Bir Konserden Fazlası: Aşkın Notaları ve Sözlerle Buluşması
Hayatta bazı geceler vardır, hepsinden ayrıdır. Kalabalığın arasında bir koltukta yerinizi alırsınız, perde açılır ve sahneye iki dost çıkar; biri anlatıcı, diğeri müzisyen. O akşam, ışıklar biraz daha loştur, içerisi biraz daha sıcak, zaman ise sanki o salonun dışına çıkıp başka bir zamandaki aşklarda gezinir. Aşk Şarkıları ve Öyküler konseri tam olarak böyle geceleri vadediyor: Notalar, kelimeler ve anılarla, dinleyenin kalbinde çınlayan o tanıdık duygunun izini sürüyor.
Hiç unutmam, soğuk bir Şubat akşamı dolmuşla Beşiktaş’a giderken ilk defa Sunay Akın ve İlhan Şeşen’in sahnede buluşacağını duymuştum. “Aşk Şarkıları ve Öyküler”… Daha ismini gördüğüm anda bilinçaltımdaki eski aşk mektupları ve gençlikte duyduğum ilk İlhan Şeşen şarkıları hep birden su yüzüne çıktı. Biliyor musunuz, o geceler biraz tesadüfle, biraz da sevdiğinizin elini tutma bahanesiyle daha da unutulmaz oluyor.
İsmiyle Müsemma: “Aşk Şarkıları ve Öyküler” Konseptinin Doğuşu
Konserin ana omurgasını İlhan Şeşen ve Sunay Akın oluşturuyor. Biri Türkiye’nin en dokunaklı söz yazarlarından ve bestecilerinden biri; diğeri ise kelimelerin en zarif ustası, şair ve şehir anlatıcısı olarak tanınıyor. Bambaşka disiplinlerin bir araya geldiği bu gece, çift kanatlı bir kuş gibi hem notaların hem masalların peşinden koşturuyor bizi[4][5][1].
- Şiir ve anlatı: Sunay Akın’ın anlattığı öyküler, bazen eski İstanbul’dan, bazen çocukluktan, çoğu zaman ise unutulmuş bir aşkın satır aralarından çıkıyor.
- Müzik ve duygu: İlhan Şeşen’in gitarı tınlarken, “Gibi Gibi” ya da “Sensiz Olmaz”ın ilk notaları duyulduğunda, salondaki herkes ister istemez kendi eski bir aşkını hatırlıyor.
Bazı konserler vardır; iyi vakit geçirmeye gidersiniz. Aşk Şarkıları ve Öyküler ise “yaşamış” hissetmeye, unutulmuş bir hüznü bile tebessümle hatırlamaya çağırır insanı[2][5]. Bir yanınızda çocukluğunuzun o hiç büyümeyen merakı, diğer yanınızda büyüyünce vazgeçemediğiniz aşklarınız oturur.
Böylesi Bir Akşamda Neler Oluyor?
Hiç katılmamış olanlar için tarif edeyim: Klasik bir oturma düzeni, loş bir sahne, iki sandalye ve az ve öz bir ışıklandırma… Sunay Akın mikrofona yaklaşırken hınzır bir tebessümle gözlerini kısa boylu bir seyirciye diker. Az sonra bir aşk mektubundan ya da bir kara trenin penceresinden sarkmış mendilden söz edeceğini anlar herkes.
Sonra, Şeşen gitarını usulca akort ettikten sonra araya girer. Hikayenin akışında bir mola gibi, bazen şarkılar öyküyü tamamlar, bazense öyküler şarkıya yol açar.
En Sevilen Anlar
- Şarkıların Ardındaki Hikayeler: İlhan Şeşen’in “Neler Oluyor Bize?” şarkısını yazdığı geceyi Sunay Akın’dan dinlemek, sonra o anının üstüne gitar tınılarıyla o şarkıyı tekrar keşfetmek… Bir yandan kahkaha, bir yandan küçük bir iç sızısı.
- Doğaçlama Mizahın Tadına Varma: İkili arasındaki atışmalar, bazen gündemi bazen çocukluğun mahalle dedikodularını sahneye taşıyor.
- Salondaki Sessiz Bir Duygu Dalgalanması: Herkesin gözünde küçük bir parıltı, belki yanında oturan tanımadığı insana bakarken “Demek başkaları da benim gibi hissetmiş” deme hali.
