İSTANBUL İSTANBUL
Türkçe

Kadınlar, Filler ve Saireler’in İç Dünyasına Yolculuk: Bileti Bir Deneyime Dönüştürün

Ayşe Yılmaz 10 Ekim 2025 11 dk. 516 okunma
Kadınlar, Filler ve Saireler’in İç Dünyasına Yolculuk: Bileti Bir Deneyime Dönüştürün

Kadınlar, Filler ve Saireler’den bir bilet almak, yalnızca bir tiyatro oyununa gitmekten çok daha fazlasıdır. Aslında, İstanbul’un kalabalığında, Ankara’nın sıcaklığında ya da İzmir’in rüzgârında, şehrin gürültüsünden sıyrılıp içe doğru uzanan bir yolculuktur. O perde açıldığında sizi bekleyen, üç kadının hikâyesi; yalnız, cesur, kırılgan ve güçlü, tam da karşı apartmanda ya da yan dairelerde yaşıyor olabilecek karakterlerle tanışacaksınız. Bu oyun için bilet almak, bir kültür sanat etkinliğine katılmaktan ziyade, kendi hayatınıza dair yeni ipuçları yakalamak, duygusal bir denizin kıyısında düşüncelerinizle baş başa kalmak gibidir.

Eğer romantik ve detaycı bir seyahat yazarı olarak bu oyunun biletini elime alsam, önce o biletin rengine, üzerindeki çapraşık desene bakar, üzerime bulaşabilecek kokuyu düşünürüm. Belki de oyunun saatinin bekleyen hafif bir heyecan, perdelerin arkasında bir yalnızlık hissi vardır. Benim için tiyatro biletleri, bilinmezliğe açılan haritalardır ve Kadınlar, Filler ve Saireler’in biletinin üzerindeki her çizgi, bu çok katmanlı metni keşfetmenin ilk adımıdır.

Oyunun Ruhu: Kadınlar, Filler ve Saireler’in İzinde

Yunus Emre Gümüş’ün kaleminden çıkan oyun, benim gibi meraklı ve duygu dolu seyahat yazarları için adeta bir şehir rehberi gibi. Üç farklı yaştan, farklı hayalleri olan, farklı kayıplar ve arayışlar içindeki üç kadının trajikomik varoluş mücadelesini anlatıyor[1][3][4]. Büyük şehirlerin kaotik apartmanlarında, birbirine komşu olmalarına rağmen aslında kendi yalnızlıklarıyla pencerelerden birbirlerine küçük ışık huzmeleri tutan bu karakterler, oyunun her sahnesinde bize sıkıntılarımızı, umutlarımızı ve umutsuzluklarımızı hatırlatıyor.

Oyunun metaforik evreninde, “filler” yalnızca hayvanlar dünyasından bir figür değildir; daha çok, kadınların unutamadıkları, içlerine attıkları büyük acılarını temsil eder. Filler gibi kadınlar da yaşadıkları her olayı, her ayrılığı, her kırgınlığı büyük bir detayla hatırlar ve bu hatıralar zamanla onların varoluşlarının parçası olur. Oyunun yazarı Gümüş, günlük hayatımızda sıkça kullandığımız “saire” (vs. ya da diğerleri) kavramıyla, kadınların ve fillerin yaşamında sayısız “başka şey” olduğunu da vurgular. Yani bu oyun, yalnızca kadınlardan fillerden bahsetmez; aynı zamanda hayatın çoğu zaman göz ardı ettiğimiz, dokunulmamış “diğer şeyler”ini de ön plana çıkarır[1].

Oyunun Bileti: Neden Herkesin Elinde Olmalı?

