Dürüst olacağım: Eğer Türkiye’de özel tiyatronun kalbine bir büyüteç tutacak olsak, orada mutlaka Alaittin Eraslan ve onun ölümsüz izlerini görürüz. Sahne ışıkları bazen aktörlerin, bazen de o ışıkları yakan, perdeyi açık tutanların üzerindedir. Eraslan da tam olarak o perdeyi hep açık tutmayı başaranlardan biri. Bu yazıda Erzurum’dan İstanbul’a, tiyatronun taşradan kalbe giden o ince yolunda, Alaittin Eraslan’ın AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu ile Türk sahnesine kattıklarına ve onun “Her Yerde Tiyatro” idealine bakacağız. Yanına bir kahveni al, çünkü bu yolculuk biraz uzun sürecek!
Alaittin Eraslan Kimdir?
1947 yılında Türkiye'nin doğusunda dünyaya gelen Alaittin Eraslan, tiyatroya ilk adımlarını genç yaşında attı. Sahnenin karşısında oturan seyircilerden biri değil; aynanın arkasında; yani mutfağında, mutfaktan da epeyce uzakta, ta tedarik zincirinin en başında yer aldı. Çünkü Eraslan’ın tiyatroya bakışı, “Bu iş sadece oyun sergilemekle olmaz, organizasyonu, üretimi, ulaşımı, mekânı, seyircisi, her şeyiyle gerçek bir sistem olmalı,” felsefesiyle şekillendi.
Tiyatronun Üzerine Çekilmiş Bir Şemsiye: AYSA Organizasyon
1985'te AYSA Organizasyon şirketini kurarak, o dönem büyük ölçüde İstanbul ve Ankara ekseninde dönen profesyonel tiyatroyu Anadolu’ya taşımak için ciddi adımlar attı. Sadece gösterişli sahnelere değil, Anadolu'nun köşelerine de tiyatro enerjisini ulaştırma işine girişti.
- Ankara Sanat Tiyatrosu, İstanbul Şehir Tiyatrosu, Kent Oyuncuları gibi önemli toplulukların Anadolu turnelerinin arkasındaki isimlerden biri o.
- Rumeli Hisarı’nda başlattığı “Rumeli Hisarı Tiyatroya Kavuşuyor” projesiyle hem tarihî mekânlarla tiyatroyu buluşturdu hem de farklı toplulukları bir araya getirmeyi başardı.
- Beyazıt Öztürk, Mehmet Ali Erbil, Sunay Akın gibi sahne sanatçılarının gösterilerinin de organizatörü oldu.
Türkiye’de büyük şehirlerin dışında da tiyatro yapılır, tiyatro izlenir ve alkışlanır; işte Eraslan’ın ısrarla gösterdiği budur.
AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu: Sadece Bir Topluluk Değil, Bir Miras
2002 yılı geldiğinde “Hazır, organize ediyoruz; neden kendi prodüksiyonumuz olmasın?” diye düşündü ve kardeşleriyle birlikte AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu’nu kurdu[1][2]. İlk oyunlarında hem usta isimlere hem genç oyunculara yer açmış, Türk tiyatrosunun ekol isimleriyle aynı sahnede izleyiciye ulaşmıştır.
İlk Adımlar: Kadınlar Devleti ve Sonrası
Tiyatronun ilk oyunu Yücel Erten’in Aristofanes’ten esinlenerek yazıp yönettiği Kadınlar Devleti’ydi. Oyun, 13. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyer yaptı ve büyük ilgi çekti[1].
- Sonrasında Cem Davran’la “Beyefendi” (2000) ve Ali Sürmeli ile Güven Kıraç’ın oynadığı “Kahvede Şenlik Var” (2001) gibi dikkat çeken yapımlar geldi.
- Azizname (Aziz Nesin), Nathalie (Zuhal Olcay & Tilbe Saran), Bana Mastikayı Çalsana (Ayşenil Şamlıoğlu), Kocasını Pişiren Kadın (Özen Yula), Koca Bir Aşk Çılgınlığı (Işıl Kasapoğlu) gibi oyunlar, AYSA’nın repertuvarını zenginleştirdi.
- Bir dönem neredeyse “Hangi tiyatroya gidelim?” sorusuna cevap veren anahtarlardan biri oldu AYSA.