Bu Konserin Kendine Ait Bir “Dinleyici Aşkı” Var
Bazı konserlerde herkesin favori şarkısı farklıdır ama Aşk Şarkıları ve Öyküler’de ortak olan tek şey paylaşılan duygudur. O gece orada bulunan herkes aynı pencereden aynı sahile bakar gibidir[6][8].
Dinleyici Profili ve Atmosfer
- 50 yaşında, üniversite yıllarındaki aşkına yazdığı şiirlerle gelenler: O dizelerden birini hala cüzdanında taşıyanlar, bazen şiir okumaları sırasında gizlice mendil çıkartır.
- İlk kez sevgilisinin elini tutan genç çiftler: Öykü sırasında eller biraz daha sıkı kavranır, “Eğer bir gün ayrılırsak, bu geceyi hatırla” konulu tatlı bir bakış alışverişi.
- Hayatın her köşesinden, her yaşından insanlar: Kimileri eski günleri yad ederken, kimileri ise yeni bir aşk öyküsüne şahit olur.
O gece sahnede dakikalar ilerledikçe, salonda minik bir evren kurulur. Herkesin ortak dili ise müzik ve kelimelerdir[2][6].
Aşk Şarkılarının Türk Müzik Kültüründeki Yeri
Elbette aşk şarkıları yalnızca bu tür özel gecelere mahsus değil. Anadolu’dan Trakya’ya, Türk müziğinin hemen her döneminde “aşk” ana motif olmuş, besteciler için hem bir ilham hem de bir sığınak olmuştur. Konserin bir diğer büyülü yanı, müzik türleri arasında yolculuğa da çıkarmasıdır:
- Klasik Türk Müziği: Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca gibi isimlerden günümüze, besteler ve güfteler arasında aşkın binbir hâli anlatılmıştır[3].
- Pop ve Folk Rock: İlhan Şeşen’in “Gibi Gibi”, “Sensiz Olmaz” gibi eserleriyle, 70’lerden 90’lara uzanan bir sevda haritası çizilir.
- Şiirle İç İçe Müzik: Sunay Akın’ın anlattığı hikayelerden, Behçet Necatigil’in dizelerine ve Orhan Veli’nin mektuplarına dek, aşk birçok dilde ve biçimde sahneye taşınır.
Bir Akşamdan Daha Fazlası: İçsel Bir Yolculuk
Bir itirafta bulunayım, aşk şarkıları deyince hep dikkatimi çeken bir şey var: Bir şarkıyı on kişi dinliyorsak aslında on farklı hikaye çıkıyor ortaya. Kimi için o şarkı eski bir yaz akşamını, kimi için bitmemiş bir hikayeyi, kimisi için ise yeniden başlama umudunu çağrıştırıyor. Aşk Şarkıları ve Öyküler işte tam da bu yüzden sadece eğlenceli bir akşam değil; biraz da bir içsel yolculuk, belki kendi sorularımıza, belki eski sevdalarımıza doğru kısa bir seyahat.
Bir gece hatırlıyorum; Sunay Akın, eski bir sevda mektubunun üzerindeki pulun hikayesini öyle bir anlattı ki, salonda kikir kikir gülenlerden biri ben oldum. Tam ardından “Neler Oluyor Bize?” başladı. Herkes sustu. Bir anlığına, koca salonun nemini hissettik.
Konserin Yapısı: Ne Beklemeli?
Bu konserlerin çoğu yaklaşık 100 dakika sürüyor ve tek perde olarak sunuluyor[5]. Dinleyiciyle interaktif bir iletişim kuruluyor; bazen seyircilerden gelen doğaçlama sorular ya da katılanların kendiliğinden hikayeleri de geceye dahil edilebiliyor.
Programda Neler Olabilir?
- İlhan Şeşen’in klasiklerinden canlı performanslar
- Sunay Akın’ın kendi kaleminden çıkmış kısa öyküler ve eğlenceli anekdotlar
- Şarkı ve hikaye geçişlerinde kısa mizahi diyaloglar
- Bazen o akşamla özel sürprizler: İzleyiciden gelen bir şiir veya bir doğum günü serenadı
Neden Büyük İlgi Görüyor?
Geniş kitlelerin ilgisi tesadüf değil; insanın en eski, en evrensel hikayesiyle yüzleştiği için. Her zaman yaşadığımız ama çoğu zaman konuşmaya çekindiğimiz duyguları, notalarla ve esprili bir dille anlatmak… Gülmek ve ağlamak arasında bir yerde, kendimizi bulduğumuz için.
- Nostalji Dozu: Kendine ait siyah beyaz yıllarına geri dönmek isteyenler için tam bir terapi.
