İSTANBUL İSTANBUL
Türkçe

Farklı Hayatların Hikayesi: ‘Eylül’ Bileti ve Sahnedeki Derin Yansımalar

Mertcan Ertüzel 10 Ekim 2025 8 dk. 551 okunma
Farklı Hayatların Hikayesi: ‘Eylül’ Bileti ve Sahnedeki Derin Yansımalar

Bir sokak ışığının altında, kenti karanlığa hapsedilmiş bir yüzün gölgesine baktığınızı hayal edin. Tam da orada, bükülmüş bir ışığın ortasında, Eylül doğuyor. Sahnede ya da kadife perdelerin ardında değil; çünkü Eylül, o klişe hayatlar değil, unutulmuş, görmezden gelinmiş, ama hiçbir şey olmamışçasına her gün tekrar tekrar yaşanan bir gerçeklik taşıyor. Şimdi, bu uzun yazıda, ‘Eylül’ bileti kapıldığında neler yaşanacağını, bu hikayenin sadece bir tiyatro oyunu değil, kolektif belleğimizin saklı bahçesinde nasıl çiçek açtığını birlikte keşfedelim.

Eylül: Oyunun Ruhu ve Kurgusal Dünyası

Eylül, 28 yaşında, tek odalı bir evin köşesinde maniler söyleyerek, geçmişin ve şimdinin düğümlerini çözmeye çalışan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Tek kişilik bu oyun, trans bir kadının ve aynı zamanda seks işçisi olarak var olmanın yüklerini, acılarını, kırılganlığını, bazen çocukça gülümsemesini bazen de dipsiz bir çaresizlik içinde haykırdığını seyirciye aktarıyor[3][4][5]. Oyun, yaklaşık 110 dakika ve iki perde boyunca süren bir monolog atmosferinde, seyircinin sadece izleyici değil, aynı zamanda Eylül’ün hayatına tanık olan, hatta sorgulayan bir partner olarak yer almasına neden oluyor[1].

Eylül’ün hikayesi, aslında “herkes biliyor ama görmezden geliyor” cümlesiyle başlıyor. Hayatlarımızdaki her türlü ötekileştirme, ayrıştırma, hatta trajediyi normalleştirme döngüsünü sorgulatıyor. İşte, bu oyun sizi sahiden orada oturtuyor. Eylül’ün gözlerinin dibine. Kırılıp, yıkılıp, ama kalkıp yeniden gülmeyi becerebildiği o ince yere.

Senaryo ve Karakter: Hayatın Kendisi mi, Sahnede mi?

Uğur Kanbay tarafından oynanan ve giderek oyuncunun da kendini bulduğu bir yere dönüşen Eylül, bazen seyirciyle konuşuyor, bazen kendi yıkılmış duvarlarını yıkıyor. Oyunda, trajedi ve komedi arasındaki denge ustalıkla yakalanıyor. Sonrasında yarım kalan bir kahkahanın ardından, hızlıca gözlerinize süzülen gözyaşlarından kaçamıyorsunuz. Bu, yalnızca tiyatro sahnesinde yaşanan bir etki değil; hayatın içinde de böyle değil mi? Bir gülüyor, bir ağlıyor, bir boğuluyoruz. Bu da Eylül’ün gerçekçiliği ve otantikliği oluyor[1].

Oyunu yazan ve oynayan Kanbay, trans bireylerden doğrudan bir görüş almadığını belirtiyor. Çünkü Eylül, tek bir kişinin değil, kolkola gezen, aslında hepimizin içinde büyümüş, kimi zaman annemizde, kimi zaman teyzemizde bulabileceğimiz bir dünya. Eylül, oyun başladığında artık sadece bir karakter olmaktan çıkıyor ve sahnenin içinden geçen herkesin ruhuna, kimi zaman usulca, kimi zaman şaşkınlıkla dokunuyor[1].

