Hoş Geldin Montmartre: Paris’in En Renkli Tepesi
Paris’in güzel mi güzel, çılgın mı çılgın Montmartre’ı… Eğer Paris’i sadece Eyfel Kulesi, Louvre ve Champs-Élysées ile tanıyanlardansan, hemen baştan uyarayım: Montmartre, bildiğin Paris’ten bir parça daha fazla “Parisli”! Moulin Rouge’un kırmızı kanatlı değirmeninden, Sacré-Cœur’ün sakin beyaz kubbesine yürürken, adeta bir ressamın fırçasındaki renklere karışacaksın. Dilersen sırt çantana bir şişe şarap, birkaç kruvasan at ve bohem ruhunu yanına al. Montmartre sokaklarında iki saatlik bir yürüyüş, Paris’in yıllara meydan okuyan yüzünü keşfetmek için yeter de artar.
Montmartre Nerededir, Nasıl Gidilir?
Burası Paris’in kuzeyinde, 18. arrondissement’da bir tepeye (Butte Montmartre) kurulu. Dönemsel olarak şehrin göz bebeği, bazen başbelası olmuş; sanatçılar, ayyaşlar, rahibeler ve devrimcilerle kaynamış bir mahalle. Abbesses ya da Anvers Metro istasyonlarından birine varmak en pratik yol. Metrodan çıkar çıkmaz çevrendeki duvar resimleri, hareketli sokak müzisyenleri seni selamlar [3][9].
Turun Başlangıcı: Moulin Rouge’un Gölgesinde
Turun genellikle başladığı yer, Moulin Rouge. 1889’dan beri cazibenin, ihtirasın ve kabarenin kalesini simgeleyen kırmızı kanatlı yel değirmeni. Toulouse-Lautrec burada kırmızı şarabını yudumlar, geceye poz veren dansçılarının portrelerini çizerken, biz bugünün meraklı turistleri olarak dışarıdan hayran hayran bakıyoruz [1][7].
Moulin Rouge’u arkanıza alın, Pigalle Cadde’si boyunca yukarıya, Abbesses yönüne yürümeye başlayın. Abartmıyorum: İlk adımda bambaşka bir sanat galerisine attığınızı hissedeceksiniz.
Abbesses’in Kalbinde: İlham Perisinin Sokağı
Abbesses Metro durağı—Paris’in en derin istasyonlarından; aşağı indiğinizde merdiven saymak neredeyse olimpik bir spor. Durağın çıkışında "Je t’aime" (Seni Seviyorum) Duvarı var. 250’den fazla dilde “Seni Seviyorum” yazısı, aşkın başkentinde göz göze gelenlerin favori fotoğraf fonu. O an birisiyle “aşka dair” bir sohbet başlatmak için ideal nokta, benden söylemesi [3].
Maison Collignon ve Amélie’nin Ayak İzleri
Fransız sinemasının fırtına gibi esen filmi Amélie’yi hatırlarsın. O pastel tonlu Paris, tam olarak Montmartre’ın bu köşe başlarında kaybolur. Maison Collignon bakkalı ve Café des Deux Moulins, Amélie’nin gerçek mekanları. Hadi bir espresso iç ve filmdeki hızlıca geçen karelerin gerçekliğinde biraz kaybol [1][3].
Sanatın Kalbi: Le Bateau-Lavoir, Picasso ve Dali’nin Gölgesinde
Montmartre denince akla bir tablo gelir: Ressamlar, yağlıboyalı eller, şarap kokusu, sevgililer ve entelektüel sohbetler… Le Bateau-Lavoir apartmanı, Picasso ve Braque’ın Kübizm’i icat ettiği, sanatın devrim geçirdiği yer. Pencerelerden bir Picasso, bir Modigliani çıkmazsa şaşırma. Duvarda kalmış bir fırça izi, köşede bir eski palet kadar sanat solunur bu mahallede.
Moulin de la Galette ve Bir Değirmen Hikayesi
Montmartre’da eski yel değirmenleri mahalleye ismini vermiş. “Moulin” Fransızca’da değirmen demek. Moulin de la Galette, sadece Van Gogh’a ilham olmakla kalmaz, ünlü guinguette (açık hava eğlence mekanı) olarak da nam salar. Belki bir pazar günü, şansına, yerel halkın dans ettiği bir sokak partisine rastlarsan, hemen aralarına karışıver.
