İSTANBUL İSTANBUL
Türkçe

Lena Leyla ve Diğerleri: Kimlik, Göç ve Kadın Olmanın Labirentinde Zamanın Nabzı

Zeynep Demir 30 Eylül 2025 10 dk. 637 okunma
Lena Leyla ve Diğerleri: Kimlik, Göç ve Kadın Olmanın Labirentinde Zamanın Nabzı

Oyun Süresi: Hayır Demenin Zamanı ne kadar sürer?

Bu makalenin başındaki sorumuzun cevabını hemen verelim, malum “Zaman akıp gider, tiyatrodan çıkınca kebapçı kapanmış olur.” Lena, Leyla ve Diğerleri oyununun süresi tek perde halinde 1 saat 5 dakika veya bazı sahnelerde 90 dakika civarında seyrediyor; İstanbul’daki Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda gördüğümüz tek kişilik ve tek perde oynanış, Sivas Devlet Tiyatrosu’ndaki gibi 65 dakikalık versiyonla karşımıza çıkıyor[2][3]. Haydi bakalım, şefe siparişinizi verin ama fazla pide söylemeyin, oyun bitene kadar soğur.

Lena ve Leyla: Matruşkaların İçindeki Kadınlar

Lena'nın hikayesi matruşka bebekler gibi. Dışardan bir bakınca; iki ismi var: Lena ve Leyla. Ama perde açılınca görüyoruz ki, iç içe geçmiş kaç kadın, kaç ruh, kaç dünya var, insan hayret ediyor! Mesela Lena, Ukrayna’dan Türkiye’ye göç etmiş; bir zamanlar Kiev’de sosyoloji okumuş, şimdi Güneşören’de temizlikçilik yapıyor[1][2]. Temizlik mi dedin, temizlik! Ama içindeki fırtınadan haberin yok; başörtüsünü takıyor, eteğini uzatıyor, içindeki Lena bir kenara, dışarıdaki Leyla baskın çıkıyor. Bir nevi “hangi karakterimle insanları yıkarım, hangisiyle yerleri silebilirim?” ikilemi.

  • Akıl hastanesi mi dedin? Evet, hikaye orada başlıyor. Lena, doktorunun tavsiyesiyle hayatını bir tiyatro sahnesinde anlatıveriyor. E tabii, Lena konuşuyor, Leyla sinirlenip atak geçiriyor! Yani insan kendi içinden alkış mı bekler, protesto mu?
  • Psikolojik şiddet hayatının içinde. Eve girse babası, kocası; işe çıksa patronu, “Mustafa” her yerde. Hayır diyemeyen Lena, sesini yükselte yükselte bir noktada bütün salonu inleten bir “HAYIR!” çığlığıyla patlıyor. İyi ki de patlıyor!

Bir Kadının İsyanı: Geçmişten Bugüne Hayır Diyebilmek

Lena'nın hikayesinin altındaki temel konu, hayır diyebilmekle boyun eğmek arasındaki uçurum[2][4]. Kimlik, kadınlık ve göç; hepsi bir arada. Modern bir dünyadan gelen Lena, mahalle baskısının ortasına düşüyor. Bir zamanlar kendi olmak, şimdi ise başkalarının istediği kişi olmak. Herkesin bir Leyla’sı var; kimimiz başörtüsünü takarak, kimimiz eteği uzatarak görünmezleşiyoruz.

Vallahi bazen düşünüyorum, insan kendi içindeki Leyla’yla kavga edip Lena’yı kurtarabilir mi? “Bir ben vardı içimde matruşka bebekler gibi,” diyor. Her kadın içinde birden fazla karakter taşır, sabah işe gider Lena, akşam eve döner Leyla.

Gelin Biraz Detaya Girelim: Kim Bu Lena, Nedir Bu Leyla?

  • Bunlar matruşkanın en içindeki renkli kadındır. Lena, Ukrayna’dan göç eder; Leyla ise din değiştirir, başörtüsü takar, mahallenin “uygun” kadınından rol kapar. Ama matruşka bebekleri gibi iç içe, kimlik karmaşasıyla boğuşur.
  • Oyunun yazarı Zehra İpşiroğlu ve yönetmeni Ayşen İnci. Ama hayatta sorumlu kim derseniz, “hayır diyemeyen Mustafalar” diyor Lena. Modernizm mi, gelenek mi, hangisinden yanasınız?
  • Tek bir kadının içindeki iki karakterin çatışması, aslında bütün kadınların toplumda yaşadığı kimlik savaşlarını gösteriyor. Bu yüzden izleyicinin oyundan çıkınca bir köşede “Acaba ben de kimim, Lena mıyım Leyla mı?” diye sorgulaması mümkün[4].

Göç, Kimlik ve ‘Matruşka Kadınlar’: Oyunun Derin Temaları

Hiç göç ettiniz mi, ya da göç eden birini sevdiniz mi? Lena’nın hikayesi muhteşem bir göç öyküsüdür. Ukrayna’dan Türkiye’nin varoşlarına uzanan hayatı, hem coğrafi hem de ruhsal bir yolculuk.

