Giriş: Bu Soru Bizi Yaşatır mı?
Esaslı bir soru: İnsan ne ile yaşar? Tolstoy, bu sorunun cevabını yüzyıllar öncesinden fırlatmış; o zamandan bu yana ne bir yaşlanmış, ne de herkesin gündeminden düşmüş. Ama insanlık, işte böyle sorularla yaşlanmıyor çünkü bu sorular hayatı genç tutuyor. Eh, tiyatro da malumunuz, insanlığın gazını almak için birebir – hem kendimizi, hem dünyayı sorgulamak için müthiş bir araç. Ve işte burada, yumuşacık bir sandalyede oturup perde açılırken, “Simon neyle yaşar, biz neyle yaşarız, aşk mı ekmek mi, yoksa Matryona’nın sabrı mı?” diye düşünmek bir sanat oldu gitti.
Bu yazıda insanın neyle yaşadığını ve bu evrensel sorunun tiyatro sahnesindeki macerasını mizahla, az biraz macera ve bolca spontane tecrübelerle inceleyeceğiz. Biraz Tolstoy, biraz ayakkabı tamircisi Simon, biraz oyun, biraz kulis çay muhabbeti... Hepsinden bolca yerel lezzet ve eğlence de katacağım. Çünkü insan, bir “tiyatro biletini” eline aldığı anda yaşamaya fena başlıyor!
Tiyatroda Tolstoy: Paltolardan Perdelere, Felsefeden Patateslere
İnsan Ne İle Yaşar: Özet, Karakterler ve Sahnede Yaşam
Önce şu oyun yazarı ile başlayalım. Lev Tolstoy diyor ki; “İnsan ne ile yaşar?” Oğlum Kirill’e öyle bir öykü anlatıyor ki, Simon adında bir ayakkabı tamircisinin ve eşi Matryona’nın fakir ve sıcacık hayatında cevabın peşinden koşuyoruz. Simon, “akşam yemeğini neyle ısıtsak?” diye düşünürken, başının üstünde Tolstoy’un felsefi kocaman bulutu: “Adam neyle yaşar yahu?” diye dolanıp duruyor. Asıl havayı, sevgi veriyor, insanı yaşatan şeyin para, aş, un, patates, hatta yeni bir kundura değil; ah, insanı insan yapan o kocaman sevgidir.
- Simon: Ana karakter, kasabanın ayakkabı tamircisi. Ekmek parası derdindedir ama asıl derdi kalbinin içine ne koyacağıdır.
- Matryona: Simon’un mücadeleci karısı. Dır dır aslında iyi çalışır, hayatın yükünü taşır.
- Misafir: Bir gün kapıyı çalar, kışın ortasında üşümüş ve perişandır. Simon şefkat gösterirse, hayatın kendisi şefkatle güzelleşecek midir?
Sahnede bu karakterler, Tolstoy’un “insan sevgiyle, merhametle yaşar” iddiasını öyle bir oynar ki, bazen gözleriniz dolu dolu, bazen kahkahalarınız tavan! Efendim, “Simon ile Matryona’nın kışa direnişi”, buz gibi havada, sıcacık bir insanlık öyküsüne dönüşürken, tiyatronun o insana ait büyüleyici atmosferini yaşarız[2][4].
Tiyatroda Bir Akşam: Lokum Tadında Felsefik Eğlence
Diyelim bir akşam tiyatroya gittiniz... Patlayan mısır yok ama patlayan duygular ve açılan zihinler var. Sahne açılır, Simon ayakkabı çeker, Matryona homurdanır, dışarıdaki rüzgar camları döverken size bir sorunun cevabını sunar: “İnsan ne ile yaşar?” Cevabı da oyunun sonunda bulduğunuzda ne banknotlar ne kredi kartları önemli, o salonda birlikte gülüp ağlamak, işte öyle bazen tiyatroda bir ekmek kadardır!
Hem eğlenceli hem düşündüren bir oyun; izleyici salondan “Bugün ne izledik?” diye çıkmaz. “Bugün ne hissettik? İnsan neden yaşar?” diye kendini kötü hissetmeden sorgular—açıkçası salonun yarısı bu soruyu unutur, diğer yarısı ise “Bir dahaki sefere kimle geliyoruz?” der.
