Hayat Kime Güzel’de Bilete Değer mi Yazarım, Yoksa Keyif için Mi Giderim?
Biri gelip “Hayat kime güzel?” diye sorsa, sanırsın filozofun teki bir mühendise tez çözdürür gibi derin soruyor. Ama Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da ve nice belediyenin kültür merkezinde sahnelenen “Hayat Kime Güzel?” tiyatro oyununun biletini alırken içinizde bir mavi balina gibi dalgalanan “Sahi, bu oyun bana iyi gelecek mi?” sorusu var. Hadi gelin, hem oyunun atmosferine dalalım, hem de tiyatro bileti alma maceralarınızı mizahla bulan bir seyahat yazarının gözünden anlatalım. Yani, çok ciddi törenler yok ama bolca ders var!
Komik, Düşündürücü, Üstelik Bize Çok Yakın Bir Dünya
Deniz Oral’ın yönetmenliğini üstlendiği, Tuba Erdem, Faruk Sofuoğlu ve Burçak Kabadayı gibi isimlerin “sahnenin tozunu attığı” bu komedi, Türk halkının özünde bir “öteki” özlemini, sosyal medya yorgunluğunu ve gündelik hayatın ironik döngüsünü anlatıyor[4][5]. Oyunun reklamında kulağa aşina gelen şu cümleler varmış: Annemize göre hayat babamıza güzel, babamıza göre hayat bize güzel, bize göre de dostlara güzel[1][2]. Yani adeta her yaşam alışkanlığımız başkasında güzel görünür, bizde değil. Tam bir “gördüğün kadar yok işte” havası!
Hayatın güzelliklerini farklı bir bakış açısıyla sunuyoruz hadi tanımlayalım biraz. Birinci perdede sosyal medya bağımlılarına “gönderi gönder, selfie çek, etiketle, beğendir, beğeni al, mutlu ol…” döngüsüne eğilip göz kırpıyor oyun[9]. Eliniz bir bardak kahve, bir de etiketlenmeyi reddeden çayla ısınan kafeler çevresindeki özgür ruhlar gelmedi mi aklınıza? Aslında oyun, kendi gösterisinde bize “Senin de yaşamını paylaşmaktan bu kadar hoşlanıyorsan, bizim burada ne işimiz var?” diye kafa tutuyor.
Biletimi Seçtim, Yalnız “Sıradanlık” Kapıya Dayandı!
Tiyatro biletinizi aldınız, koltuğunuzda oturuyorsunuz ve açılış sahnesi başlamak üzere. Oyunun temposu, günlük hayatımızdaki şikâyetlerle dalga geçiyor. Mesela, memur sabah 6’da alarmı dolayışı, trafikte debelenişi ve “Bu işte bir terslik var” bakışlarını mizahla yumuşatıyor. Amire göre hayat memura, memura göre hayat müdüre, müdüre göre hayat işçiye, herkes başkasının hayatını kıskanıyor[1][2]. Peki, o “pembe” hayaller neden bizim kapımızı çalmaz diye düşünüyorsun çıkışta!
Oyunun bir diğer ilgi çeken yanı, “aylaklık en eski meslek, çalışmak adamın karakterini bozar” gibi, derin mesajı saklı mizahlarla dolu cümleler[6][7]. Oyunun vurucu bir sahnesinde, bir karakter “Düğüne gittim, damadın annesi azıcık deliydi, ama ne kadar mutluydu!” diyor. İnsanın “mutsuzluk, benim için gelişmiş bir sanat dalı mı?” diye sorgulamasına sebep oluyor.
Neden Bu Oyunu Görüyorsunuz, Yani Ne Alıp Gidiyorsunuz?
Günümüz tiyatroları, klasik “Bir Perde Tiyatro” ya da “Tiyatro Sanatı Hayata Bakış” gibi sıkıcı cümleler yerine, “Hayat Kime Güzel?” ile seyirciyi düşündüğü kadar güldürüyor[3][4]. Oyunun en büyük katkısı, belki de komik bir şekilde hayatın ironilerini seyrederken, “Aaa, aslında bana güzel olabilir hayat!” dedirtmesi.
Çıkışta düşüncelere dalıp yürüyorsunuz, belki de düşünceleriniz şöyle devam ediyor: “Kimse bana ‘mutluluk bende’ demiyor, ailemin mutluluğunu da benimkinden çok satın aldı, reklamların mutluluk tanımı var, yani çayımla güleceğim kafelere gidiyorum.” Biraz da bu duygularla yazılan bir oyun “Hayat Kime Güzel?”. Çünkü çoğu zaman, sahip olmadığımıza hayıflanır, sahip olduğumuzu görmezden geliriz.
