“Gece yarısı kim kime dum duma…” diye başlayan bir cümlenin içindeki o dağınıklığı, o başıboşluğu, o umursamazlığı hissetmişsindir mutlaka. Kim Kime Dum Duma, önce bir deyim olarak dilimize yerleşti; sonra yazılara, öykülere, sahnelere, hatta bilet alıp gittiğimiz oyunlara, gösterilere adını verdi. Bugün seninle, hem “Kim Kime Dum Duma” deyiminin anlamını, hem de bu ifadeden ilham alan etkinlikleri, bilet deneyimini ve tüm bunların modern hayattaki izdüşümlerini konuşacağız.
Bu uzun yazıda; bir yandan deyimin kökenine, anlamına, kullanımına bakarken, bir yandan da adını bu deyimden alan etkinliklerin atmosferini, bilet alma deneyimini, İstanbul’un gece ışıklarıyla karışan salon kokusunu hayal edeceksin. Çünkü bazen bir bilet, yalnızca bir koltuk numarası değildir; içinden geçtiğimiz “kimsenin kimseyle ilgilenmediği” çağın aynası olur.
“Kim Kime Dum Duma” Ne Demek? Deyimin Kalbine Yolculuk
Türk Dil Kurumu ve çeşitli sözlükler, “Kim kime dum duma” deyimini, “kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan söz” olarak açıklar.[1][5] Bu ifade, yalnızca bir dağınıklık değil; aynı zamanda bir umursamazlık ve kopuş hâlini de içinde taşır.
Habertürk’te deyimler üzerine hazırlanan içerikte de, “kim kime dum duma” ifadesinin çok karışık, sahipsiz, ilgisiz bırakılmış ortamları anlatmak için kullanıldığı belirtilir.[1] Kelime.com’un sözlük veritabanında da aynı anlam vurgulanır: “Kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz.”[5]
Mynet’in deyim açıklamalarında ise, “Kim kime dum duma TDK sözlük anlamı” başlığı altında bu sözün, gündelik dilde oldukça sık kullanıldığı, anlatıma zenginlik katan bir dil aracı olduğundan bahsedilir.[2] Günlük hayatta bir ortamı tarif ederken, “Orası resmen kim kime dum duma” dediğinde; aslında kontrolün, ilginin, düzenin kaybolduğu bir tabloyu çizmiş olursun.
Deyimin Duygusu: Sadece Dağınıklık Değil, Yalnızlık da Var
Bu deyimde, yalnızca fiziksel bir karmaşa yok; insani bir uzaklık da var. Herkesin kendi derdine düştüğü, kimsenin başkasının ne yaşadığıyla ilgilenmediği, ilişkilerin gevşeyip bağların koptuğu anları anlatır. Ekşi Sözlük’teki kullanıcı tanımlarında da, “herkesin kendi işiyle uğraştığını, kimsenin başkasının yaptığıyla ilgilenmediğini anlatan söz” olarak yorumlanır.[3]
Bir düşün: Kalabalık bir meydan, yüzlerce insan, binlerce hikâye… Ama herkes kulaklığını takmış, ekranına gömülmüş, adımları otomatik, bakışları boşa düşmüş. İşte tam o anda içinden şu cümle geçebilir: “Şu meydan tam bir kim kime dum duma…” Bu, çağımızın hızına ve yabancılaşma duygusuna da çok yakışan bir ifade.
Deyimden Sahneye: “Kim Kime Dum Duma” Bir Gösterinin, Bir Gecenin Adı Olunca
Deyimler, günlük konuşmadan edebiyata, oradan da sahne sanatlarına uzanan ince bir köprü kurar. “Kim Kime Dum Duma” da yalnızca sözlük sayfalarında kalmamış, etkinliklere ve gösterilere isim olmuş bir ifade. Böylece bu söz, hem bir dil mirası hem de bilet alıp izlediğimiz bir performansın başlığı hâline geliyor.
Bazı etkinlik platformlarında, “Kim Kime Dum Duma” başlıklı performansların etkinlik açıklamalarında; bir anda unvan değiştiren karakterler, sosyal medyada ünlülere yakın görünmeye çalışan tipler, dijital çağın sahte parıltıları arasında kaybolmuş insanlar anlatılıyor.[7] Bu tür açıklamalarda; Instagram’da ünlülerin arkadaşı gibi davranan, bir gecede kariyer hikâyesi kuran, ama iç dünyasında büyük boşluklar taşıyan karakterler üzerinden, günümüzün “kim kime dum duma” hâli sahneye taşınıyor.[7]
Kim Kime Dum Duma Bileti: Sadece Bir Koltuk Değil, Bir Ayna
Adını bu deyimden alan bir oyuna ya da gösteriye bilet aldığında; aslında yalnızca güleceğin veya düşüneceğin bir gece planlamazsın. Bu tür gösteriler, çoğu zaman toplumsal düzen(sizliği), şehir hayatının karmaşasını, sosyal medyanın yüzeyselliğini alıp sahnenin ortasına bırakır. Sen de koltuğuna yaslanıp, bir yandan gülüp bir yandan “Biz ne ara böyle olduk?” diye sorarsın.