  • Göç eden kadın, yeni kimliğine bürünmek zorunda kalıyor. Lena, Leyla olurken eski Lena’ya veda ediyor mu, yoksa bambaşka bir Lena mı doğuyor?
  • Kimlik değişimi sadece başörtüsü takmakla bitmiyor, ruhun ve karakterin de baştan yazılması gerek. Lena, Leyla’yı yarattığını fark ediyor. Aslında kendimize yarattığımız kimliklerden sonra, onları suçlamaya başlarız.
  • Oyun, Sovyet Birliği’nden gelen modern bir kadının, geleneksel bir mahalledeki çatışmasını sahneye taşıyor. İster Ukrayna, ister İstanbul, ister Sivas, isterseniz Mars; ataerkil toplumlarda kadınların göç yolculuğu hep dikenli.

Psikolojik Şiddet: Fizikselin Birkaç Adım Ötesi

Kadına şiddet deyince akla hemen fiziksel şiddet geliyor. Oysa, Lena’nın hikayesi bize psikolojik şiddetin ne kadar sinsi ve yaygın olduğunu gösteriyor[1]. Evde eş, baba; işte patron, sokakta mahalleli. Lena'nın deyimiyle, hayat “Mustafalarla dolu.” Hayır diyememek korkusunu, sonunda kibrit kutusundan fırlamışcasına bağırarak yırtıyor: “Hayır!”

Şiddetin mahiyeti, bir kadının “ben kimim?” diye bağırdığı anlarda yüzünü gösterir. Lena, ruhu ile bedeninin çatışmasında psikolojik şiddetin en yoğun darbelerini alıyor. Bazen bir bakış, bazen patronun “içeride de dışarıda da Leyla ol!” baskısı. Dışarıda Leyla, içeride Lena olmak isteyenlerin isyanı işte tam burada yeşeriyor.

Kendimle Barıştım: Umut ve Yeniden Doğuş

Oyun, “Kendimle Barıştım” şarkısıyla son buluyor. Filiz Demiralp’in muhteşem yorumu, başından beri çığlıklarla dolu Lena’nın hikayesini umut dolu bir finale taşıyor[1]. “Kolay olmadı, en çok kendimle savaştım. Direndim, boş verdim, sonra yatıştım. Sonunda kendimle barıştım.” Şu dize insanın tüylerini diken diken eden bir kapanış!

  • Oyun bitince Lena’yı arayıp “Bu umut gerçek mi?” diye sorulduğunda, “barıştılar” cevabı geliyor. Lena ve Leyla barışıyor mu? Hayatta da tiyatroda da kendini affetmek mümkün mü?
  • Bu umutlu son, kadınların içsel savaşlarını kazandığına inandırıyor insanı. “Ben kimim?” sorusunun cevabını evde, işte, akıl hastanesinde değil, kendi içinde bulmak.
  • Kimlik çatışmalarında kaybolmak yerine, en sonunda kendinle barışmak. Oyun salonundan çıkınca herkes kendi Leyla’sıyla barışmak üzere bir köşe bulmalı bence; ya kebapçıda, ya çiğ köftecide.

Sahne Dinamikleri: Bir Oyuncu, Bin Ruh

Oyun tek kişilik bir performans. Başrolde çoğu zaman Filiz Demiralp var. Seyirciyi sıkmadan, iniş çıkışlarla, şarkılı ve müzikli bölümlerle sahnede bir lunapark treni gibi savruluyor. Lena'nın içsel çatışmaları, Leyla'nın sinir atakları; hepsi sahnede bir tiyatrodan ziyade sanki bir hayata tanıklık ediyormuş havası veriyor.

  • Tek perde olması, hız kesmeden devam eden anlatımı sağlıyor. Dikkat! Telefonu sessize almayı unutmayın, bir an gözünüzü kaçırsanız, Lena Leyla’ya dönüşüyor!
  • Oyunda şarkıların etkisi çok büyük. Sibel Algan’a ait “Kendimle Barıştım” ve “Bir Ben Vardı İçimde” şarkıları, hem karakterin ruh halini, hem seyircinin duygularını kucaklıyor.
  • Dekor ve kostümde minimalizm göze çarpıyor. Etek, başörtüsü, bir akıl hastanesi sandalyesi ve bazen bir matruşka bebek… Sahneye fazla eşya sığmaz zaten, Lena'nın ruhu sahneyi dolduruyor.

Kadınların Hikayesi: Kimiz Biz?

Oyunun en büyük etkisi, her kadının bir Lena, bir Leyla olabileceğini gösteriyor. Oyun sonrası söyleşilerde insanlar kendi hayatlarından benzer şeyleri anlatıyorlarmış[4]. İzleyiciyle kurulan bu bağ, tiyatronun gerçek büyüsü! Kadınlar, göç, kimlik, mahalle baskısı ve “hayır” diyememe korkularını Lena’da buluyor.

