniz... İşte Son Zenne, tam göbekten yakalıyor sizi: Koltuklarınızda tepecik gibi oturduğunuz anlarda, hayatı baş aşağı çeviren hikâyelere tanık olmanın şaşkınlığını iliklerinize kadar hissettiriyor. Kısacası, bilet bulmanın heyecanı, bir “Zenne”nin hikâyesine karışmanın lezzetiyle birleşince ortaya tiyatro dünyasının o meşhur ‘ekstra soslu’ gecesi çıkıyor.
Son Zenne: Kimdir, Nerededir, Ne Ayaktır?
Haydi şimdi soralım: Bu Son Zenne nedir, nereden çıkmıştır?
- Zenne kelime olarak, ortaoyunlarında kadın kılığında oynayan erkek oyuncuya verilen isimdir. Aman karıştırmayın, ille de eşcinsel olması gerekmiyor – tıpkı Antik Yunan’da erkeklerin tüm rolleri üstlenmesi gibi buradaki ‘zenne’ de bir kültürel motif! Fakat Son Zenne sahnede ne kadın ne erkek ne “tam olarak o toplumun normalidir.” O, ötekidir; bağırıp çağıran, dans eden, acılarını göbek atarak unutan, bodrumlarda yaşamış bir kahramandır[3].
- Oyunun yaratıcıları arasında Serdar Saatman var: Hem oyun yazarı, hem yönetmeni. Oyuncu kadrosu ise Yarkın Ünsal, Sevtap Özaltun ve Cansu Fırıncı gibi oldukça havalı isimleri barındırıyor[1].
- Hikâyenin başladığı yerler, bayağı müzikholün bodrum katı. Küçük, loş, alkol damlamış masaların üstünde ya da arkasında hayatın rayından çıkmış iki karakter var: Bodrumun “züğürt” tanrısı Zenne ve ailesinden kaçan Nesime. Farklı dünyaların, aynı yalnızlığın iki parçası[2].
Ah Bodrum Katı! Bir Dansla Başlayan Dostluklar
Ay ışığının bile zor süzüldüğü o bodrum katında, Zenne nefes almak için dans ediyor. “Ben göbek atmıyorum, dans ediyorum!” gibi isyan cümleleriyle kendi yaşamını onarmaya çalışıp, her sahnede kendini yeniden buluyor. Biriktiği acılara göbek atmak mı terapi, yoksa havaya kalkan kolları bir tür direniş mi – buna siz karar verin! Bir gün Nesime’nin gelişiyle, Zenne’nin dünyası renkleniyor. Ne için kaçtığını bilmiyoruz, kimden kaçtığını hiç bilmiyoruz Nesime’nin... Bir bulmacanın eksik parçası gibi parmak ucuyla inmiş bodruma. Aralarındaki ilişki klasik: İki yalnız, iki “ötekileştirilmiş”, iki acı[2][3].
Toplumun Aynasından “Öteki”ye Bakış
Şimdi işin eğlenceli kısmını bir kenara bırakıp biraz toplumsal meseleye girelim – ha, merak etmeyin, ciddi söylüyorum ama espri de bana yakışır! “Son Zenne”, Türkiye’nin ataerkil, heteroseksist toplum yapısının iki yüzlü ahlakını sahnede kurcalıyor. Mahallenin ‘erkekliği’, kadından ve “normal” saymadığı cinsel kimliklerden hesap soran, kontrol etmeye çalışan, edemediğinde ise öfkelenip şiddete başvuran bir Şahin karakteriyle vücut buluyor[1][2].
Yani oyun aslında diyor ki: “Siz hiç Bodrum’da göbek atıp ağlayan bir kahraman gördünüz mü? E hadi buyurun!” Zor, acımasız, yer yer hüzünlü, yer yer öfke dolu. Ama hepsi içimizden bir parça. Zenne ve Nesime, birbirlerinin yaralarını, gün geçtikçe daha dikkatli sarmaya çalışıyorlar. Sonra sahneye acımasız Şahin belirince, işler iyice raydan çıkıyor: Zenne’yi istismar eden, Nesime’yi korkutan adam. Toplumun acımasız maskesi...
Kostümden Dekora: Bodrumun Dekadansı!
Bir Bodrumun Ruhu Nasıl Sahneye Taşınır?
- Sahne dekoru bodrumun pejmürdeliğini birebir yansıtıyor: Dağınık bir oda, kırık dökük hayaller... Mutfak arkası bir boşlukta yatıp kalkan Zenne’nin yaşamı sahneyi kaplıyor. Zenne’nin özlemleri, gizli gururu, yoksunlukları adeta bir tablo gibi uzanıyor karşımıza[3].
