Bir Mezuniyetin Kıyısında: Boğaz’ın Sularında Başlayan İçsel Yolculuk
Mezuniyet. İnsan yaşamının dönüm noktası, bir hikâyenin sonu ve yeni bir yolculuğun başlama sesi. Kimi zaman bir kampüs çiminde, kimi zaman eski bir salonda yaşanır bu ritüel. Ama Boğaz’da yatla yapılan bir mezuniyet… İstanbul’un atardamarı, rüzgârda dönen martılar ve şehrin iki yakasını birbirine bağlayan o su… İşte böyle bir atmosferde, mezuniyet töreni adeta bir geçiş ayini olur. Dışarıdan bakınca lüks gibi görünen bir tercih; ama içeride, yatın burnunda ayakta duran o üniversite genci, aslında hayatın anlamını, yalnızlığını, rehavetini ve çoşkusunu bir arada taşıyor. Çünkü mezuniyet sadece bir başarı kutlaması değil—bir kimlik, bir içsel büyümenin suya yansıyan imgesi.
Boğaz: Mezuniyetlerin Saklı Nabzı
Boğaziçi’nde bir törenin zamanı geldiğinde şehrin nabzı değişir. Binaların duvarlarında eski mezunların hatıraları, çimenlerde paylaşılan gülüşler, duvarda asılı pankartlarda umut ve hayal kalan yazılar… İstanbul Boğazı, her birini bir aynada gibi yansıtır. 2025 yılında, Boğaziçi Üniversitesi'nin 158. Mezuniyet Töreni, Albert Long Hall’dan Güney Kampüs’e yayılan bir kutlama silsilesiydi. Ama şehirde başka bir ritüel daha vardı; gözlerden ırak, suda süzülen bir yatın güvertesinde, bölüm bayraklarıyla, yer yer kep, yer yer baretle yapılan mezuniyetler[1][3].
Yatlı Mezuniyet Akşamında: Boğaz’ın Sularında Geçiş Ayini
Yatla yapılan mezuniyet törenleri, klasik salon törenlerinden ayrılır. Güverteyle salon arasındaki fark şudur: Güvertede zaman farklı akar. Denizin ortasında, şehrin gürültüsü ulaşmaz insana, martı çığlığıyla saatler yavaşlar, insan ışığın değişiminden zamanın geçtiğini anlar. Mevzubahis olan, üniversite hayatının son günü ve yeni bir başlangıcın habercisi.
- Törenin Ruhu: Klasik törenlerde bölümlerin isimleri okunur, öğrenciler sırayla ayağa kalkar, bayraklar dalgalanır. Yat üzerindeki törende ise, her bölüm kendi köşesini bulur. Kimileri makine mühendisliği gibi üzerlerine getirdikleri baretlerini havaya atar, kimileri ise sadece kep fırlatır: Her hareket, bireyselliğin ve özgünlüğün bir simgesi olur[2].
- Müzik ve Metafor: Beethoven’dan Elgar’a, pomp and circumstance melodileri dalgaların sesiyle bir araya gelir. Mezunlar, bir orkestranın parçası gibi kimi zaman yüksek sesle, kimi zaman derinden şarkı söylerler. Suda süzülen yat, bir geminin öyküsünü değil, insanın kendi rotasını arayışını anlatır. Ayakta durmak bile farklıdır; güvertede her adım bir cesarettir.
- Fotoğraflar ve Anılar: Gazeteciler ve fotoğrafçılar için yatlı mezuniyet töreni, bir anlatı yakalama vaadidir. İnşaat mühendisleri baretlerini havaya attığında suya düşen bir baret, kişinin yitip giden anılarına dönüşür, bir başka kep ise anıların havada kısa bir süre asılı kalmasını simgeler[2].
