Ben, Sen ve Ovod: Bir İtirafnameye Hazır Olun!
Hazır mısınız sevgili seyahat ve edebiyat tutkunları? Bugün sırtçantamızda sandviç yerine Ovod var! Yani, Ethel Lilian Voynich’in insanın içini hafifçe yakıp kavuran, insanı önce dipsiz bir umutsuzluğa, sonra gerçek bir devrim ruhuna sürükleyen o efsane romanı! Eğer daha önce Ovod adını bir Türkçe kelime sandıysanız veya “Bunu bir yerde duydum ama nerede?” diyorsanız, hiç endişe etmeyin. Birazdan bu ismin hem tarihe, hem kalbinize nasıl kazındığını kah güldüren, kah düşündüren bir üslupla yazacağım. Romantik devrimcilik ve lezzetli İtalyan usulü isyan hikâyeleri eşliğinde uzun ve lezzetli bir metin geliyor!
Ovod’un Kısa Kimlik Kartı: Kimdir Bu Ovod?
Öncelikle temel bilgiler: Ovod, Ethel Lilian Voynich’in 1897’de yayımlanan ünlü romanının azılı baş karakteri ve romanın halk arasındaki adıdır. Ovod, hem “at sineği” demek (ama bizim buradaki sineğimiz, kanatlanınca devrim yapmaya başlıyor), hem de mecazi anlamda “rahatsız eden, uyandıran” rolünde efsanevi bir figür. Kitabın kahramanı Arthur Burton veya nam-ı diğer Ovod, 19. yüzyıl İtalya’sında özgürlük, inanç ve ihanet arasında gidip gelen karmaşık bir hayatın baş oyuncusu[1][2].
Voynich Kimdir? Neden Ovod?
Ethel Lilian Voynich’i tanıtmadan Ovod’u anlamak soğansız menemen yemek gibi olur! Yazarımız, hem Rus hem İngiliz kültürlerden beslenmiş, sürgünler, yasaklar ve bolca entelektüel dedikodu ile geçen hayatında insan ruhunun derinlerine de inmekten çekinmemiş bir hanımefendi. “Neden Ovod?” diye sorarsanız, içine düştüğü politik aktivizm ve özgürlük tutkusu, 19. yüzyıl Avrupa’sının kaynayan sosyal kazanı ve yazarın kendi başından geçen ızdırap dolu anılarını tüketilmiş kahve gibi romana damıtmış diyebiliriz. Yani, Ethel Hanım kafasına “Bir başkaldırı romanı yazacağım!” diye koymuş, sonrasında da çıkarmış ortaya hem devrimlerin, hem trajedilerin, hem de İtalyan makarnasının hakkını veren epik bir hikâye![2].
Ovod’un Hikâyesi: Hayatın Lime Lime İsyanla Yoğrulmuşu!
Şimdi gelelim hikâyenin bam teline… Ovod yani Arthur Burton, İngiltere’de saf, inançlı, hayata heyecanla bakan bir genç adam olarak başlar yolculuğuna. Fakat bu yolculuk öyle babaannesinin ördüğü atkıyla geçen türden bir yolculuk değil; ihanete, umutsuzluğa ve devrimin cehennemvari stantlarına uğrayan bir yol. Arthur, önce hayata, sonra inanca, sonra da çevresindekilere karşı amansız bir kırgınlık yaşar. Hatta bir ara onun için inanç turşusu çöpe giden bir zeytin kavanozundan farksızdır.
Ama Arthur’un dramı burada bitmez! Dinle olan ilişkisi altüst olmuş, ruhu lime lime dağılmışken, İtalya’nın karışık siyasi atmosferine dalar. Orada “Ovod” adını alır ve özgürlük savaşında adeta bir sinek gibi herkesi dürtükler. Adı üstünde: At sineği! Sinek deyip geçme, bir doğana, bir generale kafa tutabilir bu Ovod![1][2]
Biraz Dram, Azıcık Romantizm ve Bolca Kahramanlık
Roman, bir yandan din, umutsuzluk, romantizm ve kahramanlık üzerine derinlemesine bir yolculuk sunar. Bu öyle eli yüzü düzgün aşk romanlarından değildir. Tutkulu ama realist bir aşk öyküsü; hayal kırıklığına uğrayan, ama hâlâ bir umut ışığı arayanların hikâyesi. Her satırında bir “Aylak Adam” havası değil, tam gaz devrimci motivasyon ve bataklığa düşseniz bile umutla bakabileceğiniz bir pencere aralanır. İddia ediyoruz: Ovod, bir parça Che Guevara, bir parça Dostoyevski, biraz da “Romeo ve Juliet” havası taşır.
