Gecenin Kenarından Doğan Bir Işık: Seyhan Arman’ın Hikâyesi
Türkiye’nin dar, sert ve zaman zaman acımasız gerçekliğinde, bir maskenin ardında, kendini saklamak değil, kendini çoğaltarak gerçek kılmak isteyen bir sanatçı düşünün; Seyhan Arman. Hüznün ve neşenin, aşkın ve mücadele azminin, temsilin ve kimlik arayışının bir arada vücut bulduğu bir sahnede, Seyhan Arman; sadece bir oyuncu, bir insan hakları aktivisti, bir drag queen değil, bizzat her şeyin “olabileceği” bir olasılıklar evreni olarak karşımızda duruyor.
Adana’da doğan (26 Şubat 1980), tiyatronun büyülü dünyasına 14 yaşında adım atarak, her adımda kendinin ve “ötekinin” hikâyesini keşfetmeye başladı. Derya Seyhan Arman, bugün İstanbul’da bazen MC-Sunucu Matmazel Coco olarak izleyicilerle buluşuyor, bazen de kabarenin aykırı ışığında kendini çoğaltıp yeniliyor[1][2][3].
Kabare’nin İçsel Topografyası: Küründen Kabare Nedir?
Küründen Kabare, Seyhan Arman’ın bedensel ve düşünsel olarak yarattığı bir sahne laboratuvarıdır. Kabare, modern sahne sanatlarının sınırlarını zorlayan, mizahı, ironiyi, melodramı ve trajediyi bir arada barındıran, çoğu zaman politik göndermeler yapan, toplumsal normları tiye alan bir anlatım biçimidir. Seyhan Arman’ın kabaresi ise, bizzat kendi yaşamından, kimlik mücadelesinden, bedenin ve dilin ‘yasak’ boyutlarından damıtılmış bir umut, bir direniş ve bir ifşa pratiğidir.
Seyhan, kendi yarattığı “Matmazel Coco” karakteriyle, Türk tiyatrosunun sınırlarında savrulmuş bedenlere, cinsiyetlere, tarif edilemeyen ama hissedilen kimliklere ses olur. Drag, burada saklanmak için değil, daha çok görünmek, daha fazla konuşabilmek içindir. Söz, makyajın, eteğin, abartının ve ironinin kıvrımlarında yeniden doğar[1].
Drag ve Kabare: Bir Kimlik Politikası Olarak Sahne
Bir drag queen olarak Seyhan Arman, çeşitli kimliklerin, arzuların, korkuların ve umutların kolektif bir suretini sahnede canlandırır. Drag, burada sadece “kadınsı”lık ya da “göstermek” üzerine kurulmamış, toplumsal cinsiyet rollerini, normatif ahlakı ve toplumsal beklentileri yerle bir eden bir şenlikli ayine dönüşür.
Seyhan kendisiyle yapılan bir röportajda, Matmazel Coco karakterinin enerjisinin her zaman zirvede, seyirciyle interaktif, abartılı bir eğlence halinde olduğunu söyler. Coco, onun abartılmış, çoğaltılmış, neredeyse bütün “yasakların” serbestçe dolaştığı bir içsel varoluşudur. Drag’in altını çizen kabare ise; mizahın, absürdün ve trajedinin iç içe geçtiği, toplumun “öteki”sini görünür kılan bir aynadır[1].
Türkiye’de Drag ve Kabarenin Anlamı: Bir Çatışmanın Sahnesi
Drag ve kabare geleneği Türkiye'de epey muğlak, çoğu zaman da tehlikeli sulara açılan bir gemi gibidir. Bir yandan kuir bedenlerin, trans ve non-binary kimliklerin kendini ifade edebildiği dar yollardır; öte yandan toplumsal baskının ve yok sayılmanın incittiği bir coğrafyada, kendi haline terkedilmiş bir yalnızlık alanıdır.
Seyhan Arman ve onun gibi sanatçılar, sahnede yalnızca kendi kimliklerini değil, herkesin içinde bir yerlerde var olan ama çoğu zaman bastırılan özgünlüklerini de görünür kılarlar. Kabare, burada klasik anlamının ötesine geçerek, bir dayanışma, bir direniş, bir “çekinmeden var olma” manifestosuna dönüşür. 1990’larda Istanbul’da ortaya çıkan drag kültürü, bugüne kadar bir underground (yeraltı) hareketi olarak varlığını sürdürmüş; Seyhan Arman’ın çabaları ise bu yapının daha görünür, daha hak temelli bir zemine taşınmasına büyük katkı sağlamıştır[1][2].