Bu oyuna giden bilet, yalnızca bir gösteri katılımı değil, aynı zamanda kendi yaşamınızı yeniden okuma fırsatıdır. Oyun, birbirine dokunmadan yürüyen, ama aslında sırt sırta omuzlarını dayayarak ayakta durabilen kadınların izdüşümlerini anlatıyor. Kadıköy, Ankara Devlet Tiyatrosu ve çeşitli sahnelerde bu biletin herkese farklı bir hediye vereceğine inanıyorum. En başta, oyunun kara komedi tonu bile alan herkesin yüzünde bir gülümseme bırakır. Ama bir süre sonra, bu gülümseme yerini derin bir düşünceye ve kendi hayatlarımızla ilgili özeleştirilere bırakır.

Oyunun sahneleri arasında gezindikçe, karakterlerin iç dünyalarıyla bizim dünyamız arasında bir köprü kurulduğunu hissederiz. Kendi klişelerimiz ve klişe beklentilerimizle yüzleşir, fil metaforuyla unutmak ve hatırlamak arasındaki ince çizgide düşüncelerimizle boğuşuruz. Oyunun biletinin bir deneyim olduğunu düşünmek, bir anlamda seyahatinizde yeni duraklar keşfetmek gibidir. Her sahne, her replik, seyirlik bir gösteriden çok daha fazlasıdır. Kadınlar, Filler ve Saireler, sizi şehirde yürürken yanınızda taşıyacağınız bir hediye gibidir.

Oyunun Karakterleri: Kimdir Bu Kadınlar?

Oyun, bir apartmanın aynı katında yaşayan, ancak hiç karşılaşmamış, yalnız üç kadının hikâyeleriyle başlıyor[3]. Farklı hayatlar, farklı travmalar, farklı arayışlar içindeki bu kadınlar, aslında hepimizin bir parçasıdır. Kimi, sosyal medyada beyaz atlı prensi arayan bir “nevrotik prenses”; kimi, on iki yıllık ilişkisinin sonunda kendini terk edilmiş hisseden, “intihara abone domestik bir hayalci”; diğeri ise, rahmiyle zamanının sınırlarında gezinen, gelecek nesilleri kendi üzerinden umutlandırmak isteyen bir “ekolojik anarşist”[1][3].

İşte, bu karakterlerin her biri, modern kent yaşamında, ön yargıları ve yüksek duvar örüşleriyle birbirinden uzak duran, ama aslında aynı kaderi paylaşan kadınlardır. Onlar, hayatı boyunca bir erkeği arayan, ancak her seferinde kendilerine geri dönen, kendi eksiklikleriyle, çatışmalarıyla ve hüzünleriyle gerçekten tanışmak zorunda kalan yalnız kahramanlardır. Seyircinin, bu karakterlerle aynı apartmanın farklı odalarında büyüdüğünü hissetmesi, oyunu ilgi çekici kılan en büyük detaydır.

Filler ve Saireler: Metaforda Yatan Anlam

Etki gücü yüksek bir oyun olan Kadınlar, Filler ve Saireler, adından da anlaşılacağı üzere, sadece insanlardan ve kadınlardan değil, başka canlılardan ve “diğer şeyler”den de bahseder[1]. Filler, sadece büyük hayvanlar değil, bizim unutamadığımız, içimizde taşıdığımız, hayatımızın duygusal yükleridir. Filler, geçmişin izlerini, çocukluğun yaralarını, terk edilişleri ve yalnızlıkları çağrıştırır.

Oyunun her kelimesi, bizi bazen bir komedide, bazen de bir trajediye sürüklerken, detaycı gözlerle, bu hayvanların sırtında bütün hikâyelerimizi taşımak zorunda olduğumuz gerçeğiyle yüzleştirir. Yazar, “saire” kelimesiyle de, hayatın sadece “kadınlar ve filler”den ibaret olmadığını, daha birçok küçük, bazen fark edilmemiş detayla şekillendiğini vurgular. Tıpkı bir seyahatinizde, rotalarınızı belirlerken farkında olmadan atladığınız ya da belki de zorunlu olarak kaçırdığınız köşeler gibi.

Biletin Ötesinde: Bir Tiyatro Deneyimi Nasıl Yaşanır?