Ovod’un Temaları: Devrim, İnanç ve Büyük Sorgular
“Ovod’u bu kadar özel ve sürükleyici yapan ne?” diye düşündüğünüzü duyar gibiyim sevgili macera dostları. Şimdi gelin en önemli temalarını alt alta dizelim:
- Devrim ve Mücadele: Ovod, sıradan insanları sürükleyen, sonunda da yer yer havaya savuran o devrim rüzgârının romanı. Buradaki devrim öyle üniversite kantininde “daha fazla peynirli menemen” sloganı atmaya benzemez; özgürlüğe, bağımsızlığa adanmış gerçek bir mücadele![2]
- İnanç ve Sorgulama: Kitaptaki baş karakterin içsel çatışmaları, inançla olan hararetli ilişkisi, zaman zaman insanın başının üzerinde dönen bir kara bulut gibi romanın üzerinde dolaşır. Ovod, Tanrı’ya ve kiliseye olan inancını kaybedip yerine insana olan inancını koyar – ya da belki, koyamaz.
- Aşk ve Dram: Romandaki aşk ilişkileri, öyle çiçekli böcekli değil! Daha çok, fırtınalı bir günde ters dönen şemsiye gibi acı verici ama gerçekçi. Aşkın da, devrimin de ağır bir bedeli var.
- Kimlik ve İhanet: Arthur’un yaşadığı ihanetler, yüzleştiği kimlik sorgulamaları, “Ben kimim?” sorusunun roman boyunca yankılanmasına neden olur.
Ovod’un Tarihi Arka Planı: İtalya’da Rüzgâr Başka Esecek!
Romanın geçtiği dönem, İtalya’nın birleşme süreci, yani 19. yüzyılın başı. O dönemde İtalya, hani şu bildiğiniz makarna ülkesinden çok, bataklıktan farksız bir siyasi karmaşa yaşıyor. Osmanlı’dan alışık olduğumuz “Her kasaba kendi paşasını seçer” türü bir kaos söz konusu. Bağımsızlık aşkı, hayal kırıklıkları ve bolca devrim diz boyu.
Ovod, işte bu siyasi atmosferde başkalarının peşine takılmadan, kendi yolunu çiziyor. Zaman zaman siyasi liderlerle cebelleşiyor, bazen de sıradan insanların yanında oluyor. Kısacası, bir “pasta carbonara” tarifini bile devrimci bir dille anlatacak kıvama geliyor![2]
Biraz Magazin: Ovod Niye Bu Kadar Popüler Oldu?
Ovod, yayımlandığı dönemde (ve sonrasında) Sovyetler Birliği başta olmak üzere pek çok ülkede neredeyse kutsal bir ikon hâline geldi! Evet, abartmıyoruz: Bazı söylentilere göre, devrimci gençler birbirlerine “Sen tam bir Ovod’sun!” diyerek aşk ilan ederlerdi. Yani, “Çok şirin birisin” yerine, “Ağzına kadar isyan dolusun!” övgüsü yapmak dönemin modası.
Hatta romanın filme, tiyatroya ve operaya bile uyarlandığını hatırlatalım. 1955’te Sovyet yönetmen Alexander Faintsimmer tarafından bir sinema filmi çekildi; müziklerini Shostakovich besteledi. Yani Ovod, bir daha sineklikten insanın hayatına fırlayan bir ilham kaynağı oldu[1][2].
Oyunun Kuralını Değiştiren Bir Roman: Ovod’un Etkileri
Bir romanın devrim ve aşkı aynı potada yoğurup, nesilden nesile ilham vermesi için gerçekten bomba bir içeriğe sahip olması lazım. Ovod, işte bu nedenle, başta Rusya ve Doğu Avrupa olmak üzere gençlik hareketlerinin, devrimci şiirlerin ve edebiyat topluluklarının baştacı oldu. Kitabın Sovyet devrimi öncesi aylak, umutsuz gençlik kesimine tesiri büyüktü… çünkü “Bir kişi de çıkıp, gerçekten sistemi sarsaydı ne olurdu?” diye kafa patlatıyorlardı, roman da tam olarak bunu gösteriyordu.
Sözde Sinek, Gerçekte Bir Ruh Hali
Ovod, kuru bir kahramanlık öyküsünden fazlasıydı – aynı zamanda bir “mesele romanı”ydı! Okuyan herkes biraz Arthur, biraz sinek, biraz devrimci oluyordu. Kitabı eline alıp da “Ben de bu dünyaya kafa tutarım!” diyen çok oldu.
