Alaittin Eraslan, AYSA Tiyatro ve Türk Sahnesine Düşen Uzun Gölge

12 Eki 2025  •  722
Ücretsiz Kampanya Yayınla!

Dürüst olacağım: Eğer Türkiye’de özel tiyatronun kalbine bir büyüteç tutacak olsak, orada mutlaka Alaittin Eraslan ve onun ölümsüz izlerini görürüz. Sahne ışıkları bazen aktörlerin, bazen de o ışıkları yakan, perdeyi açık tutanların üzerindedir. Eraslan da tam olarak o perdeyi hep açık tutmayı başaranlardan biri. Bu yazıda Erzurum’dan İstanbul’a, tiyatronun taşradan kalbe giden o ince yolunda, Alaittin Eraslan’ın AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu ile Türk sahnesine kattıklarına ve onun “Her Yerde Tiyatro” idealine bakacağız. Yanına bir kahveni al, çünkü bu yolculuk biraz uzun sürecek!

Alaittin Eraslan Kimdir?

1947 yılında Türkiye'nin doğusunda dünyaya gelen Alaittin Eraslan, tiyatroya ilk adımlarını genç yaşında attı. Sahnenin karşısında oturan seyircilerden biri değil; aynanın arkasında; yani mutfağında, mutfaktan da epeyce uzakta, ta tedarik zincirinin en başında yer aldı. Çünkü Eraslan’ın tiyatroya bakışı, “Bu iş sadece oyun sergilemekle olmaz, organizasyonu, üretimi, ulaşımı, mekânı, seyircisi, her şeyiyle gerçek bir sistem olmalı,” felsefesiyle şekillendi.

Tiyatronun Üzerine Çekilmiş Bir Şemsiye: AYSA Organizasyon

1985'te AYSA Organizasyon şirketini kurarak, o dönem büyük ölçüde İstanbul ve Ankara ekseninde dönen profesyonel tiyatroyu Anadolu’ya taşımak için ciddi adımlar attı. Sadece gösterişli sahnelere değil, Anadolu'nun köşelerine de tiyatro enerjisini ulaştırma işine girişti.

Türkiye’de büyük şehirlerin dışında da tiyatro yapılır, tiyatro izlenir ve alkışlanır; işte Eraslan’ın ısrarla gösterdiği budur.

AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu: Sadece Bir Topluluk Değil, Bir Miras

2002 yılı geldiğinde “Hazır, organize ediyoruz; neden kendi prodüksiyonumuz olmasın?” diye düşündü ve kardeşleriyle birlikte AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu’nu kurdu[1][2]. İlk oyunlarında hem usta isimlere hem genç oyunculara yer açmış, Türk tiyatrosunun ekol isimleriyle aynı sahnede izleyiciye ulaşmıştır.

İlk Adımlar: Kadınlar Devleti ve Sonrası

Tiyatronun ilk oyunu Yücel Erten’in Aristofanes’ten esinlenerek yazıp yönettiği Kadınlar Devleti’ydi. Oyun, 13. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyer yaptı ve büyük ilgi çekti[1].

Burası sadece bir oyun salonu değil; bir mentörlük, üretim ve dayanışma platformuydu. Zamanla “Basit Bir Ev Kazası”, “Şölen”, “Cam”, “Düğün”, “Azizlikler ve “Marx’ın Dönüşü” gibi çağının nabzını tutan oyunlara da kapılarını açtı.

Her Yerde Tiyatro Felsefesi

Alaittin Eraslan’ın en çok öne çıkan özelliği, tiyatroya ulaşmayı bir kent ayrıcalığından çıkaran tavrıydı. “Tiyatro, Şişli’de, Kadıköy’de oynanır” ya da “Bir tek büyük sahneler var” klişesini yıkan, köy meydanından konser salonuna kadar her yeri potansiyel bir tiyatro alanı sayan bir bakış açısı.

Yani kısa kesmek gerekirse, “Burada tiyatro olmaz” diyenlere, “Olur, gayet de güzel olur!” dedi ve gösterdi.

Öne Çıkan Oyunlar ve Katkılar

Bakınca, hiç yabancı olmadığımız, yıllarca sahnede ayakta alkışlamış ustaların, usta laflarıyla dolu bir repertuvar. Kendi deyimimle: “Perde, bazen kapanır ama AYSA’nın ruhu hep açık kalır.”

Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri: Bir Anıdan Çok Daha Fazlası

2013’te hayatını kaybeden Alaittin Eraslan’ın ardından başlayan Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri, klasik bir anma değil; tam anlamıyla sahnenin ona saygı duruşu[2][3]. İzmir başta olmak üzere farklı illerde düzenlenen bu festival, “Sezon boyunca hangi oyunlar beğenilmiş, kimler öne çıkmış, hangi yeni isimler parlamış?” sorularının cevabını seyirciyle doğrudan buluşturuyor.