Montmartre’ın Gizli Cevherleri ve Eşsiz Rotalar
Le Passe-Muraille ve Dalida Büstü
Montmartre’ın her sokağı bir hikaye anlatır. “Le Passe-Muraille” heykeli — yani Duvarların İçinden Geçen Adam — şehre mizahi bir Parisli ruhu armağan eden bir edebiyat şaheseri.
Suzanne Buisson Parkı’nda nefeslen, köşesinde papağan seslerine kulak ver. Üzerine La Maison Rose adlı pembe evde bir fotoğraf çek; belki Instagram takipçi sayında minik bir patlama bile yaşarsın.
Clos Montmartre – Paris’in Son Bağı
*Ressamların yüzlerce yıldır pastellerinde sonsuz yeşiliyle ölümsüzleştirdiği* Paris’in şehir içindeki tek üzüm bağı: Clos Montmartre. 1930’larda açılan bu küçük bağ hala her Ekim’de şarap festivali için lokal üretimiyle cömertçe eğlenceler düzenler. Fransızlar bağcılığı bir yaşam tarzı olarak görür, Montmartre bunu meydan okuyan bir zarafetle kutlar.
Au Lapin Agile – Sanatçıların Evi
Bu küçük şirin bina, tavşanlı tabelasıyla alaycı Montmartre ruhunun mabedi. Bir zamanlar Picasso’nun, Utrillo’nun hatta Şarlo’nun bile müptelası olduğu bu cabare, bugün hala canlı müzik ve şiir geceleriyle sanatın kalbini yaşatıyor.
Place du Tertre – Ressamlar Meydanı ve Yaşayan Tuval
Turun kalbi, Place du Tertre. Kulaklarında akordeon, burnunda taze kruvasan kokusu, gözlerinde birbiriyle yarışan portre ressamları… Pencereden sarkan perde, duvarı tırmanan sarmaşık, gölgede çizen sanatçılar… Burası yaşayan bir Paris tablosu. Portre ya da karikatürünü çizdirmek, Montmartre’dan bir anı götürmek gibisi yok!
La Maison Rose - Kartpostalın Gerçeği
İsminin hakkını veren ve Instagram’ın Paris hashtag’ini ele geçiren La Maison Rose, pastel pembesiyle tepenin en sevimli köşelerinden biri. Dışardan bir fotoğraf, içeride butik bir kafe keyfi; kitap okurken bile “Montmartre’da yaşayanlar şanslı…” dedirten bir huzur.
Sacré-Cœur Bazilikası: Tanrı’nın ve Şehrin En Beyaz Tacı
Sıra geldi yürüyüşün zirve durağına: Sacré-Cœur Bazilikası. Paris’in en yüksek noktası, mermer beyazı kubbeleriyle kilisenin önünde oturup şehri seyretmek başlı başına bir Paris anısı. Panoramik Paris manzarasını gösteren terasta kimi gitar çalar, kimi karnını doyurur, kimi ise sadece başı dönene kadar Eyfel’i, Seine’ı, çatılardaki bacaları izler [1][2][3][6][8].
- Bazilikanın kubbesine çıkarsan 360° şehir manzarası gerçek anlamda Paris’i avucunun içine koyar.
- İç mekânındaki mozaik ve freskleri incelemeden; mum ışığında birkaç dakika sessizliğin tadını çıkarmadan dönme.
Alternatif Rotalar ve Fotoğraf Noktaları
Montmartre’da yürümek, sadece meydan ve kilise turu değildir. İşte kendine çekici bir rota oluştururken gözden kaçırmaman gereken diğer noktalar:
- Saint-Pierre de Montmartre - Paris’in en eski kilisesi.
- Sinking House - Perspektife dikkatli bakınca eğilmiş gibi duran ünlü apartman.
- Montmartre Füniküleri – Yokuş tırmanmak istemeyenlere pratik bir çözüm.
- Saint-Pierre Atlıkarıncası - Kitsch ve nostaljik bir dönme dolap.
- Duperré Playground – Rengarenk mural basketbol sahası, özgün bir fotoğraf karesi için ideal.
Montmartre’da Yeme-İçme: Paris Mutfağının Sıcacık Yüzü
Yürüyüşten enerji toplamışken bir mola ve tatlı bir kaçamak şart. Montmartre’ın butik pastaneleri ve kafeleri kruvasan, makaron, peynir ve minik sandviçleriyle tam bir Paris ahlakı aşılar insana.