Oyunun bileti, bana göre, şehre ve kendimize dair bir mola verme fırsatıdır. Oyun, özellikle şehrin sıradan bir apartmanında geçerken, seyircide evlerine döndüklerinde kapı komşularına yeni ve meraklı gözlerle bakma isteği uyandırıyor. Çünkü biliyoruz ki, dairenin 2B’sindeki kadın da, 3A’daki kadın da kendi dünyasında benzer mücadeleler veriyor. Oyunun bu dünya içinde, birbirine karışmış arayışları, yalnızlıkları ve dayanışması, bilet sahiplerini farklı bir deneyime davet eder.

Bu oyunun biletiyle tiyatroya gelen herkes, kendi korkularıyla, endişeleriyle, anlamsızca sahiplendiği düşünceleriyle yüzleşir. Çünkü burada seyirlik bir gösteri yok, bir adım ötesinde, kendi hayatına dair yeni sorularla döneceği bir yolculuk başlar. Seyircinin, biletini satın alarak başlattığı bu keşif yolculuğu, oyun bittiği zaman o salonda bitmez. Aksine, sokaklarda, evlerde, kalabalık caddelerde, her taşın altında, her komşunun gözlerinde bu öykünün devamını izlemek mümkündür.

Oyunun Temaları ve Seyirci Üzerindeki Etkisi

Oyun, günlük hayatımızın sıkça kullandığı duygu ve durumları işliyor: Yalnızlık, kader, evlilik beklentisi, çocuk sahibi olma arzusu, gelecek korkusu, erkeklerle ilişkiler ve en önemlisi, kadınların kendileriyle, birbirleriyle ve toplumla olan ilişkisi[3][4]. Oyunun bir sahnesinde, ekolojik anarşist kadın, dünyadaki kadın sorunlarını okurken bir anda “Bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum desem çok mu klişe olur?” diye düşündürür seyirciyi, ardından “Aslında tam da bu dünyaya çocuk getirmek istiyorum. Bu dünyayı yamyamların eline terk edemeyiz” cümlesiyle kalbimize su serper[3]. Oyunun bu derinliği, bilet alan herkesi şehrin gürültüsünden uzak, kendi dünyasına çeker.

Oyunun mizahı, günlük hayatın ironileriyle karanlığa dokunur. Kadınların acılarını ironik bir şekilde yarıştırmaları, aslında bizim de hayatımızda yaptığımız absürt ve acıklı mücadelelere göndermedir. Sonunda, bu acıların paydaşı olduklarını fark edip dayanışma içine girmeleri, bilet sahiplerinin kendi içinde bir umudun filizlenişidir.

Oyunun Prodüksiyonları ve Farklı Temsilleri

Kadınlar, Filler ve Saireler, 2013’te Kadıköy Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenerek yolculuğuna başladı. O günden bu yana, BKM, Ankara Devlet Tiyatrosu, Alanya Belediye Tiyatrosu ve Karma Sahne gibi farklı topluluklar tarafından yorumlandı[1]. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun 2024 yılı itibarıyla yeniden sahnelediği oyun, bu sezon da izleyiciyle buluşuyor[1]. Oyunun her farklı yorumu, başka bir şehir, başka bir atmosfer, başka bir seyirci kitlesine ulaşmasını sağlıyor.

Oyun, farklı yönetmenlerin elinde, farklı şehirlerin ruhuna göre değişse de, her zaman kadınların trajikomik hikâyesiyle şehirli ve güncel bir ses olarak çıkıyor karşımıza. Oyunun biletinin her şehirde alınmış olması, aslında bir şehrin insanını tanıma, o şehrin acılarını, gülüşlerini, umutlarını ve detaylarını keşfetme yolculuğudur.

Bilet Rehberi: Kadınlar, Filler ve Saireler’e Bilet Nasıl Alınır?