Ovod ve Diğer Ünlü Devrimci Romanlarla Karşılaştırma
Şimdi biraz kıyaslama yapalım; Ovod, Tolstoy'un “Savaş ve Barış”ı veya Dickens’ın “İki Şehrin Hikâyesi”yle de sık sık karşılaştırılmıştır. Fakat burada olaylar biraz daha kişiselleşmiş, her devrimci hareketin ardındaki ruhsal dönüşüm romanın merkezine oturmuş.
- Savaş ve Barış: Büyük çaplı savaşlar, toplumsal dram ve aristokrat bir Rus toplumu sunar. Ovod ise, gözünü bir ülkenin özgürlüğüne ve kişisel dönüşümüne dikmiş dar ama derin bir hikâyeye odaklanır.
- İki Şehrin Hikâyesi: Fransız devrimi fonunda dönen klasik aşk ve ihanet örgüsüyle, sistemin köhne düzenini ve umudu işler. Ovod, bu atmosferi daha bireyin dramına indirger ve esas devrimcinin içindeki savaşı öne çıkarır.
Ovod’un İzlerini Bugün Nerede Görürüz?
Bunu merak eden “Güzel, peki bana ne katkısı var?” diyenlere sesleniyorum: Ovod’un motiflerini bugün hala popüler kültürde, gençlik isyanlarında, hatta distopik dizilerde görmek mümkün. Özellikle “anti-kahraman” fikrinin yaygınlaşması ve “Birey sisteme kafa tutarsa neler olur?” teması Ovod sayesinde (hatta Ovod misali sinek gibi dürtülerek) günümüze kadar geldi. Gençler, rock konserlerinde gitar tellerini koparırken ya da bir grup arkadaş kahve masasında hayatı sorgularken, aslında uzaktan Ovod’un ruhunu yâd ediyorlar!
Yerel Lezzet ve Eğlence: Ovod Usulü Hayat Dersi
Şimdi, bu romanı okudunuz diyelim… Hemen isyana kalkışmayın! Bir Ovod gibi hayata yaklaşmanın bazı gerçek avantajları var. İşte minik “Ovod Usulü Hayat Dersi”:
- Her zaman sorgula: Bir Ovod gibi yaşa, soru sormaktan korkma! Hayatı karıştır, tabuları dürtükle.
- Devrim küçükten başlar: Dünya çapında bir isyancı olamayabilirsin ama kendi hayatının düzeninde radikal adımlar atabilirsin. Mesela bu akşam yeni bir pizza tarifi dene, ama ananas koymadan!
- Romantik ol ama kendini kaybetme: Ovod’un aşkı gibi, gerçek aşk maceralı ve tutkuludur; ama finale kadar sağlam durmak gerekir.
- Dostluğun kıymetini bil: Ovod, ağır ihanetler yaşasa da, dostluğun ve yoldaşlığın değerini asla yadsımaz. Hayatındaki Arthur’ları kaybetme!
Ovod’un Çıktığı Diğer Yollar: Film, Müzik ve Kültürel İzler
Romanın popülerliğiyle film ve operalara konu olduğunu söylemiştik. Hatta ünlü Sovyet besteci Dmitri Shostakovich'in “The Gadfly” (yani Ovod) üzerine bestelediği süit, sinema müziği deyince ilk akla gelenlerden biri olmuştur.
Bugün hala bazı sinema-dizi ve anime eserlerinde, Ovod’un anti-kahraman ruhunu ya da bağımsızlık aşkını çağrıştıran sahneler izleyebilirsiniz. Hatta bazı tiyatro toplulukları hâlâ italya’daki politik tartışmaları Ovod sahnesiyle ısıtırken, gençlik festivallerinde “letture pubbliche” (toplu roman okuma) etkinliklerinde Ovod okuyanları görebilirsiniz. Kısacası, sineği ezip geçmiyor; aksine ondan bir hayat felsefesi çıkarıyoruz!
Siz de Kendi “Ovod”unuzu Bulun!
Kıssadan hisse, Ovod sadece bir roman değil, başlı başına bir yaşam biçimi. İçsel çelişkileriyle boğuşan, sistemlerle kavga eden, aşkı burnunun dibinde ama ulaşılmaz bir yıldız gibi yaşayan herkes biraz Ovod’dur. Ateşiyle yakar, umuduyle büyütür. Sonuçta, ister devrimci olun, ister kahve köşesinde kitap karıştıran bir romantik, hepimizin içinde uyanmayı bekleyen bir sinek var!
Kaynakça
- Ovod - Vikipediya [1]
- Ovod | - Altun Kitab [2]
- E.L.Voyniç'in "Ovod" əsərinin qısa təhlili, YouTube [3]