Kimlikten Sanata, Sanattan Hayata: Seyhan Arman’ın Duruşu
Seyhan Arman, tiyatroyla başlayan serüvenini dizi ve sinema filmlerine de taşıdı. Teslimiyet (2009) filmindeki “Hayat” karakteriyle Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Seçici Kurul Oyunculuk Özel Ödülü aldı; Merve Gezen’in Nerdesin Aşkım? kısa filmiyle Boston’dan İnsan Hakları Ödülü kazandı. “Güneşi Gördüm” (2009) filminde bir drag queen olan Fifi rolünü üstlendi ve Türkiye’de var olmanın, görünür olmanın, “başka türlü” olmanın olanaksızlığının ince sızısını hem kendi bedeninden hem de temsil ettiği kimliğin kolektif hafızasından süzüp beyaz perdeye taşıdı[2].
Onun Matmazel Coco karakteri, kalça protezleriyle abartılı, devasa peruklarla neredeyse karikatürize bir görünüme sahip olsa da, sahnede yarattığı karşılıklı etkileşim, seyirciyle olan derin bağı, yalnızca gülmek ya da şenlik havası yaratmak için değil, bizzat “varolmak”, “var kalmak”, “varlığını sevdirmek” içindir. Amsterdam’da gördüğü bir drag queen’in kalça protezinden, Lady Bunny’nin dev saçlarından ilham alarak yarattığı Coco, hem toplumsal bir hiciv hem de kişisel bir meydan okuma örneğidir[1].
Matmazel Coco ve Meditasyonun Fantastik Alanı
Bir kabare gecesi, muğlak saatlerde, kırmızı kadife perdeleri kenara çekip sahneye çıkan Matmazel Coco, metafizik bir varlık gibi yükselir. Seyhan Arman, bu karakteriyle gerçek ile kurgu arasındaki sınırları silikleştirirken, izleyiciye “ben kimim, sen kimsin, gerçekten kime bakıyoruz?” sorularını hatırlatır. Her makyajı bir maskeden ibaret değildir, her abartı bir kaçış değil, bazen de hakikatin büyütülmüş, ışığa tutulan halidir.
Sahne, Arman için bir tür meditasyon alanıdır. Seyirciyle göz göze geldiği anlarda, zaman bükülür; salondaki herkes, kendi içindeki bastırılan benliğiyle yüzleşir. Drag ve kabare, toplumsalın gölgesinde hem bir kutlama hem bir yastır. Bir espriyle, bir ağıt arasında gidip gelirken, sanatçı mekânın ve zamanın ötesine dokunur.
Estetik Bir Direniş: Kabare ve Mimari Arasında Görünürlük
Kabare, yalnızca içerik anlamında değil, sahne estetiği, ışık, renk, kostüm, mekan seçimiyle de apayrı bir dünyaya açılır. Seyhan Arman’ın gösterilerinde, geçmişin Osmanlı kahvehanelerini, Cumhuriyet balolarını, Yeşilçam fantezilerini anımsatan bir nostalji bulmak mümkündür. Katman katman giyilmiş kostümler, dev peruklar, ağır makyaj; hepsi hem bir korunak, hem de bir meydan okumadır.
Sanatçının fiziksel varlığı üzerinden, mekânın; yani sahnenin mimari düzeni de dönüşür. Sahne, sıradan bir eğlence alanı değil; bir manifesto, bir ütopya inşasıdır. Sıradan bir masa, dramatik bir aksesuar, kırmızı bir perde, kabarenin devingen estetiğinde, öte dünyadan taşınmış bir detay gibi parlar. Kostüm, ışıgın dramatik kullanımı ve absürd mizansenler, kabarenin gövdesinde zamanın ruhunu taşır.
Bir Sanat Aktivizmi Olarak Küründen Kabare
Seyhan Arman’ın kabareleri, yalnızca eğlendirmek, gülmek ya da tuhaflıktan beslenmek için değil; doğrudan bir aktivizm pratiği olarak anlam kazanır. Trans kimliğin, queer varoluşun, “makbul kadın” ya da “makbul erkek” olamamanın acılarını, ironisini, bazen de neşesini, izleyiciyle birlikte tadar. Drag’in ve kabarenin Türkiye’deki yolculuğu, en çok da görünmezlerin, suskunların, “gölge”de bırakılmış hayatların sesi olur.
Drag gösterileri ve kabareler, ahlaki kaygılardan sarsılan bir toplumda, direnişin ve görünürlüğün en masum ama en kışkırtıcı alanlarından biri olarak öne çıkar. Bedenin ve ifadenin politikası, karakterlerin abartısında, kahkahalarda, bazen gözyaşında yeniden yazılır.
