Giriş: Kadın Katmanlarına Yolculuk
Kadınları anlatan bir tiyatroya gitmek, şehirli bir gezgin olarak her zaman ilgimi çekmiştir. Hem bir hikaye keşfetmek hem de kendimden bir şeyler bulabilmek için, “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” biletini alırken, aklımda bin bir düşünce vardı. En çok da, bu tiyatronun adının neden bu kadar popüler olduğunu merak ediyordum. Kadınların kafası neden karışık olurdu ve bu ‘karışıklık’ acaba bir zayıflık mıydı, yoksa bir çeşit güç mü? İşte bu makalede sizi hem bu oyunun derinliklerine hem de kadın olmanın, kadınlarla yaşamanın, kadınlarla anlaşmanın, bazen hiç anlamamanın yollarında gezintiye çıkaracağım. Yanıma bir kahve alın, belki de kafanız karışacak ama bir o kadar da rahatlayacaksınız; çünkü bu yolcuğun sonunda hepimiz kendi kafa karışıklığımızı sevmenin bir yolunu belki de bulacağız.
Oyunun Sahnesi: Bir Balkonun Etrafında Hayatlar
“Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” tiyatro oyunu Ece Temelkuran’ın 1996 tarihli aynı adlı romanından uyarlanmış, tam anlamıyla bir kadın tiyatrosu olarak izleyiciyle buluşuyor. Yönetmen koltuğunda Selen Uçer’in oturduğu oyunda, Deniz Çakır, Şebnem Sönmez, Zeynep Kankonde, İpek Türktan Kaynak ve Kadir Çermik gibi usta oyuncular yer alıyor. Tüm yaşanmışlıklar bir kadının balkonundaki intihar girişimiyle başlıyor. Kocasından ayrılan, son kitabı yayınlanmış yazar Ebru Uysal’ın zihni, hayatı bırakma eşiğine gelmişken yan evde temizlik yapan Aysel’in tesadüfi konuşması ile kendi hikayesine doğru savruluyor. Ünlü şarkıcı Meltem Kaya, komşu Perihan ve mahallenin emlakçısı da sahneye adım attığında, yalnızca ‘bir kadının hikayesi’ olmaktan çıkar: Mahalle, toplum, kadınlık halleri ve hayat mücadelemiz sahneye taşınır.
Oyun, aslında bir duygusal hesaplaşma gibi. Herkes, ama herkes kendi karışıklığını, toplumsal yüklerini ve iç hesaplaşmalarını Ebru’nun evinde birbirine anlatıyor. Neden kafamız karışık, neden bu kadar fazla düşünüyoruz? Kaderini kabullenmek isterken bir yandan isyan etmek, kadınlar arasındaki destek ve rekabet, kocalar, toplumsal seyircilik ve kara mizah…Tüm bunlar tek bir tiyatroda buluşuyor.
[1][2][5]
Tiyatroda Karışıklığın Peşinde: Mizah ve Gerçekler
Bir şehir kaşifi olarak, tiyatroya girmek benim için bambaşka bir dünyaya adım atmak demektir. Sahneye çıktığınızda, tüm o ışıklar ve dekorun altında, Ece Temelkuran’ın hayal gücünden Selen Uçer’in zamana uygun dokunuşlarına kadar uzanan bir hikaye başlar. Oyunun dekoru Serkan Kavurt’a, ışık tasarımı Hakan Özipek’e ait. Prodüksiyon ayağında AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu var. Tüm bunlar teknik detaylar gibi görünse de, bir tiyatrosever için işin mutfağına bakmak hem saygı uyandırıcı hem de bir aşçının yemeğinin aromalarına merak duymak gibi.
Bir kadın olarak, şehir hayatının zorluklarına, dedikodularına, toplumsal baskılarına dair kaç defa bir balkondan aşağı bakmak hissettiğimi bile hatırlamıyorum. Bu oyundaki her karakter, kendi ‘kafası karışık’ hikayesiyle bazen güldürüyor bazen ise çuvaldızı batırıyor. Kimi zaman kendimi Aysel’in titizliğinde, kimi zaman Meltem’in şarkılarında, kimi zaman da Perihan’ın tecrübelerinde buluyorum. En güzeli ise, her kadının anlatıldığı hikayede, kadınların kendi kafalarını karıştırmasının aslında sistemli bir biçimde yapıldığını anlamak. Bu, ironik bir şekilde, kadınları zayıflatan değil güçlendiren bir durum.