- Sahnenin her köşesinde dans figürleriyle duygu dalgalanmaları yaşanıyor. Müzikhol tozlu ama Zenne’nin sahnesi her zaman parlıyor. Alkışlar gelince zenne o bodrumun kralı oluyor, sahnenin eşit bireyi oluyor.
Son Zenne'nin Teması: Biraz Dram, Biraz Gözyaşı, Bolca Hayat
Bu oyunun belki de en ilginç yanı, toplumsal cinsiyet ve kimliklere uygulanan baskıları anlatması. Oyunu izlerken sadece Zenne’nin değil, herkesin hayattan nasibini aldığı bir “horgörü” dünyasıyla karşılaşıyorsunuz. Diyor ki oyun: “Hepimiz bir şekilde ötekileştiriliyoruz. Ne zaman sosyal medyada, mahallede, iş yerinde biri ‘farklı’ olsa hemen ayrıştırılır. Eh, sahnedeki karakterler de sizin karşı komşunuz olabilir!”[1][2]
Oyunun bir sahnesinde Nesime şöyle diyor: “Artık acılarımızın sonuna gitmek zorundayız. Acılar nerede bitecekse oraya kadar gitmek zorundayız… Tırnaklarımı kalbine geçirdim. Aşağı atarsan beni, göğsün baştan başa yarılır.” İşte tam orada, içimizdeki “öteki”ye, acıya dokunuyor oyun[3].
Zenne Dansını Konuşalım: Göbekten Terapilere Yolculuk
Her şey bir dansla başlıyor demiştik. Zenne’nin dansı sadece eğlence değil: Bir başkaldırı, bir unutma çabası, bir kendine sarılma, bir terapi. Alkışlar, dansın ritmiyle acıyı unutturuyor. Kenar köşede de olsa müzikhol müzikholdür sonuçta – Zenne için o bodrum da bir saray. Kimi zaman acımasız kalabalığı, kimi zaman parmak ucunda bir yalnızlığı anlatıyor dans[3].
Zenne dans ederken, izleyiciler çoğu zaman kendisini buluyor diyor oyuncular. Göbek atmak bir tür sahne dışı ‘outlet’ işlevi görüyor: Sanki herkes dans ederek o acıyı hafifletebilir gibi. Demeyin ki “ben ne yapayım dansı” – bir gün bir ‘Son Zenne’ biletiniz olur, kendinizi bodrumda göbek atarken bulabilirsiniz!
Oyunun Sahne Arkası: Kimler, Neler, Nasıl?
- Yönetmen: Serdar Saatman. Oyunu hem yazmış hem sahneye koymuş, yani “her şeye burnunu sokmuş” diyebiliriz[1][2].
- Oyuncular: Yarkın Ünsal Zenne karakterine hayat veriyor. Hem dansı hem dramı aynı anda sahneye taşıyor. Nesime’yi Sevtap Özaltun canlandırıyor. Şahin karakterinde ise Cansu Fırıncı var. Biraz sert, biraz korkunç – tam mahalle delikanlısı!
- Sahne dekorundan müziğine kadar her şey ‘bodrumun ruhu’na uygun. Oğuz Şahin’in dekor tasarımı, Zenne’nin pejmürdeliğini tıkır tıkır sahneye yansıtıyor. Oyunun sonundaki şarkının besteci ve söz yazarı ise Zümrüt Şahin. Yani ekip yıldızlar geçidi!
Bir Bilet Peşinde Macera: Nasıl, Nerede, Ne Zaman?
En çok sorulan sorulardan biri: Son Zenne tiyatro bileti nereden alınır? (Ve tabii “aldığım biletle bir sene havalı gezebilir miyim?” sorusu da var.) Bilet satış noktaları dönerken, organizatörlerin de canı çıkıyor öyle kolay bilet bulmak. Oyun 30’dan fazla gösterimle İstanbul’da ve diğer illerde sahnelenmiş; Ankara ve İzmir’de de bol alkış toplamış. Genellikle Bo Sahne gibi alternatif tiyatro salonlarında oynanıyor; sezon içerisinde bilet bulunca sakın kaçırmayın[1].
Bilet fiyatları genellikle öğrenci dostu ve ekonomik. Oyun sezonuna göre değişiyor – bazen tam parasıyla gidersiniz, bazen indirim yakalar, bardak bardak çay için kutlama yaparsınız!
LGBTİ ve Tiyatro: Bir Göbekten Toplumsal Direniş
Türkiye’de “LGBTİ Tiyatrosu” Var mı?
- Oyunda LGBTİ+ kimlikler direkt merkeze oturtuluyor; ancak oyuncu Yarkın Ünsal diyor ki: “LGBTİ tiyatrosundan henüz bahsedemeyiz.” Yani Türkiye’de LGBTİ temalı oyunlar görece ‘niş’ bir alanda, toplumsal direnç ve önyargıya karşı oynanıyor. Böyle bir kategori oluşmaya başlasa da, daha içselleşmiş, büyük bir topluluk hareketinden söz etmek mümkün değil[1].