Etkinlik açıklamalarında geçen “ünvanını bir günde değiştiren Burcu Hanım, adam akıllı bir fotoğrafı olmayan Hasan Bey, Instagram’da ünlülerin arkadaşıymış gibi davranan tipler…” gibi karakterler[7]; aslında hepimizin çevresinde dolaşan, tanıdık simaların sahnedeki yansımaları gibidir. İşte bu yüzden, “Kim Kime Dum Duma bileti” dediğinde; bir gecelik eğlenceden fazlasını, çağın ritmini ve dağınıklığını satın almış olursun.
Kim Kime Dum Duma Bileti Alırken: Mekân, Atmosfer ve Beklenti
Hangi Tür Etkinlikler Bu İsmi Taşır?
“Kim Kime Dum Duma” başlığını görebileceğin etkinlikler genellikle:
- Tiyatro oyunları: Modern yaşamı, ilişkileri, iş dünyasını, sosyal medyayı hicveden oyunlar
- Stand-up veya mizah temelli performanslar: Gündelik hayattaki absürtlükleri sahneye taşıyan gösteriler
- Konseptli gösteriler / performans sanatları: Kaos, ilgisizlik, kopmuş bağlar üzerine kurgulanan deneysel işlerle
Bu tür oyun ve gösterilerde “kim kime dum duma” havası; kimi zaman kalabalık bir ofis sahnesinde, kimi zaman apartman toplantısında, kimi zamansa Instagram akışında akıp giden hayatlar üzerinden verilir. Bilet aldığın mekân, çoğu zaman şehir merkezindeki tiyatro ve performans sahneleri olur; dışarıda trafik, içeride replikler yarışır.
Bilet Deneyiminin Duygusal Yüzü
Romantik bir seyirci gözüyle düşün: Akşamüstü hava hafif kararmış, elinde telefon, “Bu akşam bir oyun izlesem…” diye düşünürken karşına çıkar “Kim Kime Dum Duma” başlıklı bir etkinlik. O isim bile tek başına çağrışımlarla dolu. Bir yanda kalabalık, bir yanda yalnızlık; bir yanda kahkaha, diğer yanda içini burkan bir gerçeklik…
Biletini aldığında;
- Aslında kendi hayatına dışarıdan bakmayı göze alırsın.
- Şehrin kaosunu iki perdelik bir oyuna sığdırmayı kabul edersin.
- Yanında oturanlarla birlikte, ortak bir “ah” ve “vah” dilini paylaşmaya hazırlanırsın.
Salonun ışıkları söndüğünde, perde açıldığında, sahnedeki “kim kime dum duma” sıkışıklığı, içindeki dağınıklığın yankısıyla buluşur. Belki o an, “Buradaki herkes aslında biraz ben…” diye fısıldarsın kendine.
Deyimin Kültürel Katmanları: Yazılarda, Köşe Yazılarında ve Gündelik Hayatta
“Kim kime dum duma” yalnızca sahnede değil, gazetelerin köşelerinde, deneme yazılarında da kendine sık sık yer bulur. Yeni Asır’da yayımlanan bir yazıda, yazar “Kim kime dum duma” ifadesini; değerlerin hızla değiştiği, herkesin kendi doğrularını oluşturduğu, ilişkilerin güvensizlikle kuşatıldığı bir dönemi anlatırken kullanır.[4] Bu yazıda, modern hayatın kaosu, yorgunluk, yaşam bıkkınlığı gibi duygular eşliğinde, deyim adeta bir çağ tanımı hâline gelir.[4]
Benzer şekilde, kimi köşe yazılarında bu deyim; kurumların dağınıklığı, denetlenmeyen süreçler, sahipsiz bırakılan sorunlar gibi başlıklar altında kullanılır.[8][9] Bir ülkede çevre sorunları çözülemiyorsa, market raflarındaki ürünler yeterince denetlenmiyorsa, fuarlar, organizasyonlar, projeler hep eksik kalıyorsa; yazarlara göre o tabloyu tek cümlede özetleyen ifade çoğu zaman şudur:
“Her şey kim kime dum duma, kimin umurunda?”[8][9]
Deyimin Edebî Dokusu: Bir Cümlenin İçinde Binlerce Duygu
Mynet’in içeriklerinde geçen, Haldun Taner’e ait örnek cümlede deyim şöyle kullanılır: “Gece yarısı kim kime dum duma, köşk de eski yapı zaten, baca gibi alev bir anda dört yanı sarıvermiş.”[2][5] Bu cümlede, yalnızca yangının hızını değil; o esnada ortamdaki sahipsizliği, kontrolsüzlüğü de hissedersin. Herkes kendi telaşına düşmüş, kimse kimseyi gözetmiyor; yalnızca alevler hızla yayılıyor.
