Bugün İstanbul’da Tiyatro Etkinlikleri: Şehrin Sahnesi Hareketli!
Sevgili tiyatro avcıları, İstanbul’da ne zaman “Bugün ne yapsak?” diye düşünecek olsanız, cevabın üç harfi, bir kelimesi ve bolca alkışı var: Tiyatro! Ayaklarımızın altındaki bu şehir, her köşesinde ayrı bir drama, komedi, müzikale ve sürprizlere gebe. Hele hele havalar biraz serinledi mi, Moda Sahnesi, Kadıköy’den ses gelir: “Gel, burada bir oyun var, tam sana göre!” Bugün de öyle işte; Babamı Kim Öldürdü oyunu şehre meydan okumaya hazırlanıyor[1][3][4][5].
Babamı Kim Öldürdü: Güldürmeyen Dram, Düşündüren Gerçek
Bazen bir tiyatro salonuna girersin, sandalyene yerleşirsin... Derken, sanki bir roman sayfasında bulur kendini insan. İşte Edouard Louis’in Babamı Kim Öldürdü eseri tam olarak bunu yapıyor! Fransa’nın genç ve hayli hırçın yazarlarından Edouard Louis’in roman üçlemesi (işçi sınıfı ve aile temalı) oyunculukla buluşuyor, sahnenin tozunu şöyle bir havalandırıyor[1][2][3][5].
Moda Sahnesi: Tiyatro Keyfinin Nabzı Burada Atıyor
Oyun, 2020’de Moda Sahnesi’nde sahnelenmeye başladı ve hâlâ alkıştan kaçamıyor. Seanslara bakınca, 27 Eylül 2025 Cumartesi akşamı Moda Sahnesi’nde saat 20:30’da işçi sınıfının hayata tutunma savaşına tanık olacaksınız[1][6]. Biletler kapış kapış! (Yalnız +18, yani çocuklu aileleri sokağın başında bırakıyoruz...)
Tek Kişilik Bir Sosyal Deprem: Kimse Yerinden Kalkmasın!
Neymiş, tek kişilikmiş, tek perdeymiş... Oldu olacak, bir de tek cümlelik inceleme ekleyelim: “Yıkıcı!” Çünkü bir adamın, bir babanın hikayesi üzerinden; sistemin işçiyi, aileyi, insanı nasıl parçaladığını gösteriyor. Oyun boyunca, “Bunu da mı yaşadık, vay canına!” deyip durduğum sahneler oldu, yalan yok[1][3].
Babamı Kim Öldürdü: Hikayesi, Teması ve Sahne Sihiri
Edouard Louis’in Romanından Sahnede Ayakta Kalmaya Çalışan Bir Baba
Edouard Louis öyle bir roman yazmış ki, kendi işçi sınıfı geçmişini, babasıyla olan ilişkisini, babasının iş kazasıyla değişen hayatını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
- Romanın Teması: Aile içi karmaşalar, babalığın sorgulanması, erkeklik rolleri, işçilik, devlet ve sosyal adalet... Yani, hayatın toplumsal dikenleri
- Duygusal Yük: Babasının iş kazası sonrası yatalak kalması, oğul Edouard’ın devletin sorumluluğunu sorgulaması; yani bir tragedya, devlet – aile – erkeklik üçgeninde bir hesaplaşma[2][3].
- Sahnede Canlı: Oyuncunun tek başına her duyguyu, öfkeyi, çaresizliği, mizahı ve bazen de babasına duyduğu kırgınlığı taşıması... İşte tiyatro dediğin tam da böyle olur!
Sahnede Hayata Karışan Temalar
- Irkçılık
- Sömürü
- Cinsiyetçilik
- Ekonomik Bunalım
- Nefret Suçu
- Ayrımcılık
Louis, olayları kendi ailesinin gözünden anlatırken; bu temalar tiyatroda adeta “dokunsan ağlayacak” bir forma bürünüyor[2][3]. Kimi zaman, babasının giydiği işçi tulumu devletin diktiği bir kefen gibi anlatılıyor.
Oyunun Sahne Atmosferi: Dekor, Işık, Gözyaşı ve Hafifçe Mizah
Moda Sahnesi’nin artistik direktörleri, bu oyunda dekorun minimum, etkisinin maksimum olmasına özen göstermişler. Sahne neredeyse çıplak; bir sandalye, birkaç eski eşya ve bir baba figürü. Ama bir bakmışsın; o sahne, bir anda Fransa’nın işçi mahallesinden İstanbul’un sobalı odalarına dönüşmüş. Işıklar bazen sönük, bazen göz alıcı; bazen de elektrikten tasarruf edercesine kısıktı (sürdürülebilir sahne sanatı derken yere para düşürmüşler). Ve tabii ki, oyuncunun mimikleriyle her duygunun hakkını vermesi...
Tek Perde, Tek Adam, Bol Soru: Babamı Kim Gerçekten Öldürdü?
Oyun boyunca sürekli bir sorgulama var: “Babamı Kim Öldürdü?” İşte burada seyirciyi bir “detektif” gibi oyuna dahil ediyor Edouard Louis’in anlatısı. Devletin iş kazasındaki ihmali, sosyal desteğin eksikliği, babanın geçmişteki tercihlerinin bugünkü kaderi... Her sahnede “Kim suçlu?” diye düşünmeye başlıyorsun.
Oyunun Mesajı: Suçlu Kim? Cevap da Seyircide Gizli
Bu oyunda “katil” yok; daha çok işlevsiz sistemlerin gölgesinde kalan, toplumsal bir facia var. Kimine göre, kapitalizm; kimine göre, sosyal devletin eksikliği. Ama final sahnesinde herkes kendi babasını, kendi geçmişini sorgulamaya başlıyor. “Gerçekten, benim babamı kim öldürdü?” İşte o cevap, Moda Sahnesi’nin kırmızı koltuklarının arasında kayboluyor.