Mezuniyetin İçsel Katmanları: Yalnızlık, Aidiyet, Umut
Bir mezuniyet sadece bir belgeler silsilesi değildir. Özünde, içsel bir yalnızlık ve aidiyet arayışının çok katmanlı bir biçimde dışa vurumudur. Her öğrenci, Boğaz’ın sularında titreyen ışık gibi kendi hikâyesini arar. Mezun olurken, dostlarıyla kucaklaşırken, geride kalanlara bir bakış atarken; kendi içsel yolculuğunun kapısını aralar.
- Yalnızlık: Mezuniyet gecesi, kalabalıkta hissedilen en derin yalnızlıktır. Yatta, kendi köşende otururken şehrin gürültüsünü uzaktan izlersin. Geçmişin yükü, geleceğin belirsizliği ile birleşir; sanki Boğaz’ın ortasında bir adada, kendini keşfetmenin arifesindesin.
- Aidiyet: Boğaziçi gibi köklü bir üniversitenin mezunu olmak, bir cemiyetin, bir geleneğin parçası olmak demektir[3]. Dylan Thomas’ın "Do not go gentle into that good night" dizesi gibi, mezunların bir kısmı geceye, okula ve şehre veda ederken sessiz bir direniş taşır. Kendini ait hissettiğin yerlerin, mezuniyetten sonra ne kadar uzak olabileceğini sezmek, bir iç çekiştir.
- Umut: Boğaz’ın maviliğinde, yatın ilerlediği her an yeni bir rotadır. Mezunlar, ışıklarla süslenmiş şehir manzarasına bakarken, kendi geleceğine bir proje gibi şekil vermeye başlar. Mezuniyet sadece bitiş değil, umut dolu bir başlangıçtır. Herkes, kendi yolculuğuna doğru yola çıkar; kimi avukat olur, kimi mühendis, kimi hayalperest bir şair.
Gelenekler, Ritüeller ve Sürprizler
Boğaziçi Üniversitesi’nin mezuniyetlerinde yıllar boyunca ritüeller oluşmuştur. Yatlı törende, klasik kutlama biçimlerine yepyeni bir boyut ekleniyor.
- Kep ve Baretin Hafızası: İnşaat mühendislerinin keplerini çıkarıp baret takmaları, mesleklerine bir göndermedir[2]. Ayrıcalıklı ve kendine özgü bir ritüel. Her sene neredeyse bir kutlama efsanesi olur; gazeteciler yeniden baret fırlatılan anları fotoğraflar.
- Bölüm Bayrakları: Okuldan mezun olanlara, ellerinde bölümlerinin adının yazılı olduğu bayraklar verilir; yatın güvertesinde bu bayraklar dalgalanır. Bayrak sallamak, bir mezunun kendi hikâyesinin dalgasını oluşturmasıdır.
- Anons ve Müzik: "Şimdi High Honor olanlar ayağa kalksın!" anonsuyla birlikte güvertede yeni bir dalga oluşur[2]. Herkes ayağa kalkar, bir kimlik gösterisi başlar. Müzik bazen kulaklarda bir yankı, bazen yatta yankılanan bir sevinç çığlığıdır.
- Gecenin Sonu: İstanbul’un gece ışıklarında, mezunlar dans eder, anılarını ve hayallerini Boğaz’ın suyuna bırakırlar. Herkes kendi katmanında başka bir hikâye taşır, şehir ise bunu bir efsaneye dönüştürür.
Kutlama ve İçsel Dinginlik: Yatlı Mezuniyetin Felsefesi
Bir yatın üstünde mezuniyet töreni düzenlemek, kutlamanın ötesinde, bir felsefeyi temsil eder. Suya açılmak, şehirden uzaklaşmak, bir nehir gibi akarcasına yeni hayata giriş yapmak… Her dalga, geçmişteki zorlukları suya karıştırır. Mezunlar, geçmişin yükünü ve geleceğin belirsizliğini, Boğaz’ın ortasında bir dinginliğe dönüştürürler.
- Doğayla Temas: Boğaz’ın rüzgarı, yatın ilerleyişinde mezunlara şunu anlatır: İnsan, doğanın bir parçası olarak yeni döneme başlar. Kendi sesini bulduğu an ise, yıldızların altındaki sessizlikte gerçekleşir.