Burası sadece bir oyun salonu değil; bir mentörlük, üretim ve dayanışma platformuydu. Zamanla “Basit Bir Ev Kazası”, “Şölen”, “Cam”, “Düğün”, “Azizlikler ve “Marx’ın Dönüşü” gibi çağının nabzını tutan oyunlara da kapılarını açtı.
Her Yerde Tiyatro Felsefesi
Alaittin Eraslan’ın en çok öne çıkan özelliği, tiyatroya ulaşmayı bir kent ayrıcalığından çıkaran tavrıydı. “Tiyatro, Şişli’de, Kadıköy’de oynanır” ya da “Bir tek büyük sahneler var” klişesini yıkan, köy meydanından konser salonuna kadar her yeri potansiyel bir tiyatro alanı sayan bir bakış açısı.
- Temsiller sadece büyük salonlarda değil, Rumeli Hisarı gibi tarihi açık hava tiyatrolarında da düzenlendi.
- Bu yaklaşım, tiyatronun elit ilişkisini de kırdı; Anadolu'da oyun seyretmek de, aktör olmak da mümkün oldu.
Yani kısa kesmek gerekirse, “Burada tiyatro olmaz” diyenlere, “Olur, gayet de güzel olur!” dedi ve gösterdi.
Öne Çıkan Oyunlar ve Katkılar
- Kadınlar Devleti (Yücel Erten)
- Beyefendi (Cem Davran)
- Kahvede Şenlik Var (Ali Sürmeli, Güven Kıraç)
- Azizname (Aziz Nesin’in eserlerinden uyarlama)
- Nathalie (Zuhal Olcay, Tilbe Saran)
- Kocasını Pişiren Kadın (Özen Yula)
- Koca Bir Aşk Çılgınlığı (Josiane Balasko – Yön. Işıl Kasapoğlu)
- Basit Bir Ev Kazası (Günay Karacaoğlu)
- Şölen, Cam, Düğün, Azizlikler, Marx’ın Dönüşü
Bakınca, hiç yabancı olmadığımız, yıllarca sahnede ayakta alkışlamış ustaların, usta laflarıyla dolu bir repertuvar. Kendi deyimimle: “Perde, bazen kapanır ama AYSA’nın ruhu hep açık kalır.”
Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri: Bir Anıdan Çok Daha Fazlası
2013’te hayatını kaybeden Alaittin Eraslan’ın ardından başlayan Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri, klasik bir anma değil; tam anlamıyla sahnenin ona saygı duruşu[2][3]. İzmir başta olmak üzere farklı illerde düzenlenen bu festival, “Sezon boyunca hangi oyunlar beğenilmiş, kimler öne çıkmış, hangi yeni isimler parlamış?” sorularının cevabını seyirciyle doğrudan buluşturuyor.
- Usta sanatçılar Genco Erkal, Rutkay Aziz, Haluk Bilginer gibi isimleri ağırlayarak Türkiye’deki farklı toplulukların sesi oluyor.
- Her yıl başka bir tema, yeni bir heyecan, dinamik bir sahne akışı; kısacası modern Türkiye tiyatrosunun kısa özeti bu festivalde atıyor.
- Ayrıca bu etkinlik, genç sahne sanatçılarının ve tiyatro gruplarının kendini göstermesi için büyük bir fırsat sunuyor.
Mesela, sahnede yeni bir oyun peşindeysen, “Ben de izleyeyim, ben de alkışlayayım ve yeni yetenekleri keşfedeyim” diyorsan bu festival tam sana göre.
Festivalin Felsefesi ve Katkısı
Festivalin ana hatları, sadece “Eraslan’ı anıyoruz,” düzeyinde değil — aynı zamanda onun sanat anlayışını yaşatmak, gençlere rol model sunmak, tiyatro enerjisini şehir şehir gezdirmek üzerine.
- Türkiye’de "tiyatro sadece birkaç büyük şehirde yapılır" algısını kırmaya çalışan ilerici bir model.
- Katılımcı oyunlarla, sezonun beğenilen işlerini farklı mekânlarda yeniden izleme imkânı sunuyor.
Tiyatroda Fark Yaratmak: AYSA’nın Diğer Katkıları
Dürüstçe söylemek gerekirse, işin sadece perdeyi aralamakla kalmadığını, geride ciddi bir organizasyon emeği olduğunu AYSA ile öğrendik. Topluluklar tek başına bir oyun çıkarmaz; onları bir arada tutan, mekan sağlayan, lojistik destek sunan yapılar da gereklidir.
