Bir Adanın Sessizliği, Bir Yarımadanın Gururu
Gökçeada’da sabah uyandığında pencerenin ardındaki rüzgarın sesiyle güne başlarsın. Kimi zaman tuzlu deniz kokusu, kimi zaman eski Rum köylerinin taş sokaklarından gelen hafif bir kahve kokusu… Gözünü adanın güzelliğiyle doyurduktan sonra, insanın aklına ister istemez şu soru gelir: “Buradan bakınca, karşıda neler yaşanmış, bu topraklar neler görmüş?” Gökçeada’dan başlayıp Gelibolu Yarımadası’nda Çanakkale Şehitlikleri’ni ziyaret etmek işte böyle bir duyguya dokunur; hem bir adada zamanın yavaş akışını yaşar, hem birkaç saat sonra tarihin en trajik ve gurur veren sayfalarından birinin tam ortasına adım atarsın.
Gökçeada’nın Tarihi Katmanları
Gökçeada, eski ismiyle İmroz, Anadolu’nun Ege’ye açılan en batı noktası. Elini uzatsan sanki Trakya’nın ucuna değeceksin. Adanın, Antik Çağ’da Pelasglar tarafından kurulduğu, sonra Atina egemenliğine geçtiği ve Osmanlı dönemine kadar Romalılarla birlikte pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığı biliniyor. 1922-1923 yılları arasında Yunan işgalinde kalan Gökçeada, 22 Eylül 1923’te Lozan Antlaşması uyarınca Türkiye’ye katıldı. Bugünün sakin adasında, eski Rum köylerinde dolaşırken bazen geçmişin sesleri ayak ucuna kadar gelir: Eski taş çamaşırhaneler, yıkık bir kaya mezarı, Rum evlerinden süzülen eski bir şarkı…
- Eski Bademli: Koruma altındaki köy ve önündeki asırlık çınar ağacı.
- Tepeköy: Adanın en yüksek Rum köyü; bakir doğası ve korunan dokusuyla dikkat çeker.
- Yeni Bademli Höyük: Arkeolojik kazıların devam ettiği bir tarih durağı.
- Marmaros Şelalesi: 38 metrelik şelale; bölgenin doğa harikası.
- Zeytinli Köyü: Sakızlı muhallebisi ve ada şaraplarıyla bilinir.
Eğer tarihle doğanın iç içe geçtiği bir yeri arıyorsan, Gökçeada’da kafanı dinlerken aynı zamanda Anadolu tarihinin izlerini sürebilirsin.
"Dibek kahvesinin dumanıyla, yüzyılların tozu birlikte savruluyor burada."[7]
Bozcaada’yı Selamlamak
Turların çoğu Gökçeada ile Bozcaada’yı birleştirir; çünkü iki ada birer soluk noktasıdır. Bozcaada Kalesi, Rum mahalleleri, Ayazma sahili ve Meryem Ana Kilisesi, adanın olmazsa olmazlarından. Kimi zaman Gökçeada’dan feribotla Bozcaada’ya geçilir; kimi zaman ise Çanakkale merkeze uğramadan önce kısa bir adalar turuyla hafifler insanın kalbi.
- Bozcaada Kalesi
- Rum Mahalleleri, Meryem Ana Kilisesi
- Aynalı Çarşı ve Çanakkale Saat Kulesi
Her biri tarihin izlerini taşır; adeta yarımadanın sessiz tanıklarıdır.[3][8]
Çanakkale: Şehitliklere Doğru Bir Yolculuk
Gelibolu Yarımadası’na Geçiş
Gökçeada’dan ana karaya döndüğünde, feribottan adımını attığın anda ikinci perde açılır. Karşında Gelibolu Yarımadası, Eceabat ve bir zamanlar insanın göğsünü daraltan Çanakkale Savaşları’nın izleri… Türk milletinin, “Çanakkale Geçilmez” sözünü tarihi yapan 1915 ruhu burada, hemen her taşta, her ağaçta yaşar. Rehberin sesiyle duyduğun ilk bilgilerden biri çoğu zaman Kilitbahir Köyü ve Kalesi olur:
- Kilitbahir Kalesi: Boğazı savunmak için Fatih döneminde inşa edilmiş üçgen labirentli kale.
- Namazgâh ve Mecidiye Tabyası: Çanakkale savaşlarını simgeleyen mevziler.
- Seyit Onbaşı Anıtı: 215 okkalık top mermisini omzunda taşıyan efsane topçumuzun minnet anıtı.