[2]
“Kadınlar Kafası Karışık Olur” Klişesi ve Ona Direnmek
Neredeyse her mahallede, kafası karışık kadınlar olduğu önyargısına sahibiz. Daha çocuklukta başlayan “peçete koleksiyonu” bile cinsiyetle ilgili bir ayrımın ilk adımı.
Ekşi Sözlük’te bir yazarın paylaştığı gibi, “peçete koleksiyonu yaptığımızdan beri kadınız. oğlan çocuklarının yere çivi atarak oynadıkları oyunu öğrenmeye çalıştığımızdan beri de, daha çok. kanamanın ve sevişmenin bununla bir ilgisi olmadı hiç. 'hayal dünyasında' yaşadığımdan beri de kafam karışık biraz.” Kadın olmayı anlatma çabası, bir yanılsama ve derin bir ironi içinde daima var olagelmiş.
[3]Kadınların kafasının karışık olması öyle bir klişe ki, bu etiket, sürekli negatif bir anlam taşır. Peki ya bu karışıklık; farklı hayatların, duyguların, baskıların ve umutların iç içe geçmesinden mi kaynaklanıyor? Çünkü kadınların anlatacak çok hikayesi, gösterecek çok güçlü yanı var.
Ama çoğu kez ömür boyu anlatmaya harcanıyor ve nihayetinde, hala anlaşılmayı bekliyorlar. Oyunun da temel derdi burada başlar.
“Bütün Kadınların Kafası Karışıktır”ın Temel Konusu: Hesaplaşma Zamanı
Hava ayaz, sahnede duygular ince bir hüzünle örtülü. Bir kadının intiharıyla başlayan hikaye, diğer kadınların da bu olay etrafında kendi hikayeleriyle buluşmalarıyla şekilleniyor. Beklenmedik şekilde, komşular, temizlikçi, şarkıcı ve emlakçı hikayeye dâhil olur.
Bir şehir kaşifi olarak tiyatroya, hep bir ‘yaşam pusulası’ aramaya gitmişimdir. Bu oyunun pusulası ise; kadınların karmaşık düşüncelerinde, hayatla mücadelelerinde, geçmişlerinin izlerinde saklı. Gösterinin bir yerinde, hepimizin yaşadığı o “yeter artık” duygusunu, bir diğer sahnede ise, “her şeye rağmen yeniden başlamak gerek” diyen bir sesi duyarsınız.
Oyunun bir başka önemli özelliği ise, kara mizah kullanımı. Seyirciyi güldürürken, bir yandan da acı gerçeklerle yüzleştiriyor. Kadınlar kendi hayatlarında ‘hem sever hem döver’ kocalarla, bir yandan birbirine destek olurken bir yandan da birbirinin kuyusunu kazmaya devam eden dostlarla baş başa kalıyor. Tüm bu çelişkiler, toplumsal bakış açısını ve kadınlar üzerindeki baskıları gözler önüne seriyor.
[1][2][4]
Oyunun Derdi: Mizahın ve Direnişin Sesi
Oyunun yönetmeni Selen Uçer’in deyimiyle, bu oyun sadece güldürmek için değil, derdini anlatmak için sahnede. Mizah, hayatla başa çıkmak, direnmek, olmayanı dile getirmek için en güçlü silahlardan biri.
Hayat bazen çok katmanlı, bazen çok karanlık olabiliyor. Kadınların kendi aralarında kurduğu dayanışma çoğu zaman görünmeyebilir. Oyunda ise, her bir karakterin kendi iç yolculuğu ve hesaplaşması mizahın sıcaklığıyla birleşiyor. Selen Uçer’in ifadesiyle, “Hayat da, hikâyeler de kendi yolunu buluyor, yaratıyor.”
[2]
Bir Seyahat Yazarının Gözünden: İzlemek, Katılmak, Düşünmek
Tiyatroya gitmek bir yolculuktur. Sahneye adım attığınızda, dimdik karşısında durursunuz ‘karışık’ görünen hayatların. Kendini tiyatro salonuna atan her kadın, bir süreliğine kendi hayatının ana karakteri olur.
“Bütün Kadınların Kafası Karışıktır”ı izlerken sahnedeki karakterler kadar, yanımda oturan izleyici kadının hareketlerini, bakışlarını ve hatta bazen mırıldanmalarını gözlerim. Kimi zaman oyunla birlikte gülünür, kimi zaman bir cümle duyulur ve salondan bir iç çekiş yükselir. Hayatın da tiyatroyla ne kadar iç içe olduğunu her sahnede bir kez daha kavrarım.