Oyunun Arkasında Biraz Mizah: Kulis Dedikodusu ve Seyirci Halleri
Ayakkabıdan Felsefeye, Kombinlenmiş Akşamlar
Şimdi mizaha gelelim: Tolstoy, ayakkabı tamircisi yazınca Rusya’nın sabahından akşamına kadar ayakkabı tamiriyle uğraşan Simon’u buluyor. Bizde böyle bir Nurettin Usta olsa, Tolstoy’a “Abi şu ayakkabıya bi taban tak bakayım, insan anca tabanla yaşar!” derdi. Ama tiyatroda “taban” biraz metafor oluyor, insanın altını üstünü sorguluyoruz. Elindeki ayakkabı çivisiyle dünya barışına dair hayaller kuran Simon, gerçek hayatta Instagram story’si atacak olsa, “#SevgiyIeYasıyorum #KarımSabırlı” diye post atardı herhalde.
Kulislerde ise oyuncular birbirine şunu sorar: “Abi, Simon bugün seyirciye neyi anlatacak?” Bu sorunun cevabı bazen çok ciddi olur, bazen jestlerle, mimiklerle, bazen gecenin sonunda yanık bir çay eşliğinde; “insan biraz dedikodu ile yaşar!” diye gülüşürler.
- Seyirci, duygulanınca mısırını unutur.
- Oyunu ilk kez izleyen, “Ben bunu tekrar izlemeliyim!” der.
- Sıkılanlar bile, oyunun sonunda “Vay be, neyle yaşıyoruz?” sorusunu bir kere içinden geçirir.
- Alkışlar, insanı sahneden çok sahneye bağlar: Her alkışın ardında kopan bir fırtına vardır. O fırtına olmasa, Simon’un ayakkabısı da Matryona’nın umudu da yokuş aşağı yuvarlanır.
Tiyatronun Diliyle Tolstoy: Modern Yaşamda Eski Hikâye
Oyun biter, öykü devam eder... Günümüz dünyasında İnsan Ne İle Yaşar çoktan meme olmuş; çay köpürtme yarışmalarında, Instagram aforizmalarında, “sevgi mi, para mı?” anketlerinde dolaşıyor. Ama tiyatroda işler ciddiyetini kaybetmeden hafifleştiriliyor. Çünkü o sahnede soruyu sormak bile bazen cevaptan önemlidir.
- Küçük bir kasabada Simon hayatta kaldı mı? Cevap: Hem evet hem hayır. Çünkü Simon her yerde, her zaman, her kalpte var. Tiyatro seyircisinde, o gün eve yalnız dönerken “insan neyle yaşar” diye söylenen herkes Simon’dur[3].
- Matryona neyle yaşar? Belki sabır, belki azim, belki evdeki parmak arası terlik ve borç defterinin sayfa sayfa yaprakları...
- Gerçek cevap ne? Tiyatro “aşk” diyor, ama bir notla: “Gülmek, ağlamak, birlikte olmak... insan, birlikte yaşar.”
“İnsan Ne İle Yaşar”ın Türkiye’deki Yolculuğu: Sahne Sahne, Hali Haline
Oyunun Türkiye’deki serüveni, minik kasabadan dev şehir sahnelerine kadar uzanıyor. Bir gün Gaziantep’te izleyiciyi büyülüyor[2], bir akşam Kayseri’de insanlığı sahneye döküyor[3]. Şehir değişse de sorular ve duygular aynı: Tiyatro, insanla yaşar!
- Yerel Lezzetler: Tiyatro salonunun karşısındaki çorbacıdan alınan bir tabak mercimek çorbası, insana Simon’un ekmek derdini hatırlatır. “Tadı güzelmiş!” diyen seyircinin yüzünde hayatın azıcık da yemekle yaşanabileceği düşünülebilir.
- Eğlence Mekanları: Oyundan sonra gidilen bir cafe, arkadaşların “of ne oyundu, ben Simon olsam ne yapardım?” diye tartışması, tiyatronun gerçek hayatla nasıl karıştığını gösterir. “Birlikte güldük, birlikte sorguladık. Demek ki insan gerçekten birlikte yaşar!” diyenler salonun havasına damgasını vurur.
Tolstoy’dan Bugüne: Felsefe, Mizah, ve Tiyatroda Yaşamak
Önermeler: İnsanlığın Komik Halleri
Tolstoy insanlığı “sevgiyle yaşar” diye bağlamış ama modern çağda “insan internet bağlantısı ile yaşar” diyen de çıkar, “insan espresso ile yaşar” diyen de. Ama tiyatro, her dönemde insanı sahnede buluşturup “Sevgi, insana yetecek tek şeydir!” diye özetliyor.
