Küçük Kara Balık’ın Büyülü Yolculuğu
Sesinin titreşiminden peşine düştüğü hayallerine, cesaretin en saf, en çocuk halini anlatan bir hikâye Küçük Kara Balık. Esasında Samed Behrengi tarafından kaleme alınan bu eser, sadece bir çocuk masalı olarak anılsa da, kalbinden geçen özgürlük arzusuyla nesilleri aşan bir başkaldırının, sorgulamanın ve direncin de öyküsüdür. Küçük Kara Balık tiyatro sahnesine uyarlandığında, izleyiciyi koltuğunda derin düşüncelere bırakacak kadar etkili, miniklere ise kocaman umutlarla dolu bir yolculuğun kapılarını aralıyor. Benim için de ilk kez izlediğimde bir “masal” sandığım bu gösteri, sıradan bir pazar gününü hayatımda unutulmaz, duygusal ve düşündürücü bir anıya çevirdi.
Küçük Kara Balık’ın Kitabı: Bir Özgürlük Manifestosu
Önce bir adım geriden başlayalım: Küçük Kara Balık (özgün adıyla “ماهی سیاه کوچولو”), İran kökenli Azeri yazar Samed Behrengi’nin 1968’de yayımlanan ve dünyaca un kazanan eseridir. Hikayede, annesiyle birlikte küçük bir derede yaşayan, ama hayallerinin peşinden sürüklenen minik bir kara balığın büyülü yolculuğu anlatılır. Bu yolculuk, çocuklar için renkli ve macera dolu bir eğlence sunarken, yetişkinler için ise dogmaları sorgulamanın, özgürlüğü aramanın ve cesaretin manifestosu olarak okunur.
Kitap, 12 Eylül Darbesi döneminde Türkiye’de dahi yasaklanmış, halen İran’da yasaklı kitaplar arasında yer almakta. Ancak masalsı dili ve ilham verici içeriğiyle her yaştan okuyucu için “dünyanın en devrimci balığı” tescilini taşır. Yani demem o ki; Küçük Kara Balık, suya atılan bir damla gibi halkalar yaratmaya devam ediyor.
Küçük Kara Balık Tiyatroya Uyarlanıyor
Öyle bir hikaye ki, her defasında başka bir bakış açısıyla kendini yeniden var ediyor. Küçük Kara Balık tiyatro uyarlamaları ise, bu yolculuğu sahneye taşıyarak çocukların hayal güçlerini besliyor, büyüklere ise özlemle bakılan bir cesaret mirası sunuyor.
Türkiye’de, başta Devlet Tiyatroları olmak üzere birçok özel ve şehir tiyatrosu, bu öyküyü değişik yorum ve bakış açılarıyla sahneliyor. Küçük Kara Balık, Eskişehir, İzmir, Ankara, İstanbul gibi şehirlerde kimi zaman kuklalarla, kimi zaman gölge oyunlarıyla, kimi zaman tek kişilik performanslarla sahneye çıkıyor.
Eskişehir Şehir Tiyatroları’nda Küçük Kara Balık
Örneğin, 2018 yılında Eskişehir Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen oyunu izlediğimde, sahnede dekorların ve ışığın yarattığı derinlik, kuklalarda ise karakterlerin içtenliği dikkatimi çekmişti. Yönetmenliğini Ali Eyidoğan’ın üstlendiği oyunda sahne & ışık tasarımı, kuklaların el emeğiyle yoğrulmuş yapısı ve canlı müzikle birleştiğinde, derede gezinen balıklar adeta suyun içindeymiş gibi hayat bulmuştu.
- Yazar: Samed Behrengi
- Uyarlayan/Yöneten: Ali Eyidoğan
- Kukla Tasarımı: Adem Dağlar – Şafak Dağlar
- Işık Tasarımı: Ali Rıza Tekin
- Dekor Tasarımı: Berna Kafkas
- Kostüm Tasarımı: Meryem Yönlüer – Hülya Şirvan
- Oyuncular: Ebru Demirtaş, Elmas Itır Özkan, Furkan Alportaklı, Merthan Süalp, Rana Akdoğan, Sertaç Korkmaz, Ulaş Canbulat
Her biri farklı bir balık misali, karakterler sahnede gezinirken, özellikle çocukların gözlerindeki masum şaşkınlığı fark etmemek mümkün değildi[1].