- Anadolu turneleriyle yeni seyirciler kazandırdı, Türk Tiyatrosu’nu lokal bir iş olmaktan çıkardı.
- Köklü ve genç tiyatro topluluklarını aynı sahnede buluşturmak, iş birliğini teşvik etmek, ustalık çıtasını yeni nesillere aktarmak; hepsi bu modelin içinde yer aldı.
- Rumeli Hisarı’nda başlatılan etkinliklerle, tarihî mekânların kültürel hayata yeniden dahil edilmesini sağladı.
Çoğu zaman arka planda kalan organizasyon ve prodüksiyon işlerinin, oyunun başarısından tiyatronun kalıcılığına kadar her aşamada ne kadar kıymetli olduğu AYSA örneğiyle ortaya çıktı.
Türk Tiyatrosuna Uzun Vadeli Etkiler
Bak, samimi konuşayım: Türkiye’de tiyatronun bugün “herkesin ulaşabileceği bir sanat” olarak algılanması, sokakta “Şuraya da bir oyun getirin!” denmesi AYSA’nın açtığı yoldan geçiyor. Hem yapımcı, hem fikir babası, hem de alçak gönüllü destekçisi olan Alaittin Eraslan’ın izinde birkaç ana başlıkta etkilerden söz etmek mümkün:
- Bölgesel tiyatronun canlanması: Artık Ege’den Doğu Anadolu’ya, tiyatro izlemek bir lüks olmaktan çıktı. Büyük şehirler dışında da tiyatroya ilgi var — bunda AYSA’nın katkısı yadsınmaz.
- Ustalık ve çırahlık: Hem usta tiyatrocular, hem genç yetenekler aynı sahnede buluşabiliyor; geçmişten geleceğe bir aktarım köprüsü kuruldu.
- Üretim ve organizasyonun değeri: Sadece sanatçı olmak yetmez; iyi bir organizasyon yapısı, sürdürülebilirlik için şart. AYSA, bu anlamda işin mutfağını örnekledi.
- Salon dışı tiyatro: Açık hava ve tarihi mekan kullanımıyla, tiyatronun sınırları yeniden çizildi.
Tüm Bunlardan Sonra: Alaittin Eraslan’ın “Gerçek” Sahnesi
Şunu net söylemek gerekir: Sistemiyle, bakışıyla ve açtığı yollarla Alaittin Eraslan’ın gerçek sahnesi, bugünün modern Türk tiyatrosudur. Geride kalan oyunlar, ödüller, alkışlar bir yana; onun asıl mirası, genç bir oyuncunun turnede yaşadığı ilk heyecanda, taşra seyircisinin “Tiyatro ne güzelmiş!” dediği o bakışta saklıdır.
Sen hâlâ tiyatronun şehir dışında zor koşullarda imkansız olduğunu düşünenlerdensen, bir Alaittin Eraslan oyununun afişini gördüğünde hatırla: Birileri, arkanı sağlama almak için onca yıl çalışmış! O yüzden sahnede perde açılırken sadece oyuncuları değil, perde arkasındaki o görünmez emeği de alkışlamak gerekir.
Neden AYSA ve Alaittin Eraslan Bugün Hâlâ Anılıyor?
Çünkü AYSA bir ekol, Alaittin Eraslan ise istikrarlı bir yatırımcı, vizyoner bir organizatör olarak Türkiye’de tiyatronun “herkesin sanatı” haline gelmesinde kritik rol oynadı. Herkes sahneye çıkmayı başaramaz ama sahneye çıkanlara yol açmak, iz bırakmak, onlarca yeni yeteneğe alan açmak başlı başına bir iş.
- Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri, onun anısına bir saygı duruşu değil; sahneye bırakılan bir bayraktır.
- Günün birinde Türkiye tiyatrosunda birlikte kahve içtiğimiz bir anı yazmak istersen, o masada mutlaka AYSA’nın ve Alaittin Eraslan’ın ruhu olur.
Son tahlilde, ne diyelim: “Perde açık kalsın, herkes alkışta buluşsun.” Bugünün Türk tiyatrosu o alkıştan doğdu, içinde AYSA’nın ve Alaittin Eraslan’ın emeği var.