  • Kimlik arayışı sadece göç edenler için değil. Hepimiz bir noktada, bir Lena'ya veya bir Leyla'ya dönüşüyoruz. Kimi zaman modern, kimi zaman geleneksel; kimimiz de “arada kaldık” diyoruz.
  • Oyun, farklı coğrafyadan gelmiş bir kadının hikayesi olsa da, izleyicinin “Bu benim de savaşım!” diye haykırmasını sağlıyor. Hatta bazen yan koltukta izleyen arkadaşınızla “Evet, biz de Lena’yız!” diyerek yumruğunuzu havaya kaldırabilirsiniz.
  • Hayır diyemeyen kadınlar, kendi isyanlarında hep bir kulak kabartıyor. Lena’nın hayır çığlığı, evde, işte, sokakta yankı buluyor.

Yerel Lezzetler ve Sahne Sonrası Eğlence: Tiyatrodan Çıkınca Ne Yapmalı?

Şimdi gelelim oyundan çıkınca nereye gitmeli, ne yemeli, kimle dans etmeli kısmına. Benim gibi tiyatrodan çıkıp bir şeyler atıştırmadan geceyi bitiremeyenler için Lena Leyla ve Diğerleri ayrıca başlı başına bir motivasyon. İstanbul’da Bakırköy civarında bir çorbacı mı, yoksa Sivas’ta bir kebapçı mı? Vallahi Lena olsam çoban salata isterim, Leyla olsam ayran.

  • Kimi izleyici oyun sonrası mahallenin kadayıfçısına gider, oyun üstüne bir tatlı söyleyip “Hayır diyemezsen bir kaşık sade al!” der.
  • Bazısı kendine “Ben hangi kimlikle sofraya oturuyorum?” diye sorar. Tiyatro salonu çıkışı, lokal mekanların bahçesinde oturup kendi Lena’nızla barışma imkânı. Hatta isterseniz bir Lena Leyla burger menüsü rica edin, ekmeğin arasına kimlik bunalımı koysunlar.
  • Gündüz izliyorsanız, civardaki kitabevi veya sergi size iyi gelir. Çünkü Lena’nın hikayesinin sindirimi uzun sürer; bir kahve, iki sohbet gerek.

Oyun Sonrası Sohbetler: İzleyicinin Yorumları

Söyleşilerde kadınlar kendi hikayelerini anlatıyor[4]. Aslında herkesin bir Lena’sı, bir Leyla’sı var. Oyundan sonra “ben Lena’yım!” diyenler olduğu gibi, “Ben hâlâ Leyla’yım!” diyenler de var. Umut, içsel savaş ve barış kavramı, oyunun bitimiyle birlikte hayatın gerçeklerine ekleniyor.

  • Seyircilerde genelde ağır bir duygu yoğunluğu oluyor. Kimisi annesini arayıp “Sen hiç Lena oldun mu?” diye soruyor; kimisi eve gidip eteğini kısaltıyor!
  • Gündelik hayatta sıkışan kadınların sesi, Lena'nın hikayesinde yankı buluyor. Herkesin matruşkası başka renk, başka boy; ama hepsi bir kavganın içinde.

Son Tahlilde: Kimlik Arayışının Bitmeyen Yolu

Lena Leyla ve Diğerleri, göç, kimlik, kadın, psikolojik şiddet ve kendini bulmak gibi ağır temaları eğlenceli ve samimi bir biçimde işliyor. Zaten tiyatro salonundan çıkınca insan, “Ben de kendimle barıştım mı?” diye sorarsa ne ala. Tiyatro sadece seyretmek değil, kendini sorgulamaksa, Lena Leyla ve Diğerleri tam size göre! Tabii sırf düşünmek için değil, kendinizi patlamış mısırla ödüllendirmek için de birebir.

Kimler İzlemeli?

  • Kimlik arayışına giren herkes
  • Hayır demekte zorlananlar
  • Göç etmiş, göç etmeyi düşünenler
  • Bir kadının iç savaşını görmek isteyenler
  • Başörtüsünü takıp takmamak arasında kalanlar
  • Modern dünyadan geleneksel dünyaya savrulanlar

Tüm bu grupların dışında, hayatında “Ben kimim, Lena mıyım Leyla mı?” diye bir kere olsun soran herkes mutlaka izlemeli!

Kaynakça

  1. Mimesis Dergi, "Bir Göç ve Kadın Hikayesi Lena Leyla ve Diğerleri”
    [1]
  2. Biletinial, "LENA, LEYLA VE DİĞERLERİ Tiyatro Oyunu",
    [2]
  3. Tiyatrolar.com.tr, "Lena, Leyla ve Ötekiler",
    [3]
  4. Yeni Hayat, "Lena ve Leyla'da kendimizi görmek",
    [4]
Sıkça Sorulan Sorular
Sorularınıza cevap verecek faydalı bilgilere ulaşın.
En İyi Aktiviteleri Önce Sen Keşfet!
Yakınınızdaki heyecan verici aktiviteleri ve özel fırsatları ilk keşfeden siz olun! Uygulamamızı hemen indirin ve daha fazlasını deneyimleyin!
Firsat.Me

×