Yunus Emre Gümüş’ün bu başucu eserine bilet almak için, şehrinizin büyük tiyatrolarının web sitelerini ziyaret edebilir, kültür sanat platformlarında ve mobil uygulamalarında görsel aramalar yapabilirsiniz. Özellikle Devlet Tiyatroları ve büyükşehir belediyelerinin kültür sanat şubeleri, oyunun planlandığı gün ve saatleri ilan ederler. Sezar’dan çok Çarşamba günleri, alacağınız biletle birlikte kendinizi hem şehrin ruhunda, hem de hayatın derinliklerinde yeni keşiflere açık bulabilirsiniz.

Biletinizi, tiyatronun verdiği hisse göre, yerinde ya da online olarak temin edebilirsiniz. Bazen, tiyatro gişesinden bilet almaya gitmek bile, bir ön seyir deneyimidir. Kültür sanat günlerinde, oyun saatinizden önce tiyatro binasını gezmek, fuayede bir kahve içip, diğer tiyatro severlerle tanışmak, tek başına biletiyle gelenleri gözlemlemek, aslında oyunun bir parçasını yaşamak demektir.

Oyun için Öneriler: Bilet Sahipleri için Notlar

Oyunu izlemeye gelirken, yalnızca biletinizi değil, açık ve hazır bir düşünce dünyasını da yanınızda getirin. Oyun içinize günlük yaşamın yorgunluğunu taşımayın, mümkünse şehrin sırtınızda bıraktığı yorgunluğu değil, içinde hikâyeler gizlenmiş apartmanların sessizliğini getirin yanınızda. En çok da, Kadınlar, Filler ve Saireler’in biletini aldığınız gün, şehri yeniden keşfetmek için kendinize bir izin verin.

Oyun bittikten sonra, sessizlikten korkmayın. Özellikle kara komedi tadında biten, ama izleyicinin gözlerinde yaş biriktiren bu oyun, sizi hızla günlük hayata geri döndürmeyi hedeflemez. Hayal kurmaya, gökyüzüne bakmaya ve bir dahaki sefere, bilet alırken daha dikkatli seçimler yapmaya davet eder.

Son Söz

Kadınlar, Filler ve Saireler, sadece bir oyun biletinin arkasındaki hayal değil, aslında bütün şehirlerin arka sokaklarında, birbirine uzak ama bir o kadar yakın, komik ama bir o kadar trajik insanların gerçek hikâyesidir. Bu oyunun biletini almak, bir geceyi değil, bir anıyı satın almaktır. Bir kadınların, fillerin ve “saire”lerin dünyasına uğrayarak, kendi geçmişimize, yarınlarımıza ve “diğer şeyler”imize dair yeni sorular sormamıza vesiledir.

Bugün bileti elinizdeyken, şehir yeniden başlar, apartmanların yüzlerine bakarken, içindeki acıları ve umutları görmenin verdiği hüzünle gülümsersiniz. Fil gibi unutmamak, saire gibi sınırı tanımlayamamak, ve kadın gibi güçlü ve kırılgan olmak, yaşamın yükünü omuzlarken, biletinizin yanında taşıdığınız bir armağandır.

Kaynakça

  • Anayurt Gazetesi, “Yunus Emre Gümüş Kadınlar, Filler ve Saireler’i Anlatıyor”[1]
  • Gazete Bilkent, “Sonbaharda Ankara Tiyatrosu II: Kadınlar, Filler ve Saireler”[2]
  • Sinesamsun, “İzlenmesi Gereken Bir Kadın Oyunu: Kadınlar, Filler ve Saireler – Güven Söner”[3]
  • Sanat Cepte, “Kadınlar, Filler ve Saireler”[4]
  • Devlet Tiyatroları, “Ankara DT”[7]
Sıkça Sorulan Sorular
Sorularınıza cevap verecek faydalı bilgilere ulaşın.
En İyi Aktiviteleri Önce Sen Keşfet!
Yakınınızdaki heyecan verici aktiviteleri ve özel fırsatları ilk keşfeden siz olun! Uygulamamızı hemen indirin ve daha fazlasını deneyimleyin!
Firsat.Me

×