- Güncel Mizah: Gündelik yaşamın sıradan hallerini, absürt ve mizahi ayrıntılarla süzen Sunay Akın’ın anlatımı bambaşka bir renk katıyor.
- Samimiyet ve Sürpriz: Her konser gerçekten her salonda “biricik” bir ruha sahip.
Türkiye’nin Farklı Şehirlerindeki Etkisi
İstanbul, Bursa, Ankara ve daha onlarca şehirde bu konserler defalarca sahnelendi[2]. Her şehirde izleyicinin tepkisi farklı; ama öyle bir an gelir ki, bazen Bursalı bir teyze konser sonunda sahneye domates reçeli getirebilir veya gençler sevgililerine orada evlilik teklif edebilir.
Benim gittiğim bir gösteride, yaşlı bir amcanın gözlüğünü çıkarıp hıçkıra hıçkıra ağladığını görmüştüm. Garip bir şekilde, o gece öylece salondan çıkınca dünya biraz daha nazik gelmişti bana.
Kimler Kaçırmasın?
- Ayrılık acısı çekenler: “Bir parça dertleşmeye ihtiyacım var” diyenlere iyi gelecek bir gece.
- Yeniden başlayanlar: Kalbinin üzerine yeni bir aşk yazmak isteyenler için umut dolu anlar.
- Şehir kaşifleri ve deneyim avcıları: Sıradan bir geceyi özel kılmak isteyenlere bire bir!
Eğer henüz bu deneyimi yaşamadıysanız, bir akşam cebinizde biletle, içinizde merakla ve yanınızda sevdiklerinizle gidin derim. Hiç tanımadığınız onlarca insanla aynı duyguda buluşmanın keyfi, asla başka bir yerde bulunmaz.
Kalıcı Bir Etki: Konserden Sonra Yaşayan Anılar
Ev yolunda şarkıların mırıltısı, geceden akılda kalan bir cümle, içilen bir bardak çayın koyuluğu… Tüm gece, bir öykünün son cümlesi gibi uzun süre hafızada kalır. Kimi sevgililer salondan el ele çıkar, kimi kendi aşk hikayesine minik bir “devam” ekler.
Her konserin ardından şehir biraz daha canlı gelir bana. Otobüste yanınıza oturan yaşlı bir bey ile iki kelime ettiğinizde “Ben de izlemiştim o gece” diyenleri duyarsınız. İşte, o zaman anlarsınız ki Aşk Şarkıları ve Öyküler yalnızca bir konser değildir; küçük bir toplumsal buluşmadır, kısa bir dostluk tadı, uzun bir duygular yolculuğudur.
Benim Gözümden: Bir Kaşifin Notları
Yıllardır şehir şehir gezdim, onlarca konsere, tiyatroya ve festivale katıldım. Fakat şu kadarını söylemeliyim ki, az konser böylesine güçlü bir “paylaşma hissi” bırakıyor izleyicisinin üzerinde. Herkesin kendi payına düşeni alıp çıktığı bir gece. Ben bir şehir kaşifi olarak, gittiğim konserden çıktığımda yüzümde bir tebessümle dönüyorsam, bilin ki o gece gerçekten özeldi.
Bir allı morlu ilkbahar sabahında, hatırladığınız hoş bir melodi kulağınızda, eski bir defteri karıştırırken karşınıza çıkan bir aşk mektubu gibi, Aşk Şarkıları ve Öyküler konserleri de yaşadığınız şehre biraz daha anlam, ufak bir sıcak anı, küçük bir dostluk bırakıyor.
Kaynakça
- [1] Sunay Akın ve İlhan Şeşen'den Aşk Şarkıları ve Öyküler - Kalem Kahve Klavye
- [2] Sunay Akın ve İlhan Şeşen´den Bursa´da aşk şarkıları ve öyküleri - Bursa Büyükşehir Belediyesi
- [3] Türk Müziği Konserleri "Aşk Şarkıları" - Pera Müzesi
- [4] Aşk Şarkıları ve Öyküler İlhan Şeşen & Sunay Akın - Biletix
- [5] İlhan Şeşen & Sunay Akın - Aşk Şarkıları ve Öyküler - Biletinial
- [6] Aşk Şarkıları ve Öyküler - Ekşi Sözlük
- [7] Aşk Şarkıları ve Öyküler Bostancı Gösteri Merkezi - YouTube
- [8] "Aşk Şarkıları ve Öyküler" ayakta alkışlandı - Pusula Swiss