- Şahindere Sargı Yeri Şehitliği: Gerçek şehit mezarlarının bulunduğu, duygusal ağır bir alan.
- 57. Alay Şehitliği: Mustafa Kemal’in, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum…” sözünün yankılandığı yer.
- Conk Bayırı: Anafartalar Zaferi’nin nişanesi.
- Soğanlıdere, Alçıtepe, Rumeli Mecidiye Tabyası.
Bu bölgede yürürken, rüzgarın sesi ve kuşların cıvıltısı bile biteviye bir hüzün taşır. Mezarlardan okunan isimler; bir zamanlar Anadolu’nun dört bir yanından kalkıp gelmiş, belki hiç birbirini görmemiş ama aynı ideal için yan yana yatmış çocukların isimleri…
Kilitbahir’de surların gölgesinde, Rumeli Mecidiye’de barutun keskin kokusu hâlâ havada. Seyit Onbaşı heykelinin altında, Anadolu insanının gücünü, imkânsızın nasıl mümkün olduğunu gözlerinde görürsün. Şehitliklerin ziyaretçi defterlerine yazılan satırlarsa, bu duyguların özetidir: “Siz olmadan biz olmazdık.”[1][8]
Çanakkale Şehitler Abidesi: Dört Ayağın Gölgesinde
Gelibolu Yarımadası’nın en çok ziyaret edilen anıtı olan Çanakkale Şehitler Abidesi, Eskihisar Burnu üzerinde yükselir. Bu abide, sadece bir anıt değil; yitip gitmiş nesillerin manevi yükselişini sembolize eden dört dev ayak ve onların üzerindeki göğe uzanan dalgalar… Mimari anlatımı ise mimarı Doğan Erginbaş’ın diliyle tam şudur: “Abide, tüm coğrafyalardan gelen şehitlerimizin toplu bir şekilde göğe yükselişini temsil eder.”
17 Nisan 1954’te temeli atılmış, 21 Ağustos 1960’ta İkinci Anafartalar Zaferi'nin 45. yıl dönümünde ziyarete açılmıştır. Her yıl 18 Mart’ta devlet erkanı ve binlerce vatandaş tarafından anma törenleri burada düzenlenir. Sembolik mezarlık bölümünde yer alan 59.408 şehidin isimleri, “isimsiz kalmadınız” diyerek satır satır yazılmıştır. Abide ayaklarının altındaki rölyefler, muharebe anlarını anlatır. Abidenin hemen önünde ise Atatürk’ün Anzak annelerine hitaben yazdığı ünlü sözlerin yer aldığı mermer bir kitabe yer alır. Burada, savaşın acılarını bir nebze olsun dindiren, insanı insan yapan değerler ses bulur.
“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada vatanımızın toprağındasınız...”[1]
Rehberli Turlar ve Duygusal Yoğunluk
Gökçeada – Bozcaada – Çanakkale Şehitlik rotasında turlar genellikle rehberli gerçekleşir. Bu rehberler, yalnızca tarihi anlatmakla kalmaz, katılanların içinde bambaşka bir “Çanakkale bilinci” uyanmasına vesile olurlar.
Örneğin, bazı turlar şöyle bir güzergâh uygular:
- Gökçeada’dan sabah erken saatlerde hareket, feribotla Kabatepe veya Çanakkale’ye geçiş.
- Kısa bir Bozcaada ziyareti – kale, kilise, çarşı gezisi.
- Çanakkale merkeze varış, kısa şehir turu.
- Kilitbahir ve tarihi tabyalar ziyareti, rehberin savaş hikayelerini anlatması.
- Seyit Onbaşı Anıtı, Şahindere Sargı Yeri ve gerçek şehit kabirleri ziyareti.
- Çanakkale Şehitler Abidesi ve sembolik mezarlık alanı, duygusal anlar.
- Conk Bayırı ve 57. Alay Şehitliği’nde Mustafa Kemal ve Mehmetçik anılarına saygı duruşu.
Elbette herkesin yolu ve zamanlaması başka olabilir. Bazısı bu rotayı iki günde, kimisi üç-dört güne yayıyor. Acele edip bitirmek yerine, her durakta soluklanıp o atmosferi içine çekmek bence paha biçilemez. Ruhunuza işleyen bir “an” bir ömür aklınızdan çıkmıyor.