Peki, Bilet Nasıl Alınır, Nasıl Kolay Kaçırılmaz?
Bir de işin “bilet” tarafı var. Sahne güzel, oyun güzel, oyuncuların performansı güzel, ama bilet bulamazsan bir gün kendini Anadolu’da bir turizm müdürlüğünde bilet için sıra bekerken bulabilirsin! (İşte gerçek tiyatro macerası!) “Hayat Kime Güzel?” gibi popüler oyunlarda, biletler hızla tükeniyor. Özellikle büyük şehirlerde ve özel günlerde, şansınızı zorlamak için gişeye gitmek yerine, biletinizi internet üzerinden almak mantıklı olabilir.
Şehir dışındaki belediyelerin kültür merkezlerinde de sahnelenen bu oyun için, önceden plan yapıp, “tadımlık” da olsa birkaç uygulamayı takip etmek şart. Çünkü, bazı geceler “Ben bugün tiyatroya gidemem, param yok, hava kapalı, ne bileyim, hayat bana güzel değil” diye söylenirken, biletiniz dönüşüme uğrayıp, “Hadi yürü, keyif yapmıyor musun?” misali ayağınıza dolanıp uydurduğu bahanelerle sizi dışarı çıkarabilir.
Yerel Lezzetler ve Eğlence Sonrası Nerede Devam Eder?
Şehir şehir, semt semt farklı bir atmosfer sunuyor tiyatro çıkışları. Anadolu’nun bir belediye kültür merkezinde “Hayat Kime Güzel?” izledikten sonra, yanı başınızda bir taş fırın ekmek kokusu, sokağın başındaki çay bahçesinde çayın yanında simitle muhabbet, ya da İstanbul’da Galataport ya da Bağdat Caddesi gibi spotlarda sanat ve lezzetin buluştuğu kafeler…
Kısacası, tiyatro çıkışında, “Hayat bana güzel” duygusunu pekiştirmek için, ruhunuzu besleşin. Tiyatro sonrası şehir turizmi, “Ben bugün sanatla beslendim, karnım hâlâ aç ama ruhum doydu” cümlesinin tam karşılığı oluyor.
Bir de şehir dışındaysanız, oranın yöresel yemeklerini keşfetmek apayrı bir zevk katıyor. Mesela, Konya’da tiyatro çıkışında bir etli ekmek yemek, ya da Bursa’da tarihî çarşıda bir dönerle günü taçlandırmak, unutulmazlık listesine ekleniyor. Çünkü oyunun mesajı “Hayatın güzelliğini başkalarında arama” iken, senin keşfettiğin lezzetler, hayat ödülünü başka sülaleye kaptırmıyor!
Sahne, Sahne Aramakla Bitmez…
Belki de “Hayat Kime Güzel?”in en büyük başarısı, seyircisini kendi yaşantısını sorgulamaya davet ediyor olması. Oyun, “Senin için hayat nereye güzel?” sorusunun cevabını ararken, aslında seyirciyi “Benim için de güzel, yeter ki istesem!” noktasına taşıyor. Çünkü hayat, çoğu zaman başkasının penceresinden güzel görünürken, kendi pencerenden bakınca “Neden olmasın?” diye sordurtuyor.
Senaryonun içindeki her bir karakter, günlük hayatın başrolü. Sabah “kaç saat uyuduğumun” hesabını yapanlar, gece yatmadan “Başkasının işi nasıl?” diye başka kişilerin sosyal medya paylaşımlarına göz gezdirenler, sabah saatlerini metroda, metrobüste, otobüste geçirenler… Hepsi, mizah dolu sahnelerde kendinden bir şeyler buluyor.
Seyirci, oyun boyunca kah bir memurun “Eğer uyuyabilirsem, hayat bana güzel” cümlesine kahkaha ile karşılık verirken, birden “eyvah, gülmek için gelmiştim, niye kendimi buldum?” sorusuna dalıyor. Ve aslında bu da oyunun başarısı!
Deneyimli Bir Seyahat Yazarının Gözüyle Bilet Alma ve Keyifli Bir Gece
Ben seyahat yazarlığının daimi ilkesini buraya yazayım: Tiyatroya gitmeden önce birkaç dakika ayırıp, oyunun fragmanını izleyin, oyuncuların yaptığı sohbetleri yakalayın, belki “Neden gideceğim?”in bir cevabını orada bulursunuz[4]. Unutmayın ki, geç bileti alsanız, sahne arka sırada ya da üst katta olsa, keyif alma özürlülüğünüz yoksa, aradığınız atmosferi bulacaksınız.