Eylül’ün Tiyatro Sahnesinde Gerçek ve Haya Arasındaki Dansı

Sahne dekoru, Eylül’ün tek odalı dünyasını, o darlığın soğuk gerçekliğini yansıtıyor. Işıklar, Eylül’ün yüzündeki her çizgiyi, her duygusal dalgalanmayı, kimsenin fark etmek istemediği o derin çukurları seyirciye sunuyor. Dekor ve kostüm, olduğundan daha fazlasını göstermiyor; çünkü gerçek hayat da tam olarak budur. İçinde yaşadığımız gerçeklikler, sadece en çıplak haliyle bize kendini ele vermek zorunda[1].

Oyuncu ve Eylül: Kim Kimin Yerinde?

Uğur Kanbay’ın oyunculuğu, Eylül’ü o kadar gerçekçi kılıyor ki, zamanla seyirci de Eylül’ü bir karakter olarak değil, sahnedeki kadının kendisi olarak görmeye başlıyor. Oyunculuğundaki kırılganlık, cesaret ve naiflik, Eylül’ün acılarının ve umutlarının sahneye yansımasını sağlıyor. Sahnenin bir kraliçesine dönüşen Eylül, izleyiciyi bazen güldürüyor, bazen de altüst ediyor. İşte tam burada, “değdi mi üç kez gitmeye?” sorusu akla düşüyor: Her tabakadan, her duygudan, her dünyadan bir parça alıp götürüyor insan, çünkü Eylül, bugüne kadar hiç izlemeye cesaret edemediğiniz bir aynadan sırıtıyor[1].

Biletinizin Üzerinde Ne Yazıyor?

Eylül bileti aldığınızda, birkaç saatliğine gözlerinizin ışığını kapatıp, hayatınıza yabancı bir hikayenin sahneye çıkmasına izin vermiş oluyorsunuz. Baba Sahne, Kumbaracı50 gibi alanlarda, özellikle sonbahar ve kış aylarında, Eylül’ü izlemek için bilet bulabilirsiniz[3][4]. Oyun, 16 yaş üstü seyircileredir; çünkü içeriği, duygusal ve toplumsal olarak yoğun geçiyor. Oyun tarihi ve biletinizi aldığınız her saat, Eylül’ün dünyasıyla tanışacağınız bir randevuya dönüşüyor.

Eylül’ün Dünyasında Seyirci Olmak

Oyun salonuna girdiğinizde, sıradan bir tiyatro oyunu izlemiyorsunuz. Eylül’le birlikte bir yolda vakit geçirmeye, onun gözyaşını içmeye, gülüşünü hafızanıza kazımaya gidiyorsunuz. Sahne, size kendinizi yani yaşama nasıl baktığınızı, hangi insanlara nasıl baktığınızı anlatıyor. Çünkü oyun bittiğinde, dünyanız biraz daha açılmış, o klişe cümlelerinizi ve bakışlarınızı yüreğinizde bir sorgulama fırtınası hissetmiş oluyorsunuz. “Eylül” bileti, işte sizi tam da o yerden yakalıyor.

Farklı Hayatların Hikayesi: Toplumsal Bir Yansıma

Bu oyun, tiyatrocuların ürpererek yaklaştığı trajedi türünün sınırlarını zorlarken, aynı zamanda günlük yaşantımızdaki öncelikleri ve duyarsızlığımızı da eleştiriyor. “Hepiniz bu hikayeyi biliyorsunuz ama görmezden geliyorsunuz.” cümlesiyle, aslında toplumun merkezine yayılan bir sorgulama başlatıyor. Her gün önünüzden geçen, belki de yoksunluk ve zorluk içinde yaşayan insanları görmeyi reddettiğinizi, ama unutamadığınızı hatırlatıyor[3][10].

