Merhaba! Gel bir deneyimi birlikte süzelim. Çocukluğumuzun kahramanlarını sene yazılarından, tişört baskılarından, sahne arasan bulamasan ne kadar özlediğimizi fark ettin mi? İşte bu makale tam da bunun hakkında; içinde biraz nostalji, biraz sahne gerisi, biraz da arka plan var. Ben Mertkan, seninle birlikte bu sahnenin en kokulu ve en renkli kısımlarını keşfedelim istiyorum. Hani şu “Ben filtreli içerik değil, deneyim süzerim” cümlesinin içerik tezahürü işte…
Kahraman Kime Denir?
Kahraman, çoğumuzun ilkokul yıllarından aşina olduğu bir sıfat. Çocuklukta “kahraman” dediğimiz kişiler, hem büyük hem güçsüz, hem akıllı hem duygulu, hem de –eğer varsa– pelerininin kanatlarını her türlü kötülüğe açmaya hazır insanlardı. Peki, çocukken kahramanlar neden bu kadar önemliydi? Çünkü iyinin yanında, güçlünün de yanında, yenilmez, kararlı, cesur ve ölümsüzdüler[5]. Biz büyürken bu kahramanlar bize kötülerin kaybettiğini, iyilerin kazandığını, pes etmemek gerektiğini içten içe öğrettiler. Ama çocukluğun gerçek kahramanları sadece çizgi filmlerde, dizilerde ya da masallarda mıydı? Hayır. Tarihimiz, gerçekten var olmuş küçük ama yürekleri koskoca çocuk kahramanlarla dolu[1][2]. Biraz da onlardan bahsedelim mi?
Hafızada Çocuk Kahramanları
Milli Mücadele döneminde, yaşları 10-15 arasında değişen pek çok çocuk, sırtlarında erzak ve mühimmat taşıyarak cephelere koştular[2]. Örneğin Erzurum Lisesi öğrencileri, yatak çarşaflarından çuval yapıp un taşıdılar[2]. Haydi bir düşün, kaçımız bu yaşta akşam yemeği için annemize yardım ederken tıkanıyorduk, ama onlar koca un çuvallarını gece gündüz demeden taşımışlar. İsmail ve Mehmet’in hikayesi mesela; 11-12 yaşlarında, ateş altında mektup taşıdılar ve İsmail şehit oldu. Mehmet ise gazi olup mücadeleye devam etti. Nezahat adında bir kız çocuğu, babasıyla cephe cephe gezip ata da bindi, silah da kullandı. Onbaşı rütbesini aldı. Kahramanmaraşlı Ali, 14 yaşında askerlere yol gösterdi, köprüler yıktı, vatanını savundu[1]. Şekerci Ökkeş, annesinin “Daha küçüksün oğlum” sözüne “Ama imanım büyük, ben ölürsem düşman size dokunmasın” diye dudakları titreterek cevap verdi[2]. Bugünün çocuk figürlerinden daha cesur, daha gerçek, daha yakın değil mi bunlar?
Tabii bu gerçek kahramanların yanı sıra, çocukluğumuzda bizi fetheden çizgi film ve dizi karakterleri var. Hani şu arkadaşlarını arayıp “Bugün He-Man gelsin, bende yok” dedirtenler. Ya da Bayan Peper ve Tom’u, Red Kit’i, Taş Devri’ni, Ayı Paddington’ı, Niloya’yı, Rafadan Tayfa’yı, Şirinleri. Kahramanlık bu kadar kişiselleşmiş, çeşitlenmiş, sahne almış ve bu denli yakında nerede olurdu başka? Her izlediğimiz yepyeni bir ders, her tekrar izlediğimizde farklı bir bakış. İşte çocukluğumuzun kahramanları bu yüzden hep sahne aldı, çünkü onlar bize hem kahkalar hem de sorumluluk aşıladı.
Çocukluk Kahramanları Neden Sahnede?
Şimdi biraz da günümüze bakalım. Çocukluğumuzun kahramanları neden yeniden sahne alıyor? Niye dünya, yetişkinler olarak biz, hâlâ E.T., Örümcek Adam, Superman, Yıldız Savaşları’nın gücüne inanıyoruz? Çünkü bu karakterler, geçmişe açılan kapımız; o dönemi hatırlatan, bir nebze de olsa yeniden o ruh halini hissettiren katalizörler. Yeniden filmlerde, tiyatrolarda, konserlerde, fuarlarda karşımıza çıkıyorlar. Üstelik artık sadece çocuklar için değil, bizler için. Hani şu “Sarıldığımızda bir şey kırılır mı” diye düşündüğümüz filmin tiyatro uyarlaması geldiğinde bile bilet bulamamak buna örnek.