Bu edebî örnekler, bize şunu gösterir:
- “Kim kime dum duma” yalnızca güncel bir deyim değil, yıllardır edebiyatın içinde dolaşan güçlü bir anlatım aracıdır.
- Duygusal olarak da yalnızlık, sahipsizlik, denetimsizlik, karmaşa gibi temaları tek nefeste aktarır.
Deyimin Kökenine Kısa Bir Bakış: “Dum Duma” Nereden Geliyor?
Deyimin içindeki “dum duma” bölümü, kulağa çocuk tekerlemesi gibi gelse de; dilbilimsel olarak kökeni üzerine çeşitli açıklamalar yapılır. Nişanyan Sözlük’te “dum duma” ifadesinin, Eski Türkçe “kim” sözcüğünden (soru zamiri, ilgi bağlacı) evrilen yapılara bağlandığı, ilgi bağlacı olarak kullanımının muhtemelen İranî dillerle bağlantılı olduğuna dair notlar bulunur.[6]
Bu tür deyimlerde, kelimelerin kendi başına anlamından çok, ritmi ve ses uyumu ön plana çıkar. “Kim kime dum duma” da işte bu yüzden hem anlamı hem de söylenişiyle akılda kalıcıdır. Dudaklardan dökülüşündeki ritim, bir iç çekişi andırır: kim kime dum duma…
Modern Hayatta “Kim Kime Dum Duma” Hâlleri
Şehirler: Kalabalığın İçinde Yalnızlık
Büyük şehirlerde sıkça rastladığımız manzaralar:
- Toplu taşımada herkesin kendi ekranına gömülmesi
- Acil durumlarda bile etrafa ilgisiz kalan kalabalıklar
- Komşusunun adını bilmeyen apartman sakinleri
Bu sahnelerin her biri, içinden “Burası tam bir kim kime dum duma” diye geçirtecek türdendir. Çünkü fiziksel yakınlık ile ruhsal mesafe arasındaki uçurum hiç bu kadar büyük olmamıştı.
İş Dünyası: Sorumlulukların Sahipsiz Kaldığı Anlar
Çok iyi bilirsin; bazı toplantılarda herkes konuşur ama kimse hiçbir şey üstüne almaz. Projeler ortada kalır, mail zincirlerinde sorumluluk topu sürekli başkasına atılır. Tam o anda yöneticiler bile şu cümleye sarılır:
“Arkadaşlar, burası kim kime dum duma olmasın; biri bu işi sahiplensin.”
Çünkü bu deyim, özellikle yüklenilmeyen sorumlulukların, sahipsiz bırakılan işlerin oluşturduğu dağınıklığı da çok iyi anlatır.
Dijital Dünya: Takip Edip Tanımadıklarımız
Sosyal medya profillerine baktığında; herkesin en parlak, en filtrelenmiş hâlini görüyorsun. Fakat ilişkiler çoğu zaman yüzeysel, bağlar zayıf. Yeni Asır’daki yazıda da vurgulandığı gibi; “sanal bir dünyanın birbirine yabancılaşmış ilişkileriyle avunmaya çalışıyoruz.”[4] İşte tam bu noktada, görünürdeki kalabalığın ardındaki yalnızlığı tanımlamak için yine o tanıdık söz devreye giriyor:
“Takip var, etkileşim var ama gerçek bağ yok; tam bir kim kime dum duma ilişkiler ağı…”
Kim Kime Dum Duma Bileti ve Seyirci Deneyimi: Neden Bu Tür Gösteriler Çekici?
Adında güçlü bir deyim taşıyan etkinlikler, izleyiciye daha bilet alırken bir vaat fısıldar:
- Sana tanıdık gelen sahneler göstereceğim.
- Gündelik hayatının karmaşasını sahneye taşıyacağım.
- Seni hem güldürüp hem biraz da düşündüreceğim.
“Kim Kime Dum Duma” başlıklı bir gösteriye bilet aldığında, salonun loş ışıklarıyla birlikte, kendi hayatındaki “dum duma” anları da zihninde bir bir aydınlanmaya başlar. Arkadaş çevrende kopan bağlar, iş yerindeki sahipsiz projeler, şehirdeki kaos, sosyal medyadaki yapay ilişkiler… Hepsi sahnede birer karakter, birer skeç, birer tirat olur.