Mesela, sahnede yeni bir oyun peşindeysen, “Ben de izleyeyim, ben de alkışlayayım ve yeni yetenekleri keşfedeyim” diyorsan bu festival tam sana göre.

Festivalin Felsefesi ve Katkısı

Festivalin ana hatları, sadece “Eraslan’ı anıyoruz,” düzeyinde değil — aynı zamanda onun sanat anlayışını yaşatmak, gençlere rol model sunmak, tiyatro enerjisini şehir şehir gezdirmek üzerine.

Tiyatroda Fark Yaratmak: AYSA’nın Diğer Katkıları

Dürüstçe söylemek gerekirse, işin sadece perdeyi aralamakla kalmadığını, geride ciddi bir organizasyon emeği olduğunu AYSA ile öğrendik. Topluluklar tek başına bir oyun çıkarmaz; onları bir arada tutan, mekan sağlayan, lojistik destek sunan yapılar da gereklidir.

Çoğu zaman arka planda kalan organizasyon ve prodüksiyon işlerinin, oyunun başarısından tiyatronun kalıcılığına kadar her aşamada ne kadar kıymetli olduğu AYSA örneğiyle ortaya çıktı.

Türk Tiyatrosuna Uzun Vadeli Etkiler

Bak, samimi konuşayım: Türkiye’de tiyatronun bugün “herkesin ulaşabileceği bir sanat” olarak algılanması, sokakta “Şuraya da bir oyun getirin!” denmesi AYSA’nın açtığı yoldan geçiyor. Hem yapımcı, hem fikir babası, hem de alçak gönüllü destekçisi olan Alaittin Eraslan’ın izinde birkaç ana başlıkta etkilerden söz etmek mümkün:

  1. Bölgesel tiyatronun canlanması: Artık Ege’den Doğu Anadolu’ya, tiyatro izlemek bir lüks olmaktan çıktı. Büyük şehirler dışında da tiyatroya ilgi var — bunda AYSA’nın katkısı yadsınmaz.
  2. Ustalık ve çırahlık: Hem usta tiyatrocular, hem genç yetenekler aynı sahnede buluşabiliyor; geçmişten geleceğe bir aktarım köprüsü kuruldu.
  3. Üretim ve organizasyonun değeri: Sadece sanatçı olmak yetmez; iyi bir organizasyon yapısı, sürdürülebilirlik için şart. AYSA, bu anlamda işin mutfağını örnekledi.
  4. Salon dışı tiyatro: Açık hava ve tarihi mekan kullanımıyla, tiyatronun sınırları yeniden çizildi.

Tüm Bunlardan Sonra: Alaittin Eraslan’ın “Gerçek” Sahnesi

Şunu net söylemek gerekir: Sistemiyle, bakışıyla ve açtığı yollarla Alaittin Eraslan’ın gerçek sahnesi, bugünün modern Türk tiyatrosudur. Geride kalan oyunlar, ödüller, alkışlar bir yana; onun asıl mirası, genç bir oyuncunun turnede yaşadığı ilk heyecanda, taşra seyircisinin “Tiyatro ne güzelmiş!” dediği o bakışta saklıdır.

Sen hâlâ tiyatronun şehir dışında zor koşullarda imkansız olduğunu düşünenlerdensen, bir Alaittin Eraslan oyununun afişini gördüğünde hatırla: Birileri, arkanı sağlama almak için onca yıl çalışmış! O yüzden sahnede perde açılırken sadece oyuncuları değil, perde arkasındaki o görünmez emeği de alkışlamak gerekir.

Neden AYSA ve Alaittin Eraslan Bugün Hâlâ Anılıyor?

Çünkü AYSA bir ekol, Alaittin Eraslan ise istikrarlı bir yatırımcı, vizyoner bir organizatör olarak Türkiye’de tiyatronun “herkesin sanatı” haline gelmesinde kritik rol oynadı. Herkes sahneye çıkmayı başaramaz ama sahneye çıkanlara yol açmak, iz bırakmak, onlarca yeni yeteneğe alan açmak başlı başına bir iş.

Son tahlilde, ne diyelim: “Perde açık kalsın, herkes alkışta buluşsun.” Bugünün Türk tiyatrosu o alkıştan doğdu, içinde AYSA’nın ve Alaittin Eraslan’ın emeği var.

KAYNAKÇA


Bu blog yazısı ile ilgili telif hakkı, içerik kaldırma, güncelleme veya düzeltme taleplerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. info@firsat.me.

Sorumluluk Reddi: Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Kaynakçada yer alan bağlantılar kendi içeriklerinden sorumludur. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca telif hakları eser sahiplerine aittir.