- Sevgiyle yaşamak: Tiyatronun perdeleri aralandığında, Simon’un misafire gösterdiği şefkat aslında sahnedeki tüm insanlığı kapsıyor.
- Birlikte gülmek: Karanlık ve ciddi anlarda bile salonun bir anda gülmeye başlaması, insanın umutla, neşeyle yaşadığını gösteriyor.
- İmalı sorular: Her koltukta oturan, “insan acaba biraz da kredi kartı taksitiyle mi yaşar?” diye düşünüyor ama oyunun sonunda kredinin değil, sevginin galip geldiğini öğreniyor.
Spontane Yaklaşımlar: Herkes Sahneye Davetli!
Oyunda bir izleyici aniden “Ben de Simon olmak istiyorum!” dese, tiyatrocu hemen rol verir. Çünkü “insan neyle yaşar?” sorusu kolektif bir oyun, herkesin kendi cevabını bulduğu bir sahne. Bazen matbaa işçisi, bazen emekli öğretmen, bazen öğrenci—herkes sahnede.
Sahne Arasında Sosyal Mesajlar: Bugünden Yarına “Yaşamak”
Tiyatro, insanın sosyal hayatına da dokunur. Tamam, Simon ayakkabıyı tamir ederken bazen sahnedeki aktör gömleğini unutup, seyirciye seslenir: “Aslında insan biraz merhametle yaşar, biraz dostluk, biraz paylaşmak.” İşte, tiyatronun dersi de budur. Bugünün kalabalık metropollerinde kaybolmuş “insanlık”, tiyatronun sahicesine tutunur.
- Dayanışma: Simon komşuya yardım ettiğinde, izleyici mahalle dayanışmasının tadını alır.
- Önyargısızlık: Kapısına gelen yabancıdan korkmayan, ona yüreğini açan karakterler; bugünkü şehir insanına hoşgörüyü hatırlatır.
- Sevgi: Temel konu ise sabit: “Sevgiyle yaşa, hatalarınla barış!” diyen Tolstoy, adeta her seferinde “oyunun sonunda hayata daha neşeli bak!” diye seslenir.
Bir Tiyatro Gecesinin Sonu: Kariyer Tavsiyeleri ve Hayata Tiyatro Katmak
Tiyatrodan Hayata 3 Kritik Ders:
- İşe ayakkabı tamircisi ol, her yere tiyatro davetiyesi dağıt: Oyunu izle, sonra eve “Ben bugün insanlığın peşine düştüm!” diye dön. Tiyatroda iyilik ve merhamet rol çalmışsa, bunu hayatına ekle.
- Yeme-içmeye dikkat: Oyun sonunda açsan, “insan biraz da simitle yaşar!” diye kendine not al, salon karşısındaki pastaneye uğra. Ama unutma, tiyatro sevgisi kadar doyurucu bir simit yok!
- Her gün sahneye çık: Günlük hayatında “insan neyle yaşar?” diye sormayı bırakma. Komik ol, ciddiyetle gül, birlikte yaşamanın tadını çıkar.
Son Sahne: Felsefe, Mizah, ve Yerel Hayat
Bitirirken söylemek lazım; İnsan Ne İle Yaşar? tiyatrosu, hayatın kendisinin neyle yaşadığını anlatır. Sorular sahneye taşar, cevaplar seyircide kalır. Oyunun sonunda insan kendini daha iyi tanır, sevgiyle, birlikte, bazen bir çay bardağında, bazen gülüşte yaşar. Sahnenin karşısındaki kebapçıda da yaşar, konken masasındaki alkışta da!
Tiyatro insanla yaşar, insan tiyatroyla; insan, “insan olmanın ve insanca yaşamanın peşinde” her yerde, her sahnede...
Kaynakça
- Lev Tolstoy - İnsan Ne İle Yaşar (tam metin ve öykü analizleri)[1]
- Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, "İnsan Ne İle Yaşar" tiyatro oyunu tanıtımı[2]
- Kayseri Belediyesi, "İnsan Ne İçin Yaşar" sahne ve izleyici yorumları[3]
- Firsat.me, Tolstoy'un eserinden uyarlanan tiyatro oyunu bilgileri[4]
- Biletinial, Tiyatro oyununun felsefi ve eğlenceli yorumları[5]