Devlet Tiyatrolarında: Hem Kukla Hem Gölge
Bir başka deneyimde, İstanbul Devlet Tiyatroları’nda izlediğim “Küçük Kara Balık” sahneye kukla ve gölge oyunları ile taşınmıştı. Salonda, tiz çocuk kahkahaları ve aralarda duyulan sessiz merakla, minik balığın yolculuğu başladı. Oyunda solo performanstan ziyade kolektif bir anlatı tercih edilmiş ve sahnedeki kuklalarla canlı müzik birleşmişti: Klarinetin naif sesi ile kanunun içten ezgileri derin sulara yolculuğu ve karşılaşılan tehlikeleri adeta görsel bir tabloya dönüştürmüştü. Her köşe başında pusuda bekleyen yengeçler, ürkek salyangozlar, meraklı kurbağalar... Hepsi sahnenin bazı anlarında hayatımın en sevimli canavarlarına dönüştü.
- Küçük Kara Balık'ın annesiyle ufak bir derede yaşaması,
- Büyük denizlere olan ilgisi ve özgürlüğe duyduğu açlık,
- Yolculukta karşılaştığı engeller, tehlikeler;
- Dostları ve ona yol gösterenler,
- Ve en nihayetinde cesaretiyle ulaştığı büyük sular...
Bu oyunda yaş aralığı 3-11 olarak belirtilse de, ben salondaki yetişkinlerin de bir çocuk kadar heyecanlandığını rahatça izledim. Kişisel notum, özellikle 5 yaş altı çocuklar için bazı bölümlerin karmaşık gelebilme ihtimali, çünkü hikâyenin yoğun alt metinleri bazen baş döndürebiliyor[2].
Küçük Kara Balık İle Hayata Dair Felsefi Sorular
Oyunlar arasında çeşitli felsefi derinlikler hissettirenler de var. Örneğin Kadıköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde izlediğim Balon Kukla Tiyatrosu’nun yorumu tamamen adalet, eşitlik, özgüven ve cesaret gibi temaları çocuksu bir dille işliyordu. Küçük Kara Balık’ın zaman zaman karşılaştığı kötülüğü, iyiliğe çevirmek için verdiği mücadele, çocuklara “Daha farklı bir dünya mümkün!” dedirten o tatlı umut duygusunu yaşatıyordu.
Açıkçası, oyunun sonunda yolların kavşağında hangimizin cesaretiyle, hangimizin korkusuyla yeni ufuklara yelken açabildiğini uzun uzun düşündüm[3].
Küçük Kara Balık Tiyatroda Neden Bu Kadar Çok Seviliyor?
İşi sadece teknikle, kuklayla, mizansenle açıklamak mümkün değil. Bence Küçük Kara Balık’ın tiyatro uyarlamalarını bu kadar özel yapan şey, hikâyenin ruhunun sahneyle bütünleşmesi. Çocukların dünyasında yenilgiler, korkular, bilinmeyenler kadar, umutlar, hayaller ve cesaret de var. İşte Küçük Kara Balık’ın hikayesi, çocuklardaki o içsel kıvılcımı parlatan bir ayna gibi.
Ayrıca her tiyatro topluluğu kendi bakış açısını katmayı ihmal etmiyor.
- Kimileri karakteri kuklayla canlandırırken, kimileri gölge oyununa ağırlık veriyor.
- Bazı sahnelemeler canlı müzik ve dansla, bazıları ise dijital efektlerle destekleniyor.
- Tek kişilik performanslar ise çocukların hayal gücünü adeta uçuruyor. Özkan Özgür’ün İzmir’de sahnelediği oyunda, oyuncunun aynı anda onlarca karaktere bürünmesi seyirciyi büyülüyordu.
Küçük Kara Balık’ın tiyatroda bu kadar sevilebilmesini sağlayan en önemli unsurlardan biri; her sahnenin, her karakterin ve her repliğin çocukların empati kurabileceği, aynı zamanda büyüklerin de nostaljik bir özlemle içselleştirebileceği şekilde kurgulanmış olmasıdır[5].