Oyunculuk Performansı: Yalnız Adamın Yalnızlığına Alkış
- Tek kişilik oyun: Bu, “Sahne ne kadar kalabalık olursa o kadar güzel” diyenlere tokat gibi cevap.
- Beden Dili: Oyuncu, bir baba, bir oğul, bir komşu, bir devlet memuru… Hepsini bir anda oynamayı başarıyor. Dramın dozunu öyle ayarlıyor ki, ara sıra dudağınızda bir tebessüm, sonra da gözlerinizde nem oluşuyor.
- Ses Kullanımı: Sessizce fısıldanan bir cümleyle salon buz kesiyor; bağırdığı anda ise, herkesin içinde babasına söyleyemediklerini haykırıyor.
Mizah Dokunuşu: Dram Ağlatırken, Aralarda Tatlı Bir Gülümseme
Her şey trajedi mi? Düşünmeyin! Oyunda, “Fransız usulü babalık” mizahı, arada bir babasını taklit eden Edouard ile salona yayılıyor. “Oğlum, devlete kafa tutulmaz!” diyen babayı, genç oyuncu öyle bir taklit ediyor ki, ister istemez kahkaha kaçırıyorsun. Sonra bir bakmışsın, göz pınarların vicdanına yol yapmış, hop ağlıyorsun. Bir gülme, bir ağlama... İşte tiyatro dediğimiz şey bunun için güzel!
İstanbul’da Tiyatro: Bugün Nerede, Hangi Oyun?
Babamı Kim Öldürdü’den Başka Tavsiyeler
- Haybeden Gerçeküstü Aşk: Mizah ve gerçeküstüyü bir arada seviyorsan, Yılmaz Erdoğan'ın klasikleşen oyunu tam sana göre[2].
- Plastik Aşklar: “Gerçek aşk var mı?” derken, her şeyi sorgulatıyor. Hem güldürür, hem düşündürür.
- Bir İdam Mahkumu’nun Son Günü: Victor Hugo’nun bam teline dokunan sosyolojik dram.
- Müzeyyen: Hüzünbaz bir aşk hikayesinin sahnede can bulmuş hali.
- Yalnız Başaklara Azgın Boğa: Tiyatroda absürt sevenler için ideal.
- Gogol’un Paltosu: “Memurluğun kaderi mi var?” sorusunu ustaca işliyor.
- Bir Delinin Hatıra Defteri: Tek kişilik performansların şahı!
Yani İstanbul’un tiyatro cephesinde bugün sahneler dolu, koltuklar kapalı… Moda Sahnesi’nde Babamı Kim Öldürdü’nün yankısı sürerken, başka sahnelerde başka çılgın hikayeler yaşanıyor. Biletini kap, oyuna koş, son sandalye için kimseye acıma!
Moda Sahnesi’nin Tiyatrosu: Sıradaki Oyunlar ve Etkinlikler
- Yabancı: 27.09.2025
- Babamı Kim Öldürdü: 27 Eylül ve 23 Kasım’da sahnede[1][6]
Sahneye çıkanlardan alkışını esirgeme; çünkü her replikte bir toplumun acısı gizli. İstanbul’da tiyatro demek; bazen kendi hikayeni sahnede bulmak demek!
Babamı Kim Öldürdü: Kime Önerilir?
- Tiyatro Delilerine: Sahnede dozunda dramatik ve toplumsal içerik arayanlara.
- Aile İçinde Dertleşmekten Yana Olmayanlara: Belki de sahnede kendi babanı ve oğlunu görebilirsin.
- Sistemi Sorgulamayı Sevenlere: “Devlet mi suçlu, yoksa kader mi?” diye düşünenlere.
- Tek kişilik performans sevenlere: Sahne tek kişiyle ne hale gelir, görmek isteyenlere.
- +18 izleyicilere: Çünkü oyun bazen fazla gerçekçi, bazen de fazla iç acıtıcı olabiliyor.
Bu Makale Niye Bu Kadar Uzun?
Çünkü İstanbul’da tiyatro ve Babamı Kim Öldürdü gibi toplumsal çığlıklar; kısa anlatılmaz, küçük bir cümlede bitmez. Her oyun ardından, insan bir çorbacıya gitmek, bir bardak demli çay içmek ve “Bu ülke niye böyle?” diye dertlenmek ister. Tiyatro işte; toplumu aynadan izletip, sonunda herkesin cebine biraz hüzün ve bir çimdik umut koyar.
Son Söz: Bugün Sahne Senin, Alkış da Senin!
Eğer bu akşam İstanbul’da tiyatroya gitmeye karar verdiysen, “Babamı Kim Öldürdü” ile hem kendi hikayeni görür, hem de toplumsal gerçeklerin tiyatroda nasıl tokat gibi çarpabileceğine tanık olursun. Unutma: Tiyatro, hayatın prova yaptığı yerdir. Moda Sahnesi’nde bu gece, sorunun cevabını bulamayabilirsin, ama kendini bulabilirsin.
Kaynakça
- [1]: tiyatrolar.com.tr/tiyatro/babami-kim-oldurdu
- [2]: firsat.me/Firsat/Babami-Kim-Oldurdu
- [3]: biletinial.com/tr-tr/tiyatro/babami-kim-oldurdu-tyndn
- [4]: biletinial.com/en-tr/theatre/babami-kim-oldurdu-tyndn/15184718
- [5]: biletix.com/etkinlik/4KMBB/TURKIYE/tr
- [6]: tiyatrolar.com.tr/sahne/istanbul/moda-sahnesi