Bir şehir kaşifi olarak bu tür oyunlar bana her defasında, oturduğum koltuktan daha fazlasını sunar. Oyun sonunda, kafam karışmasa bile kalbim karışır. Çünkü kadınlığın, şehirli olmanın, hayatta var olmanın ne kadar karmaşık ve bir o kadar güzel olabileceğini görmüş olurum.
Tiyatroda Kadının Yeri: Yazarlar, Yönetmenler, Oyuncular
Bu oyun özellikle kadın oyuncu kadrosu ile dikkat çekiyor. Kadın hikayelerini anlatan kadınlar, hem sahnede hem seyirciyle bir araya geliyor. Yönetmenlik, yazarlık, dekor, ışık gibi teknik alanlar bile kadınların ellerinden çıkınca, oyunun ruhu bambaşka bir boyut kazanıyor. Selen Uçer’in oyunu yeniden güncellemesi ve modernize etmesi, hikayenin hem zamansız hem de çok güncel olmasını sağlıyor. 2022 yılı versiyonu, özellikle pandemi süreci sonrası kadınların hayatına ve dünyadaki değişime dair yeni bir bakış kazandırmış.
[2]
Şehirde Kadın Olmak: Sosyolojik Bir Yolculuk
“Bütün Kadınların Kafası Karışıktır”ın dokusunu şehirli hayatta çok kolay hissedebilirsiniz.
Kadınların mahalle baskısı, evdeki yalnızlıkları, iş hayatındaki mücadeleleri ve kenar mahallenin ortasında başlayan bir hikaye… Hepsi, bir kadın olarak yaşamanın gerçekliğini tiyatrodan sokağa, balkondan pazara taşıyor. Oyunda sıkça karşılaştığımız; “Neden böyle hissediyoruz? Neden ömrümüz anlatmakla geçiyor?” sorularına hiç cevap verilmiyor, çünkü cevabını bulmak tiyatroda değil, kendi hayatımızda. Belki bineceğimiz bir otobüste, belki bir kafede, belki de bir gece eve geç dönerken…
Kadınların Hikayesini Sahneye Taşıyan Bir Kehanet: Gerçekten Kafamız Karışık mı?
Peki oyun bittiğinde kafamızda hangi sorular kalıyor? Gerçekten, bütün kadınların kafası karışık mı?
Oyunun çıkış noktası değerlendirdiğimizde, bu karışıklık; kadınların toplumsal rolleriyle, beklentileriyle, yükleriyle ve umutlarıyla baş başa kalmalarından kaynaklanıyor. Benim deneyimim ise; her kadın bir şekilde kendi hayatının sorunlarına, karmaşasına ve hayallerine sarılır. Kimi zaman, bir balkondan bakarken, kimi zaman bir kitap yazarak, kimi zaman bir şarkıda ağlayarak.
Bu karışıklık bazen bir isyan, bazen bir teslimiyet, çoğu zaman ise bir direniş olarak sahnede can buluyor. Oyunun mizahi dili ve kara mizah yaklaşımı, seyirciyle karakterler arasında görünmez bir bağ kuruyor. Oyun bitip salonun ışıkları yandığında, kafamızdaki sorular aynen duruyor, belki biraz daha karmaşık, ama kesinlikle daha gerçek.
Bir Tiyatro Bileti: Sadece Bir Koltuk Numarası mı?
Konu tiyatro bileti olunca, iş sadece online bilet almakla bitmiyor. Bu bilet, aynı zamanda bir şehir kaşifinin kendi macerasına attığı küçük bir adım. Dijital çağda, oyunun videolarına konuk olan Ata Demirer ve İrfan Değirmenci gibi isimler, tiyatronun biraz da medya ile buluşmasını simgeliyor.
"Bütün Kadınların Kafası Karışıktır" biletini almak, bir akşamını hayatın kendisini sahnede izlemeye ayırmak; kadınların duygu dolu hikayelerine ortak olmak anlamına geliyor. Kimi zaman sahnede ağlayıp sonra bir kahkaha patlatırken buluyorsunuz kendinizi. Her bilet, kadınların kendi mücadelelerine, şehir hayatındaki varlıklarına ve birbirlerine tutunmalarına açılan bir kapı.
Hayatın İçinden: Karışık Kafalardan Umutlu Sonuca
Makalenin başında sormuştum; kadınlar neden kafası karışık olur? Şimdi kendi cevabımı yazıyorum: Her kadın, hayatı karmaşık yaşar. Çünkü karmaşık hikâyeler yazmaya, yaşamaya, anlatmaya ve bazen hiç anlatmamaya mecbur bırakılmıştır.
Ama işte bu karışıklık, bazen bir mizah, bazen bir oyun, bazen bir şehir gezisi ama her zaman bir cesaret göstergesi...