Bir Şehir Kaşifinin Anıları: Tiyatro Maceramdan Notlar
Bir şehir kaşifi olarak seyahatlerimde tiyatro izlemek benim için adeta kenti koklamak gibi. Her perde açıldığında başka bir hikâye, başka bir dünya keşfediyorum ve Küçük Kara Balık da bu yolculukların en renkli durağı oldu.
Bir defasında İzmir Alsancak’ta, küçük ama şirin bir sahnede oyunu izledim. Sanki salonun tamamı bir akvaryumdu; çocuklardan oluşan izleyici kitlesi mavi yastıkların üzerinde zıplıyor, balık gibi dalgalanıyordu. Oyunun sonunda “elveda, küçük kahraman!” diye bağıran çocukları hâlâ unutamıyorum.
Başka bir sefer yolum Ankara Devlet Tiyatrosu’na düştü. Yine sahnedeki mizansenler, ışık oyunları ve renkli kostümler, hikâyeye çocuksu bir masumiyet katarak konuklarını derin bir düşsel yolculuğa çıkardı. O an fark ettim ki, her şehirde, her salonda Küçük Kara Balık’ı izlemek bana başka bir ruh hali, başka bir anı hediye ediyor.
Küçük Kara Balık’ın Kazandırdıkları: Cesaret, Sorgulama, Özgürlük
Küçük Kara Balık bir balığın hikayesinden fazlası. O sadece sudaki bir karakter değil, aynı zamanda hayalleri, özgürlüğü, yeni ufukları, dogmayı sorgulamanın gerekliliğini temsil ediyor. Tiyatroda izlerken bana bu alt metin daha da güçlü hissettiriyor. Çocuklar kadar yetişkinlere de cesur olmanın, kimi zaman yalnız kalsak bile doğru bildiğimiz yolda yürümenin önemini hatırlatıyor.
Behrengi’nin bu eseri, yetişkinlere toplumsal statülerini, kültürel kalıpları ve dayatmaları sorgulatırken; çocuklara ise özgüven, adalet ve empati gibi değerlerin temellerini atıyor. Ayrıca oyunun sonunda çocukların gözlerindeki tutkuya bakınca, kim bilir, belki bir gün onlar da kendi küçük kara balığı olacaklar diye düşünmeden edemiyorum.
Tiyatro Sahnesinde Teknik ve Sanatsal Yönler
Bu kadar etkileyici bir eserin tiyatroya uyarlandığında başarılı olmasını sağlayan birkaç teknik detay önemli.
- Kukla ve gölge oyunu: Çocukların ilgisini maksimum seviyede tutmak için güçlü bir araç. Basit kuklalar yerine detaylı karakterler ve canlı müzikle birleşen efektler, sahneye derinlik katıyor.
- Işık ve dekor: Suyun yüzeyini çağrıştıran aydınlatmalar, renkli balıklar, deniz yosunu dokusu verecek dekorlar izleyiciyi sahnenin içine çekiyor.
- Kostümler: Hayal gücünü besleyecek kadar renkli, abartısız ama efektli olmalı. Özellikle minik izleyicileri cezbetmek adına detaylara özen gösteriliyor.
- Oyunculuk: Tek kişilik performanslarda oyuncu birçok rolü aynı anda üstleniyor. Çok oyunculu sahnelemelerde ise kolektif bir ruh var; herkes farklı bir canlıyı canlandırıyor.
Küçük Kara Balık Tiyatrosunu İzlemeye Giderken Nelere Dikkat Edilmeli?
Tiyatroya gitmek yalnızca koltuğa kurulup başlamasını beklemek değil; bu deneyimi daha da özel kılmak elinizde.
- Yaş uyarısı: Oyunların çoğunda 3 yaş ve üzeri izleyicilere öneriliyor. Ancak 3 yaşındaki çocuklar için uzun oyunlar biraz yorucu olabilir. 5 yaş üzeri bence daha ideal.
- Salon kuralları: Unutmayın, farklı bir dünyaya adım atıyorsunuz. Sesli konuşmaktan, telefon kullanmaktan kaçınmak herkesin deneyimine katkı sağlar. Birçok tiyatro fotoğraf veya video çekimini yasaklıyor çünkü sahnedeki büyüyü korumak istiyorlar.