- Yalnızlıkta Büyümek: Yat üzerindeki kutlama; yakın dostlukların, paylaşılan hayallerin, ama aynı zamanda bireysel yalnızlığın tecessümüne dönüşür. Bir yandan sarılıp dans edenler, bir yandan ileriye bakanlar… Herkes kendi yalıtılmış dünyasında, büyümeye başlar.
- Çoklu Zaman Katmanları: Boğaz’ın gecesinde, geçmiş mezuniyetlerin yankısı da hissedilir. 149. mezuniyet, 158. mezuniyet… Her biri kendi zamanında bir iz bırakır[3][4]. Yatın ilerleyişi, zamanın akışını hem hızlandırır, hem yavaşlatır.
Boğaz’da Mezuniyetin İmajı: Şehir, Su ve İnsan
Şehir ve su arasında bir yat, bir metaforlar bütünü olur. Boğaz’ın iki yakasındaki üniversite hayatı, yatta bir araya gelir, tören ise bir hatıraya dönüşür:
- Şehrin Katmanları: İstanbul’da mezuniyet sadece bir okula ait değildir, bütün şehrin ruhunu taşır. O gece Boğaz’da ışıklar yanarken, mezunlar hem geçmişlerinin yükünü hem geleceğin umutlarını bir arada taşır.
- İnsan ve Doğa: İnsan, suyun üstünde kutlama yaparken kendi doğallığına döner. Yatın ilerleyişinde şehir geride kalır, sadece kendi hikâyenin peşindesin.
- Ritüel ve Anlam: Her yıl mezuniyet farklı yaşanır; kimi zaman en başarılı öğrenci alkışlanır, kimi zaman mezun konuşmasının başarısızlığı konuşulur[2]. Ama Boğaz’da yat üzerinde kutlanan mezuniyet, her zaman bir kimlik keşfine dönüşür.
Yatlı Mezuniyet Kutlamasında Duygu Katmanları: Bir Şiirsel Yolculuk
İçinde bulunulan an, kutlamanın ötesinde bir şiire dönüşür. İstanbul’un geceyi örttüğü saatlerde, mezunlar kendi "içsel Boğazlarında" yüzmeye başlar. Her mezun, kendi hikâyesini taşıyarak geçmişinden geleceğe bir köprü kurar. Mezuniyet, bir vapur gibi insanı geçmişten geleceğe taşır, yat ise onun en özgün imgesidir. Gecenin bir saatinde, bir öğrenci dalgalara bakar ve kendini bulur:
- "Yeni bir hayat, yeni bir şehir, yeni bir ben."
- "Geçmişin izleri suyun yüzeyinde; hayallerim ise yıldızlarda."
- "Kutlamanın ortasında, kimsesiz bir yalnızlık bile yeni bir yolculuğun habercisi."
Boğaz’da Mezuniyet ve Sonsuzluk
Boğaz’da yat üzerinde yapılan mezuniyet törenleri, insanın sonsuz bir yolculuğunun ilk adımıdır. Dalgaların üstünde, yıldızların altında bir kutlama… Kimi zaman bir baret havada asılı kalır, kimi zaman bir kep suyun üzerinde süzülür. Her biri, ölümsüz bir anı bırakır. Mezuniyet, Boğaz’ın ortasında, insanın kendi sonsuzluğuna attığı ilk adımıdır.
KAYNAKÇA
- Boğaziçi Üniversitesi 158. Mezuniyet Tören Programı, resmi duyuru ve kutlama takvimi [1]
- "Boğaziçi Üniversitesi Mezuniyet Töreni", Ekşi Sözlük, mezuniyet gelenekleri ve anekdotları [2]
- Boğaziçi Üniversitesi’nde 158. Mezuniyet Törenleri Gerçekleştirildi, BÜMED, mezunlar derneği gözlem ve etkinlik raporları [3]
- Boğaziçi Üniversitesi 149. Mezuniyet Töreni, YouTube Playlist, tören video arşivi [4]