Gökçeada’da Konaklamak: Rüzgarlı Geceler, Sakin Sabahlar
Turun başlangıç noktası ya da “nefes durağı” olarak Gökçeada, huzur arayanin sığınağıdır. Zeytinli’de meşhur sakızlı muhallebi yiyeceksin, Kaleköy limanındaki kafelerde gün batımına karşı kahveni yudumlayacaksın. Özellikle yaz akşamları, Kaleköy’de Semadirek manzarası eşliğinde zaman durur.
- Adada küçük aile pansiyonları, restorasyon görmüş Rum taş evleri ve konforlu butik oteller öne çıkar.
- Rum köylerinin terkedilmişliğinde bir melankoli vardır, ama sabahleyin horoz sesleriyle uyanmak insana yaşama enerjisi verir.
- Lokantalarda deniz mahsulleri ve geleneksel Ege mezeleri bulunur; unutma, bir de ısırgan otlu cullama denemeden dönme.
Yani “şehitlik turu” deyince sadece gün boyunca duygusal bir yük taşıyacağız sanmayın; Gökçeada size gece olunca yeniden hayata tutunmayı, rüzgarla nefes almayı da hatırlatır.[7]
Pratik Bilgiler: Turlara Katılırken ve Kendi Rotanı Oluştururken
- Çanakkale Şehitlikler turu çoğunlukla Gökçeada merkezli rehberli turlarla başlar, günübirlik ya da bir gece konaklamalı programlar sunar.
- Feribot saatlerini önceden kontrol etmeyi unutma; yazın seferler daha sık, baharda ve kış aylarında az.
- Abideye ve şehitliklere giriş ücretsizdir, fakat bazı tabyalarda müze girişleri ücretli olabilir.
- Bölgedeki rehberler, hem tarihsel bilgi hem de duygusal aktarım açısından çok deneyimlidir; anlatılanları dikkatle dinlemek gezinizi daha anlamlı kılar.
- Yanınıza mevsime uygun (bazen sert olabilen) rüzgara karşı önlem alacak kıyafetler alın. Özellikle Gelibolu Yarımadası rüzgârıyla meşhurdur.
- Fiziksel olarak çok yoğun bir yürüyüş gerektirmez ama şehitlik alanlarında zaman zaman toprak patikalar ve merdivenler olabilir.
Alternatif Duraklar ve Ekstra Öneriler
- Yolunuz düşerse Eceabat’ta deniz kenarı balıkçı lokantalarında bir mola verin.
- Çanakkale merkezde Aynalı Çarşı, Saat Kulesi ve feribot iskelesi çevresinde kısa bir yürüyüş ile şehre farklı açıdan bakabilirsiniz.
- Bozcaada’ya uğradıysanız oradaki yerel şaraplardan alın; dönüşte güzel bir sofra anısı olur.
- Çanakkale’nin zeytinyağı, Gökçeada’nın reçelleri, Zeytinli muhallebisi ve taze balı da (çantada akmaması için dikkatli taşıyınca) eve götürülebilecek küçük hediyelerden.
Son Notlar & Kapanış
Bir Gökçeada – Çanakkale Şehitlik gezisini, klasik bir “tatil rotası”ndan çıkaran şey, yaşadığın yoğun duygudur. Sabah adada dinginliğe uyanırsın, akşam Gelibolu’nun şehitliklerinde başını öne eğersin. Bazen ellerin ceplerinde, bazen gözlerin dolu dolu, ama en çok da başını yukarı kaldırıp içine çektiğin derin bir nefesle; “iyi ki geldim” dersin.
Bu coğrafyada, savaşı değil anıları, ölümü değil ölümsüzlüğü ziyaret ettiğini anlarsın.
Ve bir kahve molası verdiğinde kendi kendine şunu mırıldanırsın: “Hayat, biraz da buradaki gibi; rüzgarlı ama güçlü…”
Kendini fazla kasma, bazen gözyaşını bile bırakmak gerekir, Çanakkale Şehitliklerinde ada rüzgarı maskotun olsun.
Kaynakça
- [1] e-gokceada.com.tr/canakkale-sehitlik/
- [2] gezidefteri.com/izmir-cikisli-bozcaada-gokceada-sehitlik-turu
- [3] gezitutkunlari.com/bozcaada-gokceada-canakkale-sehitlik-turu
- [5] tatillendin.com/gokceada-bozcaada-canakkale-turu
- [6] escantur.com/izmir-cikisli-bozcaada-gokceada-turu.html
- [7] kulturportali.gov.tr/turkiye/canakkale/gezilecekyer/gokceada-mroz
- [8] gezentiturizm.com/bozcaada-gokceada-canakkale-sehitlik-turu