Giriş: Kağıdın, Mürekkebin ve Hikayelerin Şehri
Ah İstanbul! Her köşesinde bir zaman yolculuğu, her kaldırım taşında bir hikaye saklı; ama kitapların şehri olmasının en somut ipuçlarından biri hiç şüphesiz sahaflar ve onların festivalidir. Sahaflar Festivali, İstanbul’un kitap kokusunu Beyazıt’tan Haliç’e, Cibali’den Kadıköy’e yaydığı, şehri geçmişle bugünün arasında bir köprüye dönüştürdüğü eşsiz bir etkinlik. İstanbul’da kitap ve sahaf kültürünü anlatmaya başlamadan önce bir dost tavsiyesi: Yanınıza not defteri alın, bu yazı boyunca hem gezecek hem de kaybolmak isteyeceksiniz!
Sahaf Nedir, Nereden Gelir?
Sahaf kelimesi Arapçadan türemiş, “sahife” yani “sayfa” kökünden geliyor. Sahaf, eski ve yeni kitapların yanında el yazması, gravür, harita, kartpostal gibi pek çok kağıt ürünüyle ilgilenen kişilere deniyor. Sahaflık, Osmanlı’dan bu yana, okuma kültürünün gelişmesinde merkezi bir rol oynamış. Bursa’da Orhan Bey zamanında büyük camilerin çevresinde kitap satışının başlaması, ardından Edirne ve İstanbul’a taşınmasıyla güçlenmiş bir gelenek.
Şehirde ilk sahaflar medrese avlularında, özellikle öğrencilerin başlıca bilgi kaynakları olan kitap ve risaleleri temin etmek üzere çalışırken, Kapalıçarşı yapılınca kendilerine burada bir sokak verilmiş. Zamanla ayrı bir çarşıya kavuşmuşlar. Bugünkü Sahaflar Çarşısı’nın tarihi XVI. yüzyıla kadar uzanıyor[1][2].
Beyazıt'ın Gizli Hazinesi: Sahaflar Çarşısı
Sahaflar Çarşısı, Kapalıçarşı’nın Fesçiler Kapısı ile Beyazıt Camii arasındaki alanda yer alır. Bir şehir sakini olarak, telaşlı Beyazıt Meydanı’nda dalgın dalgın yürürken bir anda kendinizi zamanda sıçramış gibi hissedebileceğiniz yegane nokta burasıdır. Her bir dükkanda duvarlardan sarkan eski haritalar, arada kalmış eski alfabeler, Osmanlıca el yazmaları ve Cumhuriyet dönemi dergileri size geçmişin kıyısında olduğunuzu hatırlatır.
Çarşının biri meydana, diğeri Çadırcılar Sokağı’na açılan iki kemerli girişi vardır. Belediye 1950’de çıkan yangından sonra çarşıyı tamamen yıkıp betonarme olarak inşa ettirmiş. O zamandan bu yana “sadece kitap satışına izin var” kuralıyla diğer meslek dalları ayrılmış. On iki çift katlı, toplam yirmi üç dükkanda, İstanbul’un kitap hafızası sessizce biriktiriliyor[1].
Festivalin Doğuşu: Bir Şehri Kitapla Kutlamak
Sahaflar Festivali, kentin kitap geçmişini kutlamak, sahaf kültürünü yeni nesillere tanıtmak ve bu kültürün canlılığını sürdürmek için düzenleniyor. Eylül ayı geldi mi, İstanbul’un okuma tutkusu bir başka şekle bürünüyor; festivale katılan sahaflar Beyoğlu’ndan Fatih’e, Kadıköy’den Üsküdar’a kadar şehrin pek çok sahafını bir araya getiriyor. Hem kitap meraklıları hem nostalji avcıları buraya akın ediyor. Festival, bir anlamda İstanbul’un “kitap bayramı.”
2012'de yapılan 6. festivalde tam 68 sahaf katılmış — bu rakam bile sahaflığın İstanbul'da ne kadar canlı bir kültür olduğunu gösteriyor[2].
Festivalde Neler Bulunur?
Festivale ilk adım attığınızda, kendinizi bir zaman makinesine binmiş gibi hissedersiniz. Standlarda, sadece kitaplar değil; eski plaklar, haritalar, dergiler, el yazmaları, gravürler ve minik hatıralar bulmak mümkün. Bazen bir sahafın köşesinde, 1930’ların bir romanı ile karşılaşır, bazen bir başka rafta, bir haritadan İstanbul’un bugünkü haline bakmaya çalışırsınız.
- El Yazmaları: Osmanlıca metinler, eski risaleler, tılsımlı dualar… Biraz sabır ve doğru soruyla, sahaflar size aradığınız belgeyi bulmakta yardımcı oluyor.
- Eski Kitaplar ve Romanlar: Cumhuriyet öncesi ve sonrası baskılar. Tanpınar’ın, Sait Faik’in, Orhan Kemal’in ilk baskıları peşinde koşanları bir araya getiren köşeler.