- Bilet almak: Oyunlar genellikle hafta sonları oynanıyor ve özellikle tatil dönemlerinde çabucak tükenebiliyor. Biletlerinizi önceden almakta fayda var.
- Etkinlik sonrası: Tiyatrodan sonra çocuklarla oyun hakkında sohbet etmek, onlara cesaret, özgürlük, dostluk temalarını tekrar hatırlatmak harika olabilir.
Benim Bakış Açımdan Küçük Kara Balık: Bir Şehir Kaşifinin Günlüğü
Şehir şehir gezip tiyatro salonlarını arşınlamak bazen bir balığın derin sulardaki yolculuğuna benziyor. Bir kez İstanbul’da Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde, bir başka sefer İzmir’de minik bir tiyatroda, kimi zaman ise Anadolu’nun ücra köşesinde bir belediye sahnesinde karşılaştım bu oyuna.
Her seferinde farklı çocukların kahkahası, başka yetişkinlerin gözündeki tebessümle hikaye yeniden hayat buldu. Kimi zaman oyundan sonra bir kafede oyunun üstüne saatlerce sohbet ettim, kimi zaman ise çıkar çıkmaz şehir parkında oyunun ruhunu sindirdim.
Küçük Kara Balık sadece bir hikaye, bir tiyatro, bir kitap değil benim için. O, cesaretin, sorgulamanın ve özgürlüğün en naif ama en sahici hali. Bir şehir kaşifi olarak aynı yolda yürürken başka maceraperest balıklarla karşılaşmanın heyecanını, her yeni oyunda yeniden yaşadım.
İşte size de tavsiyem: Hiç ertelemeyin, Küçük Kara Balık’ı tiyatroda izleyin. Çocuğunuzla, yeğeninizle ya da sadece içinizdeki çocukla birlikte gidin. Bakalım hangi denizlere yelken açacaksınız?
Küçük Kara Balık Tiyatrosu ve İlgili Temalar
Küçük Kara Balık tiyatrosu ile birlikte düşünülmesi gereken bazı önemli temaları da kısaca hatırlatmak isterim:
- Cesaret ve özgüven: Korkularımızla yüzleşmeden yeni denizlere açılmak mümkün değil. Küçük Kara Balık, risk almanın hayatı zenginleştirdiğini gösteriyor.
- Sorgulama ve dogmadan uzaklaşma: “Hep böyle gelmiş, böyle gider” diyen çevreye karşı çıkmak, sorgulamak, farklı olma cesareti.
- Empati ve dayanışma: Yolculuk sırasında karşılaşılan dostlar, birlikte hareket etmenin ve paylaşmanın önemini yansıtıyor.
- Sanatın dönüştürücü gücü: Tiyatro ile masalın birleşmesi, çocukların hayal gücünü zenginleştirdiği gibi, yetişkinleri de kısıtlanmış dünyalarından çıkarıyor.
Kapanış ve Son Sözler
Eğer hala Küçük Kara Balık’ı tiyatroda izleme şansı bulmadıysanız, bir sonraki şehir keşif rotanızı bu büyülü yolculuğa ayırın. Sahnenin büyüsüne kapılıp içsel bir cesaretle dolacağınızdan eminim. Çünkü her birimiz, derin suların bilinmezliğinde kendi küçük balığımızı arıyoruz.
Ve unutmayın: “Denize ulaşamayan balık, nehrin özgürlüğünü bilemez.”
Haydi, çıkın dışarı, alın yanınıza minikleri ve hayal gücünüzü. Şehrin sokaklarından bir tiyatroya yol alın... Sahnenin ışıkları sönerken, anlatılacak nice hikayelerle buluşacaksınız. Keyifli keşifler!
Kaynakça
- [1]: Eskişehir Şehir Tiyatroları Küçük Kara Balık Prömiyeri - YouTube
- [2]: haydiannegezmeye.wordpress.com, Küçük Kara Balık
- [3]: Kadıköy Belediyesi Kültür Sanat Portalı, Küçük Kara Balık
- [4]: Wikipedia, Küçük Kara Balık - Samed Behrengi
- [5]: İzmir Art, Küçük Kara Balık Tiyatro Oyunu