Ve oyundan çıktığında belki şöyle düşünürsün:
“Biz aslında hep birlikte, kocaman bir ‘kim kime dum duma’ hikâyesinin içinden geçiyoruz.”
Deyimi Doğru Kullanmak: Dilin Zarif Bir Dokunuşu
“Kim kime dum duma”yı günlük dilde kullanırken, onun hem kaosu hem ilgisizliği aynı anda taşıdığını unutmamak gerekir. TDK’ya dayanan açıklamalarda da deyimin “kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu” anlattığı özellikle vurgulanır.[1][2][5]
Kullanım Örnekleri
- “Toplantıdan sonra işler kim kime dum duma kaldı, kimse sorumluluk almadı.”
- “Mahalle eskiden böyle değildi, şimdi herkes kendi halinde, tam bir kim kime dum duma.”
- “Organizasyonda görev dağılımı yapılmayınca, ortalık kim kime dum duma karıştı.”
Bu örneklerde gördüğün gibi, deyim hem organizasyon eksikliğini, hem de insanların birbirine ilgisizliğini aynı anda tarif ediyor.
Deyimden Bireysel Yansımalara: İçimizdeki “Kim Kime Dum Duma”
Dışarıdaki dünya kadar, bazen iç dünyamız da “kim kime dum duma” olabilir. Düşünceler birbirine karışır, duyguların yönünü şaşırır, hedeflerin netliği kaybolur. İşte tam bu yüzden, bu deyim sadece toplumsal değil, bireysel bir aynaya da dönüşebilir.
Bir akşam tek başına bir oyuna, belki de “Kim Kime Dum Duma” bileti alıp gittiğinde; sahnede gördüğün karakterler sana ayna tutar. Kimi zaman gülerek, kimi zaman içinden “Ben de böyle yapıyorum galiba” diye geçirerek kendinle karşılaşırsın. Belki de bu yüzden, bu tür oyunlar ve gösteriler, duygusal bir arınma alanı hâline gelir.
Son Söz Yerine: Bir Bilet, Bir Deyim, Bir Çağın Hikâyesi
“Kim kime dum duma” basit bir deyim gibi görünse de; ardında dağınık şehirler, kopmuş ilişkiler, sorumluluktan kaçan kalabalıklar, dijital yalnızlıklar var. Bu yüzden, bu sözden ilham alan her oyun, her gösteri, her bilet; aslında çağımızın kısa bir özeti gibi.
Sen de bir gün etkinlik programlarını karıştırırken “Kim Kime Dum Duma” başlıklı bir oyun görürsen; bil ki o gece, sahnede sadece başkalarının değil, biraz da kendi hayatının perde arkasını izleyeceksin. Belki salondan çıkarken, hayatındaki küçük “dum duma” alanlarını toparlama isteğiyle dolup taşacaksın. Ve belki, dünyanın o kadar da “kim kime dum duma” kalmaması için; küçük ama samimi bir adım atacaksın.
Kaynakça
Habertürk, “Kim kime dum duma deyiminin anlamı nedir?” – Deyimin TDK’ya dayanan anlamı ve açıklaması.[1]
Mynet, “Kim kime dum duma ne demek? Kim kime dum duma TDK sözlük anlamı nedir?” – Deyimin anlamı, kullanım örneği ve Haldun Taner’den alıntı.[2]
Kelime.com, “kim kime dum duma” – Sözlük tanımı: “kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz.”[5]
Ekşi Sözlük, “kim kime dum duma” – Deyimin, herkesin kendi işiyle uğraştığı, kimsenin başkasının yaptığıyla ilgilenmediğini anlatan söz olarak tanımlanması.[3]
Yeni Asır, Filiz Özkol, “Kim kime dum duma” – Deyimin modern hayat, değerler ve ilişkiler bağlamında yorumlandığı köşe yazısı.[4]
Nişanyan Sözlük, “dum duma” – İfadenin dilbilimsel kökenine dair açıklamalar.[6]
Mobilet benzeri etkinlik sayfası, “Kim Kime Dum Duma” – Etkinlik açıklamasında modern karakterler ve sosyal medya temalı hikâyenin kullanılması.[7]
MarineDeal News, “Kim kime dum duma… Peki kimin umurunda?” – Deyimin kurumsal dağınıklık ve ilgisizlik bağlamında kullanıldığı yazı.[8]
Kıbrıs Time, “KİM KİME DUM DUMA!” – Deyimin toplumsal ve kurumsal sorunlarla ilişkili bir köşe yazısında yer alması.[9]