Bu tiyatroya gitmek bana, kafası karışık kadınların hayatta ne kadar cesur, ne kadar mücadeleci ve ne kadar benzersiz olabileceğini bir kez daha gösterdi. Şehirde, mahallede, evde ya da sahnede; kadınlar, kafalarının karışıklığıyla yaşamı dönüştürüyor.
Bu yüzden bazen kafanız karışsın; belki yeni bir şeyler öğrenir, belki eski korkuları seversiniz, kim bilir, belki de bir gün anlatacak hikayeniz olur...
Oyunun Sonunda: Seyircinin Dönüşümü ve Kadın Sesleri
Salondan çıkarken kafamda en çok dönen şey, kadınların kendi iç hesaplaşmalarının, topluma ayna tutan mücadelelerinin ne kadar güçlü bir şekilde sahneye taşındığıydı.
Seyirci kitlesi farklı yaşlardan, farklı hayatlardan bin bir kadın ve erkek... Herkes kendi hikâyesini oyunda buluyor, kendi yolculuğuna yeni sorular ekliyor. Kadınların hikayesi, sadece kadına özel değil, her insana dair.
Bir deneyim yazarı olarak, bu oyunu izlemenin hayatıma kattığı yalnızca eğlenceli anekdotlar değil; aynı zamanda “karışık” kafaların ve duyguların aslında yaşamın ta kendisi olduğu.
Pratik Bilgiler: “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” Bileti Nasıl Alınır?
Eğer bu tiyatroya gitme fikri sizi cezbettiyse, bilet almak için birçok şehirdeki tiyatro salonundan veya resmi prodüksiyon sitelerinden temin edebilirsiniz. Oyunun güncel versiyonu ve kadrosu sıklıkla değişse de, genellikle AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu bünyesinde veya bağımsız sahne organizasyonlarıyla sahneye taşınıyor.
Özellikle yeni sezon tarihlerini mutlaka kontrol edin ve mümkünse önden rezervasyon yaparak salonun iyi bir yerinden izlemeyi seçin. Tiyatroya gitmeden önce oyunun güncel kadrosu ve oynama tarihleri hakkında bilgi almak önemli. Çünkü her sezon veya her şehirde farklı bir ekiple oynanabiliyor ve oyunun ruhu da yeni dokunuşlarla güncelleniyor.
Bu tip tiyatrolar genellikle sezon boyu şehirlerarası turnelerde sahneleniyor, büyük şehirlerin yanı sıra Anadolu turnelerinde de izleme fırsatı bulabilirsiniz.
Şehir Kaşifleri İçin Küçük Notlar
- Tiyatroya gitmeden önce oyunun konusu hakkında kısa bir araştırma yapın ve oyuncu kadrosunu inceleyin.
- Salonun akustiğine dikkat edin; bazen fazla büyük salonlar kendinizi sahneden uzak hissettirebilir.
- Salon çıkışında küçük sohbetlerle oyunun yarattığı etkiyi paylaşın. İki kişinin karşılıklı kafa karışıklığı bazen bir roman yazdırabilir.
- Bilet alırken güncel turne tarihlerini ve oyuncu kadrosunu takip edin.
- Şehirde tiyatro sonrası bir kafe veya bar seçerek, oyunun duygusal ağırlığını hafifletmek için kendinize zaman ayırın.
Kişisel Not: En Güçlü Kadınlar Hep Kafası Karışık Olanlar
Hayatta en çok sevdiğim kadınlar, hep kafası biraz karışık olanlar oldu. Çünkü onlarda hayatın çok katmanlı, çok derin ve çok gerçek olduğuna inanırım. “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” tiyatro oyunu, bir şehir kaşifi olarak kendime her defasında yeniden sormama vesile oluyor: Kafanız neden karışık? Nasıl karışıyor? Neyi anlatmaya çalışıyorsunuz? Ve tabii hepimiz gibi, bu sorunun cevabını bulmak için bir akşamını tiyatroya ayırabiliyorsunuz.
Bu yüzden oyunun biletini almak, sahneyle birlikte kendi karışıklıklarınıza da bir bilet kesmek demek.
Kaynakça
- [1] Bütün Kadınların Kafası Karışıktır – iyi hissetmek blogspot
- [2] Bütün Kadınların Kafası Karışıktır – Gazete Kadıköy
- [3] Bütün Kadınların Kafası Karışıktır – Ekşi Sözlük
- [4] Bütün Kadınların Kafası Karışıktır – Kitaptan Sanattan
- [5] Bütün Kadınların Kafası Karışıktır – Edirne Gazetesi