Elma Dersem Çık Semineri: İçsel Yolculuk, Kahkaha ve Hayatın Özeti

14 Eki 2025  •  482
Ücretsiz Kampanya Yayınla!

Giriş: Bir Elma, Bin Mesaj

Hayat bazen komik bir Anadolu fıkrası gibi beklenmedik ve eğlenceli; bazen de kredi kartı ekstresi gibi insanı yerle bir eden bir gerçeklikle kapınızı çalıyor. İşte tam bu karmaşada “Elma Dersem Çık” semineri icat edildi: Modern zamanların iç-dünyasına dair hem dokunaklı hem de yer yer mizah dozu bol bir yol haritası! Davranış bilimleri uzmanı ve yazar Aşkım Kapışmak’ın satır aralarında dolaşan sorusu net: Elma dendiğinde çıkacak mısın, yoksa “Ben burada çok rahatım” bahanesine mi sığınacaksın?

Bu makalede, “Elma Dersem Çık” seminerine katılmış gibi yaşayacak, seminerde ele alınan konuları detaylarıyla ve bolca sohbet tadında, bazen kendi hayatınıza ayna tutacak şekilde irdeleyeceksiniz. Yanınıza bir bardak demli çay, biraz da motivasyon alın: Çünkü bu yolculukta sadece bilgiyle değil, kahkahayla da yola devam edeceğiz!

Seminerin Hikâyesi: Sahneden Küreye Uzanan Elma

Elma Dersem Çık” henüz bir seminer değilken, Kapışmak’ın Karadağ’da yazıp sonra sahneye uyarladığı, ardından tüm dünyayı gezmesiyle efsaneleştirilen bir konsept. Yani Mardin’in dar sokaklarından New York’un gökdelenlerine, Berlin’in hipster kafelerinden Dubai’nin kumlarına uzanan bir yolculuğun meyvesi! Bu seminer, klasik motivasyon seanslarından ayrılarak; aile ilişkilerinden, kadın-erkek rollerine, gerçek huzur arayışından, modern hayatın putlarına dek geniş bir içerik sunuyor. Eğlenceyle öğretiyi ustaca birleştiriyor[1].

Ne Yani, Elma Dersem Nereye Çıkacağız?

Şimdi konunun özüne inelim… Seminerin çıkış noktası çocuk oyunlarından geliyor. Hepimizin oynadığı, saf ve çocuksu ama aslında büyük hayatta da yaşadığımız bir oyun: “Elma dersem çık, armut dersem çıkma!” Hayat bize bir sürü ‘elma’ diyor, yakalıyor muyuz? Yoksa tembelliğe, konfor alanına “Burası sıcak abi” diyenlerden miyiz?

Aşkım Kapışmak, bu metafor üzerinden olgunlaşma, kendi potansiyeline ulaşma, kişisel değerler ve aile dinamiklerine odaklanıyor. Yani, hayat sahnesinde figüran mı olacaksın, başrol için aradan sıyrılıp ‘çık’ diyenlerden mi?

Mücadeleye Hazır Ol: Acı, Mutluluk ve Gerçek Huzur

Seminer, bolca kişisel hikaye, seyirciden gelen ‘gollük paslar’ ve “Oha, bende de var!” dedirten anekdotlarla dolu. En çok vurgu yapılan kavramlar ise şunlar:

Mizah ve Katılımcı Oyunlar: Bir Seminerde Kahkaha Çanları

Eline mikrofonu alan herkes ağlatmaya çalışırken, burada işler değişiyor: Mağara Adamı oyunu, Erich Fromm’un insan doğası analizleri, Rollo May’in olgunluk tanımları küçük skeçlerle sahneye taşınıyor[1]. Enerji düşükse, “Elma Dersem Çık!” çığlığıyla tüm salon neşeye boğuluyor.

Kapışmak’ın seminerlerinde, insanlar kendi hayatlarındaki komik ve acıklı anılara bir daha bakıyor, işin içinden geçen “kendiyle dalga geçmek” felsefesini öğreniyor. Yani, “Hayatın tadını kaçırmaya gerek yok, biraz kahkahayla her şey geçer” diyor adeta.

Hayattan Sahneler: Hepimiz Aynı Elmadayız

Gelin seminerde sıkça konuşulan taze konulara daha yakından bakalım!

Ailede Denge: Anne Şımartırsa, Baba Kızarsa Ne Olur?

Türk aile yapısında anne-oğul problemi ciddi,” diyor Kapışmak[1]. Çünkü mutlu olmayan anneler genellikle oğullarını aşırı rahat yetiştiriyor; sorumluluk neredeyse hiç yok. Peki, bu çocuk büyüyünce ne oluyor? Sorumluluktan kaçan, hayatı ciddiye alamayan, ilişkilerde “Bana bakıyor musun?” arayışında dolanan yetişkinlere dönüşülüyor. Evde küçüklüğünden itibaren dokunuş eksik olursa, ileride ‘güven’ eksikliğiyle cebelleşiliyor.

Kadın-Erkek Meselesi: Eril-Dişil Yerine “İnsan” Diyebilmek

Seminerin alt metni net: “Dünya kadın ve erkek diye değil, insan olarak ele alınmalı.” Kadına ya da erkeğe toplumsal cinsiyetten bakmak, ilişkilerin patinaj sebebi! Sabırlı, nazik, sorumluluk alabilen, birlikte üretebilen bireyler yetiştirmek bütün formülün özü. Yani kısaca: Ortada cinsiyet diye diretmek yerine, herkesin insan olmayı başarması gerek[1].