Oyun boyunca Eylül’ün yaşadığı çaresizlik, yalnızlık, bazen umut, bazen de karanlık, hepimizin içinde saklı duran bir reçine gibi sahnede akıyor. Oyun sadece “trans birey” ya da “seks işçisi” olmakla sınırlı değil; insan olmanın, var olmanın, kabul görmenin ya da görmemenin sorgusuna kendimizi dâhil ediyor. Oyun bittiğinde, sahnedeki Eylül sizde yaşamaya devam ediyor. Çünkü o, sizin şehrinizin gerçekliği, sizin gözlerinizden kaçan ama belki de en çok tanıdığınız, ama kabullenemediğiniz tarafınız olarak kalmayı başarıyor.

Eylül ve Tiyatro Sanatındaki Yeri

Türkiye’deki özgün tiyatro eserleri arasında, ‘Eylül’ farklılık gösteriyor. Çünkü bilindik dramatik yapısını değil, trajedik olanı deşiyor ve seyirciye aynı zamanda gülmenin, alaycılığın, duyarsızlığın ve insani duyarlılığın birlikte yaşanabileceğini gösteriyor. Oyun, zamanla klasikleşmiş bir anlatıya dönüşüyor; hem de asla klişe olmayan, her seyirciye bir başka duygu geçişi sunan bir metin olarak Türk tiyatrosunda kendine sağlam bir yer açıyor[1].

Yıkıcı ve İyileştirici: Eylül’ün Etkileri

Oyun bittiğinde, dışarı çıkıp yüzümüze vuran hafif bir rüzgârla, yoldaki insanlara, yüzlerine, gözlerine bir başka şekilde bakıyorsunuz. Oyun sadece bir tiyatro eseri değil, aynı zamanda iç dünyanızın ve toplumun yüzünü aydınlatan, bazen karanlıkta bırakan bir ayna. Eylül’ün hikayesini dinlerken, hayatın birçok renginin aslında bizde de olduğunu, sadece belli taraflarımızın kamusal alanlarda görünür olabileceğini düşünüyorsunuz.

Sonuç: Farklı Hayatların Hikayesine Dâhil Olmak

Bir biletin dünyanızı nasıl değiştirebileceğini en çok bu gibi oyunlarda anlıyorsunuz. Eylül, sadece tiyatro sahnelerinde yaşanmıyor; aslında yaşadığımız her anda, içimize usulca sızan bir etkiyle bizi bir adım ileriye, bir adım derine doğru götürüyor. Her şeyden önce, ‘Eylül’ bileti aldığınızda, farklı bir hayatın, farklı bir ruhun, farklı bir gözün hikayesine dâhil olmayı kabul etmiş oluyorsunuz. Oyun bittiğinde, size kalan, bazen gözyaşı, bazen gülümseme, ama her zaman değişime açık bir yüreğin devrimi oluyor.

Kaynakça

  • Kazan Kültür: Eylül: Bildiğiniz Hikâye [1]
  • Tek Perde: Bir Çok Duygu Yaşatan Oyun: Eylül [2]
  • tiyatrolar.com.tr: Eylül | Baba Sahne [3]
  • Kumbaracı50: Eylül | Oyun Detayları [4]
  • Oyun Atölyesi: Eylül (Tiyatro SFRPZTF) [5]
  • Ekmek ve Gül: Günün Oyunu: Eylül [7]
  • Baba Sahne: Eylül Bilet Satın Al [10]

Ve işte Eylül, tüm hayatları, tüm hakikati ve aslında her birimizi sahneye çıkarıyor, usulca, fısıldayarak, ama asla unutulmamacasına…

Sıkça Sorulan Sorular
Sorularınıza cevap verecek faydalı bilgilere ulaşın.
En İyi Aktiviteleri Önce Sen Keşfet!
Yakınınızdaki heyecan verici aktiviteleri ve özel fırsatları ilk keşfeden siz olun! Uygulamamızı hemen indirin ve daha fazlasını deneyimleyin!
Firsat.Me

×