Türkiye’nin Sahne Arkası: Drag’in Gölgesinde Günümüz
Türkiye’de drag ve kabare geleneği, her daim kolay bir alanda filizlenmedi. Kuir hareketinin güçlenmesi, sosyal medyada görünürlük ve dayanışmanın artması, Seyhan Arman gibi sanatçıların yol açıcı cesaretini, yeni nesillere ilham kaynağı kıldı.
Bir drag queen’in sahnede hissettikleri, seyircideki yankısı, çoğu zaman derin bir bireysel hikâyenin, kolektif tarihimizin bir uzantısıdır. Seyhan Arman’ın ifadesiyle, “Dünya sanki sadece bana ait ve herkesten üstün hissediyorum. Özgür, çıplak, farklı, sınırsız olmayı; şaşırtmayı ve zorlamayı seviyorum.” Görünmek ve var kalmak için gösterilen bu çaba, bir hayatta kalma stratejisi kadar, kırılgan bedeniyle ve ruhuyla bir sanat eserine dönüşür[1].
Kabarenin Felsefesi: Yıkım, Yeniden Yapım ve Umut
Kabare ve drag, felsefi düzlemde taşları yerinden oynatmanın yoludur. Toplumun sabitlenmiş anlamlarını, toplumsal cinsiyeti, ahlaki kodları, bedeni ve arzuyu yeniden düzenler. Absürd bir replikte, alaycı bir bakışta, sembolik bir kostümde “ben kimim?” sorusu gelip ortada durur.
Çünkü kabare ve drag, yalnızca kimlikle sınırlı değil, kimliğin sürekli olarak yeniden kurulduğu ve dönüştüğü bir mekândır. Bedenin politikası – cinsiyetin, arzunun, kıyafetin, mizahın, sesin ve müziğin dansı – burada yeni bir dil yaratır. Her sahne, hem bir yıkım hem de bir inşanın şenlikli itirafıdır.
Seyhan Arman’ın Sanatsal İzleri: Filmografi ve Tiyatro
- Teslimiyet (2009) – Hayat karakteriyle varoluşun sancılı güzergâhını gösterir.
- Nerdesin Aşkım? – Boston’dan ödüllerle dönerken, trans kimliğin duyarlı portresini sunar.
- Güneşi Gördüm – Fifi adlı drag queen karakteri, Türkiye’de bir azınlığın görünürlüğüne duyarlı bir bakışı temsil eder.
- Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi – Alev karakteriyle yerel bir kriminal hikâyede dahi kendini hissettirir.
- Çekmeceler ve Melekler Adası başta olmak üzere, televizyon dizilerinde de çeşitli roller üstlenir.
Tüm bu örnekler, onun yalnızca bir sanatçı değil, görünürlüğün, farklı olmanın, marjinalin ve dışlananın sesi olduğunu gösteriyor[2][3].
Geleceğe Bakış: Kabare’nin ve Drag’in Türkiye’deki İzleri
Kabare ve drag’in Türkiye’de aldığı yol, Seyhan Arman gibi sanatçıların açtığı alanlarla derinleşmeye ve çoğalmaya devam ediyor. Genç sanatçılar için bir ilham, LGBTİ+ hareketleri için bir direniş kaynağı, seyirciler için ise hem gözyaşı hem de kahkaha dolu bir yüzleşme alanı.
Sanatın, mimarinin, mizahın ve melodramın iç içe geçtiği bu sahnelerde, toplumun aynası paramparça olur ve her parçadan yeni bir benlik, yeni bir umut filizlenir. Kabare, artık yalnızca eğlence değil; bir hafıza, bir meydan okuma, bir ütopyaya dönüşmüştür.
Kayan Bir Sahne, Kupan Bir Gözyaşı: Son Söz
Seyhan Arman, kabaredeki ve drag’deki her adımında, görünmez olanı görünür kılar. Kıyısında durduğu toplumun, aslında her daim merkezinde yer alan o kırılgan neşesini, cesur hakikatini, abartılı ama sahici varoluşunu kutlar.
Bir gün bir salonda kırmızı kadife perdeler tekrar kendiliğinden aralanacak ve Matmazel Coco ile Seyhan Arman, bir kez daha yine, sahnede, köprünün altındaki su gibi akacaklar. Gölgeden ışığa, ışıktan gölgeye; ve her defasında, kendi küründen kabareyle bize ait bir hakikati fısıldayacaklar.
Kaynakça
- [1] tuicakademi.org, “Türkiye'de Drag Queen Olmak: Seyhan Arman ve Ercan Topçı”
- [2] en.wikipedia.org, “Seyhan Arman”
- [3] imdb.com, “Seyhan Arman”