- Pastel tonlu masa örtüleri ve vintage sandalyeli: Le Très Particulier
- Gizli bahçede öğlen kahvesi: Pink Mamma
- Amélie esintili zarif retrospektif: Café des Deux Moulins
Bütün bu kafe molalarında Paris’in bir köşesinden yükselen ekmek kokusunu içime çekerken şunu fark ettim: Hayat bir şehirde güzelse, o da Montmartre’da.
Montmartre’da Gece ve Gündüz: Mahallede Zamanın Farkı
Montmartre gündüzleri sanatın, aşkın ve tarih kokan insanların dünyası. Ama inanın, gece geldiğinde mahalle bir başka giyinir. Sokak lambaları çakıl taşlarını romantik bir film setine çevirir, kabare müzikleri rüzgâra karışır. Moulin Rouge, Lapin Agile gibi klasik barlarda yer bulabilirsen şehrin yerel yaşamına dokunursun.
Montmartre sadece bir gezi rotası değil, hayatı başka bir perspektiften görebileceğin ender sokaklardan oluşur.
Pratik Bilgiler: Paris: Montmartre 2 Saatlik Yürüyüş Turu'na Katılırken
- Süre: 2 saat (merkezi noktalarda avantajlı, acele etmeden hızlı bir tur)
- Zorluk: Orta seviyede yokuşlar (özellikle Sacré-Cœur yönünde)
- Tura Dahil Olanlar: Uzman rehber, tarihsel/sanatsal hikaye anlatımları, bazen küçük atıştırmalıklar
- Tavsiyeler: Rahat ayakkabı, hafif yağmurluk, fotoğraf makinesi, su
- Başlangıç Noktası: Genellikle Moulin Rouge ya da Anvers veya Abbesses metro çıkışı
Kendin Gezmek İstersen – Kendi Rota Önerilerim
Grupla tur seni cezbetmezse, “Ben kaybolmayı, aniden bir sokağa sapmayı sevenlerdenim” dersen, işte 2 saate sığacak bir serbest yürüyüş rotası önerisi:
- Başlangıç: Anvers ya da Abbesses Metro
- Je t’aime duvarı ve Rue des Abbesses üzerinden yukarı
- Maison Collignon ve Cafe des Deux Moulins durağı
- Ressamlar Meydanı Place du Tertre’ye uğra
- Saint-Pierre de Montmartre ve Sacré-Cœur Bazilikası’nda molanı ver
- Merdivenlerden aşağıya doğru, Moulin Rouge yönünden aşağı in
Kısa sürer, ama tadı damakta kalır!
Montmartre’ın Hikayeleriyle Yaşamak
Montmartre bana her gittiğimde başka bir yüzünü gösterdi. Bir köşe başında yaşlı bir adam, bana “Van Gogh benim dedemle burda röportaj yapmıştı” demişti. Bir kış sabahı Sacré-Cœur’ün basamaklarında kahvemi içerken bir kuşun avaz avaz ötüşünü hiç unutamam. Orada karşılaşacağın tesadüflerin, duyacağın sokak hikayelerinin tadı başka yerde yok.
Montmartre, Paris’in kalbinin biraz hızlı çarptığı, gözlerinin daha fazla parladığı, sanatın ve yaşam sevincinin sokaklarda dans ettiği bir dünya. Her sokakta, başka bir şairin, ressamın, seyyahın gölgesiyle göz göze geleceğini bil!
Kaynakça
- [1] Paris: Montmartre ve Sacré-Coeur Yürüyüş Turu – paris-tickets.com
- [2] Paris'in zirvesinde Montmartre Tepesi'nde rehbersiz yürüyüş – visitingparisbyyourself.com
- [3] Paris'in sansasyonel mahallesi Montmartre'ta yürüyüş rotası – bizevdeyokuz.com
- [6] 7 Soruda Paris Ressamlar Tepesi Montmartre – Gezip Gördüm
- [7] Montmartre ve Sacré-Cœur Bazilikası Paris'te Özel Tur – rosotravel.com
- [8] Paris: Montmartre Kültür ve Yerel Pastalar Yürüyüş Turu – getyourguide.com
- [9] Montmartre Paris Gezi Rehberi, Montmartre Gezilecek Yerler – nasilgezdim.net