Hal böyleyken, Son Zenne gibi oyunlar ‘farklı kimliklerin anlatıldığı, ötekileştirilenlerin hikâyelerinin sahneye taşındığı’ eserler alanında önemli bir boşluğu dolduruyor. Yani, bodrum katında geçen bir iki saat, toplumsal tabulardan duvar yıkıyor.
Eleştiriler, Alkışlar ve Seyirci Tepkileri
Böyle bir oyunu izleyen seyircinin ruhu, yeraltı sularında yüzmeye başlıyor. Farklı sosyal kesimlerden seyircilerle buluşan Son Zenne, genellikle olumlu yorumlar ile karşılaşıyor. Zenne karakterinin “herkese kendi hikâyelerini izletmesi” ve sahnede bir alkışla eşit birey haline gelmesi birçok izleyici için dokunaklı – bazıları ikinci bir alkış bile çakıyor, sonrasında uzun uzun sosyal medyada tartışıyor[1].
Özellikle toplumsal cinsiyet ve kimlikler üzerine sorular sorup, cevap arayanlar için Son Zenne bir başucu tiyatrosu haline gelmiş durumda. Sahnedeki acı, dans, gözyaşı ve komik diyaloglar salondan çıkarken “hayat kısa, Bodrum uzun” dedirtiyor insana!
Yerel Lezzetler ve Eğlence: Oyuna Gelmeden Önce ve Sonra
Tiyatroya gitmek, bilet almak elinizde; peki öncesinde Bodrum esintili bir sokak lezzeti tadıp, sonrasında da bir “müzikholde göbek atmış gibi” eğlenmeye ne dersiniz?
- Oyun öncesi Beyoğlu’nda bir çorbacıda, sahanda yumurta veya zeytinyağlı dolma ile mideyi şenlendirmek, tam Son Zenne’ye yakışır!
- Finalde ise tiyatro salonunun yakınlarında bir meyhane veya bar bulup “hayatın ötekilerine” bir kadeh kaldırmak, adettendir!
- Biraz spontane olmaya ne dersiniz? Oyun sonu, dans etmek isteyenle birlikte hemen sokağa fırlayın, bir göbek atın.
Son Zenne: İzleyenlerden Yorumlar ve Şehir Şehir Yolculuklar
Oyun sürekli seyahat ediyor: İstanbul’dan Ankara’ya, Bursa’dan İzmir’e turne yapmış. Her yerde bir grup meraklı, bilet bulmak için takla atıyor. Oyunun sosyal medyada dönen yorumlarına bakınca, “Zenne bize kendi hayatımızı, kendi ‘ötekiliğimizi’ gösterdi!” diyen çok kişi göreceksiniz[1].
Bilet için internetten organize olmak, sezonu takip etmek, en yakın gösteri tarihine deli gibi takip yapmak tavsiye edilir. Unutmayın: Zenne bir kere geçer, bileti kaçıran yandık!
Kimler İzlemeli? Bir “Öteki”nin Hikâyesine Kimler Davetli?
- Kendini bazen yalnız hissedenler
- Toplumsal cinsiyet ve kimlik tartışmalarını merak edenler
- Dansın ve sahne ışıklarının büyülü dünyasını sevenler
- Bir bodrumda geçen, gerçek ve acımasız bir hikâye izlemek isteyenler
Kısacası, “Ben bu hayatta hep kenar köşede kaldım!” diyenler için sahnede bir parça umut var. Herkes bir Zenne olabilir, herkes bir Nesime olabilir. Biletini alan, şahane bir gece yaşayabilir!
Final Göbek: Biletin Kadim Gücü, Bodrumun Sonsuz Hikâyesi
Son Zenne biletinin ne kadar değerli olduğunun en güzel kanıtı, bir bodrumda bile hayatın büyük acılarının dansla şifalanabileceğini görmektir. Oyunun her gösterimi bir “bilet onu buldu” öyküsüne dönüşüyor.
Bir gün bir bilet alırsanız, unutmayın: Her Zenne sahnesi “öteki”lerin kahramanlık hikâyesini dansla, gözyaşı ve kahkaha ile anlatıyor. Bazen de köşe başında bir simit, barda bir rakı ile daha da lezzetli oluyor. Hayat kısa, Son Zenne uzun – biletinizi cebinizden eksik etmeyin!
Kaynakça
- [1] “Herkes Kendi Hikayesini İzlemek İster” - Bianet
- [2] “Son Zenne: Ötekileştirdiğimiz hayatlar” - İndigo Dergisi
- [3] “İsimsiz kahramanların oyunu: Son Zenne” - Milliyet Sanat