İçinize korku salan “Biletimi unutur muyum?” endişesine de, bir bilet indirimi sitesinin “En uygun bilet burda” diye bağırdığı sayfayı bir tarafa koyup, direkt tiyatronun ya da etkinlik sitesinin sayfasına girersen inan ki pazartesi sendromundan daha az stres yaşarsın.
Şehir içi ve şehir dışı oyunlarda, yer bulma, otopark, hava durumu, güzergâh gibi işler de halledilirse, oyun gecesini sabırsızlıkla bekleyeceksiniz. Tiyatro öncesi bir kafe molası, oyun sonrası da bir bar veya meyhane rotasıyla, geceyi taçlandırabilirsiniz. Yine de unutma, senin için güzel olan hayat, çoğu zaman başkasına “eyvah” dedirtecek!
Kısacası, “Hayat Kime Güzel?” İzleyin, Keyif Alın!
Şehir şehir, semt semt farklı seyirci yüzleri, farklı mizah beklentileri ile sahnelenen “Hayat Kime Güzel?” tiyatro oyunu, Türk insanının kendi hayatına dışarıdan bakmasını sağlıyor. Her ne kadar biraz mizah, biraz ironi ve “aylaklık en eski meslek” gibi vurucu cümlelerle süslenmiş olsa da, aslında oyunun büyük başarısı, izleyen herkese “Hayat benim için de güzel olabilir, yeter ki görebileyim” diye düşündürtmesi.
Yani, “Hayat Kime Güzel?” için bilet almak, yalnızca geçen akşamın televizyon dizilerinden biraz uzaklaşmak değil, aynı zamanda yaşamın gündelik hayhuyunda bir mola vermek demek. Biletinizi alın, sevdiklerinizle gidin, gülün, düşünün, belki sahne çıkışında “Benim için de güzelmiş hayat” diye içinizden geçirin. Belki de, bu kısa mola ile yaşamı yeniden tanımlayasınız gelir!
Son Söz: Her Sahnenin Bir Seyircisi Var, Her Seyircinin Bir “Güzel” İhtimali!
Tiyatro “Hayat Kime Güzel?” sadece seyirciye değil, yaşamına bir ayna tutan herkese bir davet. Büyük şehirlerde kültür merkezlerinde, küçük şehirlerde belediyelerin etkinlikleriyle, bu oyunun biletini kapmaya çalışan herkes, aslında kendi “güzel” anını yakalamaya çalışıyor. Ve belki de, “Her gün başkasının hayatına bakıp şükretme ikiyüzlülüğünden biraz uzaklaşıp, beklentileri imkanlar dahilinde tutmak, mutsuzluğu bir süreliğine de olsa uzaklaştırıyor[1].”
Özetle, tiyatro sahnesinde gülmek, düşünmek ve bir gece de olsa hayatın “başkası”nda güzel olmadığını hatırlamak, bu oyunun biletine değer! Neyse ki, sahnedeki espriler dışında, tiyatroya gitmenin de bir mutluluk formülü olduğunu bilmek, seyahat yazarı olarak benim için eşsiz bir gündemdir.
Kaynakça ve Kısa Açıklama
- Ekşi Sözlük’te yer alan “Hayat kime güzel?” başlıklı kullanıcı deneyimleri, oyunun mizahi ve toplumsal temalarını özetleyen yorumlarla doluydu. Oyunun içerdiği anlatılar, karakter tahlilleri ve seyirci üzerindeki etkileri önemliydi[1].
- Tiyatrolar.com.tr’de oyunun özetine ve karakterlerin rollerine dair bilgiler bulunuyordu. Özellikle oyunun adalet, özgürlük ve güven temalarını işlediği belirtilmişti[2].
- Başakşehir Kültür Sanat ve Aksaray Belediyesi, oyunun yönetmen ve oyuncu kadrosu, sahnelendiği mekânlar ile ilgili detaylar paylaştı[4][5].
- Biletix gibi bilet satış platformları, oyunun slogan ve mizahi cümlelerini tanıtmış, oyunun bilet seçeneklerini sunmuştu[6]. Biletinial’de ise oyunun ilk perdesinde sosyal medya temasının artta olduğu belirtilmişti[9].
- Belediyelerin etkinlik sayfaları, oyunun sahnelendiği yerler ve tarihlerle ilgili güncel bilgiler vermişti[4][5][8].
Bilet arayışı, tiyatro keyfi, lezzet durakları ve mizahla harmanlanmış bir gece için “Hayat Kime Güzel?” komedi oyununa mutlaka uğrayın. Şimdiden, “Hayat bana da güzelmiş” diyecek kadar zevkli bir geceniz olsun!