Mesela artık her büyük festivalde, gecede, özel gösterimde Tom ve Jerry, Şirinler gibi karakterlerin dev kuklalarını, kostümlü temsilcilerini görüyoruz. Çocuklarıyla gelen ebeveynler, çocukların gözleri ışıldıyorken kendileri de bir anlığına yeniden çocuk oluyor. Sahnede, kostüm kuşağında, televizyonda, dijital platformlarda, karikatür dergilerinde, müzelerde, hatta oyun konsollarında bu karakterler hâlâ yaşıyor çünkü sahip oldukları ilkellik, iyimserlik, mücadeleci ruh ve çözüm odaklılık her daim işe yarıyor. “Kahraman olmak kolay değil” demekle kalmıyor, bize bunun mümkün olduğunu hatırlatıyorlar.
En İyi Kahraman Hangi Sahne Diyor?
Şu klişeye inanmayın: “Sadece Disney, sadece Marvel, sadece Hollywood en iyi sahneleri sunar.” Hayır. Sahne dediğimiz, illa bir binanın üstündeki ağır ışık sistemleri, milyonlarca biletli seyirci değil. Daha derin bakalım mı?
- Her gün televizyonun karşısına geçen çocuklar için ekran bir sahneydi. Her sabah okula gidecekken, bir kısım arkadaşlarınızla fısıldaşarak Tom ve Jerry’nin kimin evinde olduğunu planlardınız. Hatta bazen, “Bugün bizde He-Man yok, gel size geleyim” gibi pazarlıklar dönerdi. İşte bu yüzden, ekranlar, yatak odalarındaki ufak tefek sahleler olarak işlev gördü.
- Okul sınıfları, kütüphaneler, mahalle araları, yazlık sinemalar, pikniğe gidince çizgi romanı açıp bekleyen anlar… Hepsi birer sahne. Çocukluğumuzun kahramanları, çantamızda, kalemliğimizde, defterimizin arka sayfalarında dolaşırdı; hayal gücümüzün genişliğiyle onlara koca dünyalar yaratırdık.
- Kitap fuarları, konser etkinlikleri, oyun alanları. Şimdi ise bu kahramanlar, dijital evrenlerde, mobil oyunlarda, kart oyunlarında, animasyon filmlerinde, tiyatro sahnelerinde, hatta eğitim fuarlarında, kitapçılarda yeniden sahne alıyorlar. Yine bir araya gelip, bize “iyi olmak kolay değil, kötü olmak daha kolay, ama kahraman olmak için biraz cesaret yeter” mesajını veriyorlar.
Çocukluk Kahramanları ve Toplumsal Etki
Çocukluğumuzun kahramanlarının etkisi sadece bireysel değil, toplumsal bir boyuta da sahip. Kahraman figürleri, bir toplumun değerlerini, umutlarını, kolektif bilinçaltını şekillendirir. Örneğin, Millî Mücadele döneminin çocuk kahramanları, bugün hâlâ ders kitaplarında, müzelerde, belgesellerde anlatılıyor. Bunun nedeni, bu karakterlerin sadece geçmişin acılarını değil, büyük fedakarlıkların ve umudun gücünü de canlı tutmaları[1][2].
Batı sinemasında Superman, Spider-Man ya da E.T. figürlerinin bu denli popüler kalmasının nedeni de aslında benzer: İyi olanın kazanacağı, haksızlığa göğüs gerebileceğin, sadece “birey” olarak değil, “toplumun bir parçası” olarak da mücadele edebileceğin mesajını güncelliyorlar. Bu, bir toplumun geleceğini inşa ederken kullandığı en etkili silahlardan biri.
Eğitimde, Sporda ve Sanatda Kahramanların Yeri
Kahraman figürleri, eğitimde de önemli bir rol üstleniyor. Sınıf panolarında, ders kitaplarında, tiyatro oyunlarında, spor karşılaşmalarında çocukların örnek aldığı modeller olarak hep bir adım önde. Mesela, “tarih yazan çocuklar” projelerinde, gerçek tarihi kahramanların yaşam öyküleriyle bugünün çocukları buluşturuluyor[6]. Bu, çocukların kendilerini daha güçlü ve cesur hissetmelerini sağlıyor.
Spor alanında da durum farklı değil. Fenerbahçe’nin “hocaların hocası” diye andığı Zeki Rıza Sporel’den, Galatasaray’ın Cim Bom Bom’una, Beşiktaş’ın Kartalı’na kadar kulüp ve milli takım kahramanları da aslında çocukluğumuzun en önemli idol kaynağı. Futbol defterlerinin arkasına çizdiğimiz efsaneler, panolarımızda asılı kupalar, el yazısıyla yazılmış tezahüratlar hep bu kahramanlara adanmıştı.
Sanatla ve kültürle iç içe olan çocuklar için ise sahne, bir nevi kutsal mekan. Yabani Kaplanlar, Kayıp Balık Nemo, Hain Gökyüzü’ndeki kahramanlar, hem müzikleriyle hem renkleriyle, hem de alt metinleriyle çocuklara ve yetişkinlere “Sahneye çık, korkma, sen de kendi hikayeni anlat”ı fısıldıyor.