- Dergiler ve Gazeteler: Eski dergilerden, tarihi gazete kupürlerine kadar tarihin nabız attığı her türlü yayın burada yaşıyor.
- Haritalar ve Kartpostallar: Tarihi İstanbul sokaklarını gösteren haritalar ve eski kartpostallar; bir dönemin İstanbul’una bakarken günümüz şehrini kıyaslama fırsatı sunuyor.
- Gravürler ve Sanat Obje’leri: Ressam ve sanatçıların özgün baskıları, şehir gravürleri, nostaljik afişler ve daha neler neler...
Festival Atmosferi: Bir Şehir Kaşifi Olarak Gözlemlerim
İlk Sahaflar Festivali deneyimimde, elime bir fincan Türk kahvesi alıp kitap kokusu eşliğinde ilerlerken eski bir dergi kapağında “İstanbul’da ilk otomobil”e dair bir habere rastlamıştım. Bir başka stantta rastladığım Orhan Veli şiir kitabı, bana lise yıllarımı hatırlatmıştı. Herkesin hikayesi, aradığı bir kitap var. Arayan mutlaka buluyor; ama bazen bulduğundan fazlasını, kendini buluyor.
Nostalji ve Modernlik Arasında İstanbul Sahafları
İstanbul sahaflarının en büyüleyici yanı, nostalji ve modernlik arasında beklenmedik bir geçişi barındırması. Kapalıçarşı’nın ihtişamlı duvarları arasında eski alfabe kitaplarını incelerken, cam ekranlı modern dünyanın hızını unutuyorsunuz. Özellikle festivallerde sahafların sohbetlerine kulak vermek, her birinin kitap seçkisini neden o şekilde oluşturduğunu öğrenmek, şehirle ilgili paha biçilmez bilgiler sunuyor.
Birçok sahaf, festivale özel nadir kitaplarını çıkarmayı bir gelenek haline getirmiş. Özellikle ilk baskılar, imzalı eserler, bir döneme damgasını vurmuş fanzinler burada adeta arkeolojik hazineymiş gibi sergileniyor.
İstanbul’daki Sahafların Kısa Tarihi: Bir Zaman Yolculuğu
Sahaflık mesleği İstanbul’da resmi olarak 16. yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. Kapalıçarşı'nın yapımı sonrası Bedesten'den (Bezzazistan) Halıcılar Caddesi'ne doğru yayılan bu kültür, hızla gelişmiş. Petrus Gyllius’un XVI. yüzyılda Beyazıt ve Sahaflar Çarşısı’nı anlatırken, “kitapçı dükkânlarının bulunduğu geniş bir cadde” tarifini kullanması, o dönemde bile bir çarşı oluşturan kitabevi yoğunluğunun göstergesi[2].
Osmanlı İstanbul’una dair seyyahlar, sahafları hem alışveriş hem sohbet merkezi olarak betimlemişler. Özellikle medrese avlularındaki sahaflar, okumuş gençlerin ve bilginlerin buluşma noktasıymış. Evliya Çelebi’nin anlatılarında da sıkça geçer: “Ayak sahafları” şehirde dolaşıp kitap takası yaparlarmış[3].
Sahaflar Çarşısı'nın Değişen Yüzü
Şehir gibi sahaflar da sürekli değişir. 1894 depremiyle Pek çok sahaf Kapalıçarşı dışındaki Hakkâklar Çarşısı’na taşınmış, burası zamanla Sahaflar Çarşısı adını almış. 1950’deki büyük yangınla çarşı tamamen yıkılmış ve modernize edilmiş. Belediyenin “sadece kitap satışı” şartı, çarşıyı gerçek bir kitap mabedine dönüştürmüş[1].
Festivalde Bir Gün: Kahve, Kitap, Söyleşi ve Mezat
Gelin şimdi bir gününüzü Sahaflar Festivali’nde birlikte geçirelim:
- Sabah Beyazıt Meydanı’nda, klasik şehir uğultusunun biraz dışında; Sahaflar Çarşısı’nın kemerli girişine doğru ilerleyin.
- İlk durağınız eski haritalar olsun: İstanbul’un 19. yy gravürleri, Boğaziçi panoramaları, Galata’nın değişimi. Özellikle koleksiyoncular için harika bir başlangıç.
- Biraz ilerleyip el yazması kitapları inceleyin. Osmanlı döneminden kalan dua kitapları, tercümeler ve defterler arasında kaybolmak paha biçilmez.
- Sahaflarla sohbet edin. Her dükkanda başka bir hikaye var: Bir dükkanda, dedesinden kalan 1924 Almanca bir coğrafya kitabı, başka bir sahafın elinde Atatürk imzalı bir Nutuk baskısı.
- Festival zamanı mezatlar düzenleniyor. Açık artırmada eski plak, kartpostal ya da bir roman satın almak, insanı heyecanlandırıyor.