Modern Hayatın Putları: Para, Güç, Şehvet ve Sonu Olmayan İstekler

Bugün hepimiz doğuştan bir “gerektiğinden fazla” modundayız. Çok çalış, daha çok kazan, ev alsan da yetmez, marka ayakkabı, en yeni telefon… Kapışmak’ın seminerinde, modern insanın tapındığı hendeklerin hepsi masaya yatırılıyor: Güç, para, şehvet, sosyal medya beyin mestliği, başarma telaşı… Bunlar arttıkça insan fakirleşiyor.

  1. Kendini sahip olduklarınla değil, paylaşabildiklerinle ölç.
  2. Biriktirmeyi bırak, hediye etmeye başla.
  3. Teşekkür ve şükür kavramları unutulmasın.

Yani, vizyona bak: Başarıyı CEO’luğa, sevgiyi Instagram beğenisine indirgeyen her görüş, bir elma daha ısırmadan kapanan uygulamalar gibi bir gün mutlaka bitecek.

Esas Başarı: “İyi ve Mutlu” Yaşamak

Sahneye sık aralıklarla gelen bir soru var: “Büyük başarıya ulaşmanın formülü ne?” Yanıt net: “Önce iyi, sonra mutlu ol, sonra başarı peşinden gelir!” Yani, asıl fragman senin iç huzurunda. Sırf prestij, para ya da etiket için yaşayan bir insan, bir sabah “Neden yapıyorum ki?” diye uyanabiliyor. Ancak iç huzuru yakalayan, zaten başarıyı kendine çekiyor[3][4][5].

Modern Zamanlarda Hayatın Mutluluk Reçetesi

“Elma Dersem Çık”tan Hayatınız İçin 10 Pratik Ders

  1. Sabah kahvaltında telefonun değil, yanında oturanın yüzüne bak.
  2. Haftada bir kez geçmişindeki bir yanlışı kabullen ve kendini affet.
  3. Her gün teşekkür edebileceğin bir sebep bul, mümkünse gözünün önüne yaz.
  4. Sevgini göstermekten sakınma, ama başkasına zarar vermeyecek şekilde.
  5. Ailene ve sevdiklerine küçük bir iyilik yap, minik bir not bile olsa olur.
  6. Kendini komik duruma düşürmekten korkma; en büyük başarı rezil olmamak değil, tekrar ayağa kalkabilmek.
  7. Rutinini kır, farklı bir rotadan işe git veya yeni bir tat dene (Mecidiyeköy’de sokak simidiyle kahvaltı, denemeyenlere önerilir!)
  8. Sosyal medyada duyduğun değil, hakikaten yanında olabilen üç dost edin.
  9. Doğaya dokun: Bir avuç toprak, bir ağaç, hatta bir sokak kedisi bile ilaçtır bazen.
  10. Elma derlerse çık, armut derlerse bekle; ama hiçbir şey denmezse, hayata “merhaba” demeye kendi kendine başla!

Zirvedeki Mizah: Hayatın Kendiyle Dalga Geçmek

Aşkım Kapışmak’ın sahnesinin en temel felsefesi: “Kendinle dalga geçebilmek.” Hayat ciddi olduğunda işlemez, hafife alındığında ise tutunacak dal bulamazsın. O yüzden seminerde yüksek enerjili, eğlenceli bir ortam oluşturuluyor. Salonda herkes kendini rahat bırakıyor, “Acaba yanlış bir şey mi söyledim?” tedirginliğini bir kenara bırakıp kendiyle dalga geçmenin tadına varıyor. Yani, arka sıradaki Hatice Teyze bile sahneye fırlayıp muhteşem bir espriyle herkesi kırıp geçiriyor!

En önemli bonus: Böylesi iletişim odaklı bir atmosferde, insanlar “benim gibi düşünen başkaları da varmış” deyip rahatlamaya başlıyor. Yani bir nevi lokal terapi seansı!

İlişkilerde Ustalık: Mağara Adamı Sendromu ve Modern Çözümler

Seminerin eğlenceli kısımlarından biri de, ilişkilerde “mağara adamı” sendromu ve modern zamanların “Netflix’te konu kavgası” döngüsüne kısa bir bakış sunması. Yani, ilişkilerin evriminde; “Ben eve geldim, neden morarma?”dan “Beraber hangi diziyi açacağız?”a geçen yolculuğun yol haritası çiziliyor.

Katılımcı Gözünden: Seminerde Neler Oluyor?

Bir seyirci olarak içeri adım atar atmaz, seni klasik sandalyelere bağlayıp “gelişim, motivasyon!” aşılamıyorlar. Aksine, bol katılımlı interaktif oyunlar, yer yer danslı eğlenceler, zaman zaman ise üzerinizde yarım elma, gönül alma tadında içselleştirici anlar var[2][6].

Kapanış: Elmayı Isırmak İçin Ne Bekliyorsun?

Bu seminerin ardından, hayatınıza bir elma kabuğu kadar lezzet, biraz da kabak tadı geçmiş meseleleri bırakmanızı öneririm. Çünkü Kapışmak’ın altını çizdiği gibi; bu seminer sadece bir kişisel gelişim oturumu değil, bol kahkahalı, insanı sahnenin tam ortasına davet eden, hayatı daha az ciddiye almanızı sağlayan bir festival havası.

Hayat bazen “elma” der, bazen hiç bir şeye benzemeyen başka bir şey. Önemli olan, hangi işaret gelirse gelsin, hevesle ve merakla “çık” diyebilecek kadar cesur ve mizahi kalabilmek. Hazır mısın? Elma!

Kaynakça


Bu blog yazısı ile ilgili telif hakkı, içerik kaldırma, güncelleme veya düzeltme taleplerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. info@firsat.me.

Sorumluluk Reddi: Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Kaynakçada yer alan bağlantılar kendi içeriklerinden sorumludur. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca telif hakları eser sahiplerine aittir.