Kahramanlar Neden Unutulmaz?
Çocukluğumuzun kahramanlarını unutamıyoruz çünkü hepsi kişisel bir anı, bir duygu yumağı haline gelmiş. Okumaya başladığın ilk hikayenin kahramanıyla empati kurdun, ödevinin üstünde oturup gözlerini ovuştururken bir anda uyuyakalıp o kahramanın peşine takıldın; düştün, kalktın, izledin, koştun, alkışladın. Kahraman dediğin biraz da bu değil mi: Düşünce kaldıran, yorulduğunda yeniden ayağa kalkabilen, başkasına umut olabilen?
Ayrıca, bu kahraman sembolleri evrensel. Japonların Speed Racer’ı, Amerikalıların Scooby Doo’su, bizim Nasreddin Hoca’mız, Hacivat ve Karagöz’ümüz, İtalyanların Pinokyo’su, İngilizlerin Winnie The Pooh’su… Hepsi aslında aynı duyguları, farklı renklerde yansıtıyor. Çocukken bizi ekran başına mıhlayan, şimdi de “oğlum/kızım izlesin de sevinsin” dedirten sahnelerin gücü, bu evrensel ilkellikten geliyor.
Teknolojinin Kahramanlara Etkisi
Teknoloji ilerledikçe, çocukluk kahramanlarının sahneleri değişti. Şimdiki çocuklar, tablet, telefon, akıllı televizyonlarda, YouTube’da, Netflix’te, Mavi Balina’da, Roblox’ta kahramanlarını arıyorlar. Ama temelde değişen bir şey yok: Çocuk, hâlâ kalbiyle, hayal gücüyle, samimiyetiyle seviyor bu karakterleri. Sadece araçlar değişti. Artık “Hadi bilgisayar oynuyoruz” şeklinde plan yapılıyor; ama öz aynı. Sıcak, dürüst, saf bir ilişki…
Peki, dijital zamanların kahramanları sahnede daha mı çekici? Hayır, aksine nostaljinin gücü, her zaman olduğu gibi filmler, tiyatrolar, fuarlar ve özel etkinliklerde canlanmaya devam ediyor. Mesela, eski çizgi film kahramanlarının dev kuklalarını gören çocukların ve ebeveynlerin yüzlerindeki o heyecan, ekranda karşılaştıklarından daha derin ve dokunaklı. Çünkü somut, elle tutulur, gözle görülür, gerçek bir deneyim sunuyor.
Kahramanlar ve Gelecek
Gelecekte ne olacak? Çocukların kahramanları değişecek mi, gelişecek mi, yoksa devam mı edecek? Bence temel yapı değişmeyecek. Çünkü insanın özünde, çocuklukta yatan ve hayat boyu unutulmayan tek şey, güçlü olup da iyiyi savunanlara duyulan saygıdır. Teknoloji değişse de bu ihtiyaç bitmeyecek, belki sadece farklı araçlarla, farklı sahnelerde, farklı hikayelerle kendini gösterecek.
Şimdi çocukları olanlar, internette “çocuk gelişimi kahraman” diye aratıyor, “nasıl çocuklara iyi rol model olurum” diye düşünüyor. Aslında cevap basit: İyi rol model olmak için, çocukken sevdiğin kahramanları hatırla, onları gerçek hayatta yeniden keşfet ve sen de o çocukluk ruhunu doğrudan yaşa. Çünkü çocuklar, sözlerinizden çok, içtenlikle yaptıklarınıza bakıyorlar.
Son Söz ve Okuyucuya Not
Ben Mertkan, deneyimleri harmanlayarak yazmayı severim. Çünkü her deneyim, geçmişe açılan bir pencere. Şimdi bu yazıyı okurken muhtemelen aklına düştüğün gibi, çocukluğumuzun kahramanları sadece oyun kahramanları ya da çizgi film karakterleri değildi. Canlı, gerçek, samimi… Bazen sadece bir çocuk kahkaha, bazen de yüzlerce çocuğun bir arada alkışlamasıyla yaşıyorlar.
Eğer bir çocuğunuz varsa, onunla birlikte kahramanları yeniden keşfetmek için çizgi film izleyin, kitap okuyun, tiyatroya gidin, müzeleri gezin. Onlara bu dünyadaki ilk ışıkları, ilk kahramanları gösterin. Hiçbir şey, çocuğun gözlerinin içindeki o ışığın yerini tutamaz. Ben bu ışığı unutmadım; sen de unutma…
Kaynakça
- Millî Mücadele'nin Çocuk Kahramanları, Bilim Çocuk dergisinin ek sayısı, Ekim 2023[1]
- Kurtuluş Savaşı'nın "Çocuk" Kahramanları, Anadolu Ajansı[2]
- Çocukluk Kahramanlarımız, DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü[5]
- Kahramanlarımız – Tarih Yazan Çocuklar[6]