- Kahve molası verin! Sahaflar Çarşısı ve çevresinde küçük kafeler var. Kitap kokusuyla kahve kokusunu birleştiren “şehir kaşifi anını” yaşayın.
- Ara sokakta bir söyleşiye katılın. Kitap tarihi üzerine uzmanların, yazarların ve sahafların anılarını dinlemek, festival ruhunu tamamlıyor.
Festivalde Karşılaşabileceğiniz Tipler
- Kitap Avcısı: Elinde liste, gözü raflarda: “Tanpınar’ın 1945 baskısı var mı?” diye sorar.
- Koleksiyoncu: Eski plak, şehir gravürü ya da kartpostal peşinde. Bazen bir gravür için iki saat pazarlık yapabilir.
- Nostalji Tutkunu: Sadece çocukluk dergileri, eski okul kitapları arar. Bulduğu bir 1980’ler Tercüman Çocuk’la gözleri dolar.
- Sahaf Sohbetçisi: Kitabı bahane, asıl amacı sahafların hikayesini duymak. “Bu dükkanda en ilginç eser hangisi?” sorusunun peşindedir.
- Seyyah: İlk defa festivale gelen, ortamı koklayan, şaşkınlıkla “Burası İstanbul’un kalbiymiş!” diyen turist veya yerli.
Festivalin Yüzyıllık Devamı: Neden Sahaflar Hala Önemli?
Bir şehir kaşifi olarak şunu iddia edebilirim: Sahaflar, İstanbul’un kolektif hafızasının, çok dilimli geçmişinin, biriktirdiği nüansların en canlı tanıklarından biridir. Dijitalleşme çağında bile, sahaflar “dokunma hissiyle öğrenmenin”, geçmişin tozlu albümlerini karıştırmanın ve yeni bir hikaye yaratmanın yegane adresi olmaya devam ediyor.
Sahaflar sadece kitap değil, anı ve kültür de satıyor. Her alışveriş bir sohbetle başlıyor; bazen kitap hakkında, bazen o kitabı okurken yaşanan bir anı hakkında… Bu yüzden Sahaflar Festivali, bir şehir pazarı olmaktan öte, bir hafıza pazarı.
İstanbul'un Sahafları: Nerede, Nasıl Keşfedilir?
Beyazıt Sahaflar Çarşısı'nın dışında, Beyoğlu Aslı Han Pasajı (Krepen Pasajı), Kadıköy Akmar Pasajı, Cihangir ve Üsküdar'ın ara sokaklarında da sahaflar bulmak mümkün. Festivale katılan sahaflar genellikle kendi dükkanlarında da nadide eserleri ziyaretçiye sunuyor.
- Beyoğlu Aslı Han Pasajı: Modern sahafların popüler buluşma noktası.
- Kadıköy Akmar: Gençlerin, öğrenci kitlesinin sahafı.
- Fatih ve Üsküdar: Klasik İstanbul nostaljisiyle bezenmiş ufak dükkanlar.
Festivalin İstanbul’a Kattıkları
Sahaflar Festivali, İstanbul’a; tarih, edebiyat ve kent kültürünün bir arada yaşama imkanı tanıyor. Farklı yaşlardan, farklı arayışlardan insanları buluşturuyor. Bir yazarın imza gününde, bir sahafın mezatında veya bir söyleşide rastladığınız insanlarla iki söz paylaşıp kendi kitap anınızı kurgulamaya başlıyorsunuz.
Bir şehir kaşifi olarak diyorum ki: Festival sonunda eve dönerken, çantanızda bir kitap, aklınızda yeni bir hikaye ve kalbinizde İstanbul’a dair taptaze bir bakış mutlaka oluyor.
Sahafların Geleceği: Dijitale Karşı El Kadar Bir Direniş
Dijitalleşme karşısında, sahaflar hâlâ “gerçeklik hissi” satıyor. Festivalde bir kitabı elinize alıp sayfalarına dokunmak, bir dergiye göz gezdirmek, bir haritanın kıvrımlarında şehrin eski hafızasına dokunmak dijitalden çok daha fazlası. Sahaflar ve festivaller, şehir belleğinin, toplumsal hafızanın sıcak bir parçası.
Her seyyah, nostalji peşinde koşan ve merakla bakmayı seven biri için Sahaflar Festivali, İstanbul’un “yaşayan” geçmişinin en neşeli ritüeli.
Kapanış: Kaşiflere Tavsiyeler ve Unutulmayan Anılar
Eğer bir şehir kaşifi olarak yolunuz İstanbul’a düşerse, Sahaflar Festivali’ni kaçırmayın! Tozlu sayfaların arasında kaybolmak, İstanbul’a başka bir pencereden bakmak ve şehrin hafızasıyla yeniden tanışmak için ideal bir yol.
Ve unutmayın: Belki bir rafta, sahafın bile hatırlamadığı, bir zamanlar dedesinin en değerli kitabı olan bir eser sizi bekliyor. İstanbul’da kaybolmak güzeldir, Sahaflar Festivali’nde kaybolmak ise paha biçilmezdir!